Banyuwangi’den pazartesi sabahı ayrıldık. Sabah 5 gibi Johny ve oğlu bizi tren istasyonuna bıraktılar. Endonezya şartlarında bu gecikme bile sayılmaz. 35.000 Rupiah (7,5 TL) vererek ekonomi sınıfından biletimizi aldık. Saat 6’da hareket etmesi gereken tren 06:30’da hareket etti. Tren aynı zamanda sanki bir Pazar yeri. Her birkaç dakikada bir bir veya birkaç satıcı birden geçiyor. İstasyonlarda durduğunda hareketlilik daha fazla. Aklımda kalan satıcıları sıralarsam eğer: gazete, meyve ve sebze, çeşit çeşit içecek, cips, kemer, tespih, cüzdan, hurma, lolipop, kalem, paketlenmiş yerel yemekler ve inanmayacaksınız ama kafeste satılan kuşlar bile vardı. Endonezya’nın en kalabalık ikinci şehri Surabaya’da istasyonda 1,5 saat mola verildi.

Koltuklar geniş ve normalde 3 kişilik. Koltuğa tek kişi olarak oturup, küçük çantamı başımın altına alıp zaman zaman uyudum. Satıcıların gürültüsü her ne kadar beni uyandırsa da zaman zaman umuruma bile gelmiyordu. Ayakları tam uzatacak kadar olmasa da nispeten otobüs ve uçak yolculuğuna göre daha rahat bir yolculuk oldu. 15 saat sonra sonra Yogyakarta’ya vardık. Tren istasyonundan 20 dakikada yürüyerek otellerin olduğu’ya vardık. Sosrowijayan Gang I ve II caddelerindeki pansiyonlara baktık, çoğu doluydu. Losmen Lucy’de boş yer bulup yerleştik. Pansiyon odası temiz olmadığı gibi küçüktü ve kahvaltı da fiyata dahil değildi.

Ertesi gün kalkıp çevredeki diğer losmenlere göz attım. Burada pansiyon tarzındaki konaklama seçeneğine losmen deniyor. Maliboro caddesi üzerindeki hem daha ucuz hem daha temiz ve internet dahil olan başka bir yere geçtik.  Her bütçeye göre irili ufaklı otel ve homestay seçenekleri var. Ülkenin kültür ve sanat başkenti sayılan Yogyakarta’da çok sayıda yerli turist bulunuyordu. Kumaş ve tekstil üzerine elle boyama sanatı olan batik ürünleri ve sanatçıları ile dolu bir şehir.

Bali’ye göre buradaki satıcılar tam profesyonel. Sıradan biriymiş gibi akıllıca bir girişle, çoğu düzgün İngilizce ile sizinle sohbete başlıyor. Belki yarım saat konuşup, birlikte yürüyüp sohbet ettikten sonra size gerekirse arkadaşının batik mağazasına götürebileceğini söylüyor. Sokaklardaki mağazaların önündeki kaldırım, tıka basa seyyar konfeksiyoncularla dolu. Beklentilerimi karşılayamayan bir şehir oldu Yogyakarta. Daha düzgün ve temiz sokaklar, dükkanlar ve restoranlar bekliyordum ama klasik Endonezya şehir karmaşasından farklı bir şey bulamadım ben.

Yogyakarta’da kaldığımızın 3. günü dünyanın en büyük Budist tapınaklarından olan Brobodur’a gittik. Banyuwangi’den Yogyakarta’ya gelirken trende tanıştığımız 2 Alman, 1 Perulu ve bir İspanyol ile Maliboro caddesindeki bir acenteden 120.000 Rp’ye biletimizi aldık. Sabah 5 gibi bizi otelden aldılar. Yogyakarta’ya 42 km uzaklıktaki tapınağa, 45 dakikalık bir yolculuk sonrasında vardık. Yoğun bir duman tabakası her tarafı sarmıştı, nefes almak zordu.

Sekizinci yüzyılda kurulmuş olan Brobodur Tapınağı’ndan 2,672 rölyef ve 504 Buddha heykeli bulunuyor. 14. Yüzyılda İslam’ın adada hüküm sürmesiyle tapınak terk edilmiş ve 1814 yılında yeniden keşfedilmiş. Doğal etki ve depremlerle harap halede bulunan tapınak, 1975 ve 1982 yılları arasında uzunca bir restorasyon süresince UNESCO ve Endonezya hükümeti tarafından onarılmış. Şu an UNESCO dünya mirası listesinde bulunuyor. Tapınak alanı içerisindeki müze de ayrıca ziyaret edilebilir.

Tapınak ziyareti sonrası kahvaltımızı tapınağın dışındaki bir yerde tur fiyatına dahil olarak aldık. Kahvaltı sonrası diğer bir Budist tapınağı olan Prambanan Temple geçtik. İki tapınak arasındaki mesafe araç ile 10 dakika civarında. Brobodur gibi görkemli ve büyük olmasa da görülmeye değer bir yer. Hele bahçesindeki yaşlı ve ilginç ağaç bir başka güzellikti. Öğleden sonra 2 gibi şehre geri döndük.

Yogyakarta’daki son günümüzde ise Sultan’s Palace’ye gittik. Şehir merkezindeki ana caddenin Doğu ucunda bulunan saray görülmeye değer bir yer değildi. Saraya benzer pek bir hali de yoktu. Müzeye benzetilemeye çalışılmış sarayda Sultan’ın kullandığı eşyalar, seramikler, bazı giysiler ve eski fotoğraflar bulunuyor.

Yerel halkı Jogja olarak adlandırdığı Yogyakarta şehri bizim daha çok dinlendiğimiz, internetteki işlerimizi hallettiğimiz bir mekan oldu. Buraya seyahat planlayanlar için sanırım 2 gün yeterli olacaktır.

Day 386, ID:43, Yogyakarta, Java. 25 Ağustos 2011, Perşembe

1 YORUM

  1. Yazılarınızı severek okuyorum bu güne kadar. Hep ilk tecihim uçak olmuştu bundan sonra tren biletlerini de takip edicem.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!