Gökçeada Gezi Rehberi: Ege’nin En Büyük Adası ve Sakin Şehir İmroz’da 15 Yıllık Notlar

Kemal Kaya
Seyahat Yazarı · 30 yıldır dünyayı keşfediyor, 16 yıldır tam zamanlı deneyimle, bizzat gezdiği yerlerin rehberlerini yazıyor Seyahat Yazarı • 30 yıllık keşif ve 16 yıllık tam zamanlı deneyimle, bizzat gezdiği yerlerin rehberlerini yazıyor Son Güncelleme · 12 Mayıs 2026

Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adası olarak Ege Denizi’nde sessizce yükseliyor. Türkiye’nin en büyük adası olmasına rağmen günümüzde hala “rüzgar sörfü” ve “terk edilmiş Rum köyleri” gibi birkaç algıya sıkıştırılmış durumda. Oysa Gökçeada sadece bir tatil rotası değil, Türkiye’nin ilk ve tek sualtı milli parkına sahip, “Cittaslow” (Sakin Şehir) unvanlı, organik tarım ve derin bir kültürel miras (İmroz) harmanını bir arada sunan nadir destinasyonlarımızdan biri.

Gökçeada (İmroz) benim için sadece bir ada değil; rüzgarın hiç durmadığı Aydıncık kıyılarından Tepeköy’ün asırlık çınarlarına uzanan, zamanın yavaş aktığı bir sığınak. 2009’dan beri hem Rum köylerinin sessiz sokaklarını hem de adanın en bakir koylarını bizzat adımlamış biri olarak; sizi sadece feribot iskelesinden ibaret bir rehberle değil, adanın gerçek ruhuyla buluşturmak için bu rehberi hazırladım.

gökçeada nerede

16 yıllık yazarlık tecrübemle bu rehberde; feribot kuyruğundan başlayıp en gizli koylara, Rum köylerinin gerçek hikayelerine ve en dürüst lezzet duraklarına kadar her şeyi açık yüreklilikle anlatacağım. Nerede kalınır, rüzgara göre nereye gidilir ve nelerden uzak durulur; hepsini yaşanmışlıklarla özetledim.

📌 Kemal’in Notu: Peşinen önden söyleyeyim. Gökçeada’da “en iyi koy” yoktur, “o günkü rüzgara göre doğru koy” vardır; poyraz sertse Yıldız Koy’dan kaçıp adanın güneyindeki Laz Koyu’na sığının. Çoğu kişi sörf heyecanıyla sadece Aydıncık’a yığılırken, siz gün batımında Eşelek’in tepelerine çıkıp Tuz Gölü ve denizi aynı karede izleyin; adanın gerçek ödülünü orada, o sessizliğin içinde bulacaksınız.


Gökçeada Nerede?

Gökçeada, benim için sadece haritadaki bir koordinat değil; Türkiye’nin en batı ucunda, rüzgarla denizin bitmek bilmeyen kavgasının tam ortasında duran bir kaya parçası. Ege Denizi’nin kuzeyinde, Çanakkale’ye bağlı olsa da anakarayla bağını hem ruhen hem de fiziken koparmış bir yer burası. Saros Körfezi’nin kapısında nöbet tutan bu devasa ada, tam karşısındaki Gelibolu Yarımadası’na ve Kabatepe İskelesi’ne bakıyor.

Bakın, burası Türkiye’nin en büyük adası ama bu büyüklük sizi yanıltmasın; mesafeler sandığınızdan daha geniş ve yollar beklediğinizden daha engebeli. Haritaya baktığınızda “hemen Çanakkale’nin yanı” diye düşünmeyin; Gökçeada, ulaşmak için emek vermeniz gereken, İnceburun (Avlaka Burnu) ile güneşin Türkiye’de en son battığı o meşhur, hırçın ve mağrur noktada sizi bekliyor.


Gökçeada’ya Ne Zaman Gidilir? (Meltem ve Sörf Takvimi)

Gökçeada’nın karakterini takvim yaprakları değil, o meşhur “Meltem” rüzgarı belirler. Ben yıllar içinde şunu öğrendim: Bu adaya ne zaman gideceğiniz, aslında adadan ne beklediğinizle doğrudan ilgilidir. Eğer profesyonel bir rüzgar sörfü tutkunuysanız, rüzgarın en kararlı ve hırçın olduğu Temmuz ve Ağustos ayları sizin için tam bir bayram vaktidir; bu dönemde ada enerjiyle dolar, deniz sörf tahtalarıyla renklenir.

Ancak adanın o meşhur “Cittaslow” ruhunu, Zeytinliköy’ün dar sokaklarında kahve kokusuna karışan gerçek sessizliği arıyorsanız; Eylül ortasından Ekim başına kadar süren “Sarı Yaz” dönemi benim en sevdiğim, adanın ise en altın vaktidir. Kalabalıklar çekilir, deniz suyu hâlâ sıcaktır ve ada size gerçek yüzünü gösterir. Sakın bahar aylarını es geçmeyin; ama unutmayın ki kışın adanın o sert poyrazı, sadece dünya ile bağını koparıp gerçek bir inziva arayanların harcıdır.

📌 Kemal’in Notu: Çoğu rehber size yazın gelin der ama ben size Haziran başını öneririm. Hem rüzgar henüz sizi yoracak kadar sertleşmemiştir hem de ada doğası o meşhur kekik kokularıyla sizi sarhoş eder. Unutmayın, Gökçeada'da zamanı saat değil, rüzgarın yönü yönetir; plan yaparken mutlaka hava durumuna değil, rüzgar haritasına bakın.

Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

Gökçeada’ya ulaşımın ana damarı Çanakkale-Kabatepe iskelesinden kalkan feribotlardır. İstanbul’dan geliyorsanız Tekirdağ ve Gelibolu rotasını takip ederek yaklaşık 4-5 saatlik bir sürüşle Kabatepe’ye varırsınız. Ancak sakın “vardım” diye sevinmeyin; asıl macera o iskelede başlar. Adanın o hırçın poyrazı estiğinde seferler bir anda durur, tüm planlarınız rüzgara emanet kalır.

Bu yolda yapacağınız en büyük hata, iskeleye son dakikada varmaya çalışmaktır. Özellikle yaz aylarında o feribot sırası bazen kilometrelerce uzar ve güneşin altında saatlerce beklemek zorunda kalırsınız. 2026 itibarıyla Gestaş’ın online rezervasyon sistemi hayat kurtarır; özellikle hafta sonları rezervasyonsuz iskeleye gitmek büyük bir risk. Gestaş’ın sitesinden online bilet almayı bir kurtarıcı sanmayın, o bilet size sadece feribotta yer ayırır, sıranın önüne geçirmez.

📌 Kemal’in Notu: Feribot sırasına girmeden önce mutlaka Kabatepe civarında deponuzu fulleyin ve yanınıza su/atıştırmalık alın; çünkü o kuyruğa girdiğinizde geri dönüşünüz yok. Unutmayın, adaya geçişte rüzgar hızı (özellikle 40 knot üzeri) sefer iptallerine neden olabilir; yola çıkmadan Gestaş mobil uygulamasını kontrol etmek en yerel ve hayat kurtaran tavsiyemdir.

Gökçeada’da Nerede Kalınır?

Gökçeada’da konaklama seçmek, aslında tatilinizin rengini seçmektir. Ben son 15 yıldır burada şunu gördüm: Yanlış köyde kalmak, adayla aranızdaki bağı daha başlamadan koparabilir. Eğer sabahları taze fırın kokusu ve o meşhur Rum köylerinin taş sokaklarına uyanmak istiyorsanız; Zeytinliköy, Eski Bademli veya Kaleköy sizin adresiniz olmalı. Buralardaki butik pansiyonlar, size adanın o eski ve huzurlu ruhunu yaşatır; ancak unutmayın, bu köylerde kalmak demek aracınızı biraz uzağa park edip o dar yolları tırmanmayı göze almak demektir.

Sizin için öncelik deniz ve sörf ise, merkezde ya da dağ köylerinde vakit kaybetmeyin; doğrudan Aydıncık (Kefalos) civarındaki işletmelere yönelin. “Ben akşamları hareket isterim, yemeğimi yiyip çarşıda dolanmalıyım” diyorsanız, Gökçeada Merkez en pratik çözümdür ama adanın o masalsı havasını orada bulmayı beklemeyin. Sakın ha, “her yer birbirine yakın” diye düşünerek plansız rezervasyon yapmayın; gece zifiri karanlıkta o virajlı yollarda konaklayacağınız yeri aramak, tatilinizi bir lojistik kabusuna dönüştürebilir.

Bölge Bölge Gökçeada: Nerede Kalınır?

Zeytinliköy & Tepeköy

Adanın kalbi; Rum mimarisi içinde, dibek kahvesi ve tarihle iç içe butik bir konaklama isteyenlere.

🌅 Kaleköy

Gün batımı rotası; kaleden izlemek, limana yakın olmak ve akşam yemeği seçeneklerine kolay ulaşmak isteyenlere.

🏄‍♂️ Aydıncık (Kefalos)

Sörf merkezi; tamamen deniz, rüzgar ve kum odaklı bir tatil arayan sporcu ruhlu gezginlere.

🏚️ Bademli & Dereköy

İzole hayat; adanın hüzünlü ve etkileyici geçmişine tanıklık etmek isteyen, sessizlik arayanlara.

📌 Kemal’in Notu: Benim şahsi favorim her zaman Yukarı Kaleköy tarafıdır. Akşam gün batımını tepeden izleyip, aşağıya limana inip taze balık yemek adanın en klas hareketidir. Eğer gerçekten sessizlik ve yıldızları istiyorsanız, köylerin en ucundaki butik taş evleri tercih edin; ama yanınızda mutlaka iyi bir fener ve yürüyüşe uygun bir ayakkabı bulundurun, çünkü adanın taşları bazen can yakar.

Gökçeada’nın Tarihi Rum Köyleri

gökçeada nasıl gidilir

Gökçeada seyahatinin kalbi, o yamaca yaslanmış, zamana direnen Rum köyleridir. Bu köyleri sadece birer “gezi noktası” olarak görürseniz adayı ıskalarsınız; buralar aslında adanın yaşayan hafızasıdır. Benim favorim olan Zeytinliköy, adanın en canlı ama bir o kadar da zarif köşesidir; daracık sokaklarında sakızlı muhallebi kokusuyla dibek kahvesinin birbirine karıştığı o meşhur dokuyu burada bulursunuz. Tepeköy ise adı gibi adanın en yükseklerinden biridir ve asırlık çınarın altındaki meydanıyla size gerçek bir yayla havası sunar.

Sakın bu köyleri “hepsini bir günde bitireyim” mantığıyla gezmeyin; çünkü her birinin kendine has bir saati ve ruhu var. Mesela Eski Bademli, güneşin batışını izlemek için adanın balkonudur; Dereköy ise bir zamanlar Türkiye’nin en kalabalık köyüyken şimdi o devasa terk edilmiş binalarıyla size hüzünlü ama görkemli bir sinema platosu hissi verir. Yapmamanız gereken en büyük hata, bu köylere öğlenin dik sıcağında gitmektir. Ya sabah erkenden esintiyi yakalayın ya da akşamüstü ışığı taş evlerin üzerine düştüğünde orada olun.

📌 Kemal’in Notu: Çoğu kişi sadece popüler kafelerin olduğu sokaklarda dolanır; siz Zeytinliköy'ün en üst sokaklarına kadar tırmanın ve o yorgun binaların arasından denize bakın. Ayrıca Dereköy’deki tarihi çamaşırhaneyi mutlaka bulun; orası sadece taş ve su değil, yüzyılların sosyal hayatının merkezidir. Köylere girerken aracınızı mutlaka girişlerdeki otoparklara bırakın, o dar sokaklarda araçla sıkışıp kalmak hem size hem de adanın ruhuna eziyettir.

Gökçeada’nın geniş coğrafyası her ne kadar huzur sunsa da, tatil dönemlerinde kalabalıklardan tamamen izole olmak için stratejik planlar yapmak gerekebilir. Bu yıl ada dışında da sakin duraklar arıyorsanız, Bayram tatilinde kalabalıktan uzaklaşmak isteyenlere rota önerileri rehberime göz atarak “Ters Turizm” felsefesiyle tanışabilirsiniz.


Gökçeada Plajları ve Koyları: Rüzgarla Dans Eden Kıyılar

Gökçeada’da denize girmek, alışageldiğiniz o durgun, çarşaf gibi Akdeniz sularına hiç benzemez; burada deniz, rüzgarın elindedir. Benim 15 yıldır değişmez kuralım şudur: Eğer kuzeyden poyraz esiyorsa adanın güneyine, lodos varsa kuzeyine kaçmalısınız. Aydıncık (Kefalos), adanın en popüler ve geniş kumsalıdır; rüzgar sörfü tutkunlarıyla cıvıl cıvıldır ama “ben sadece sessizlik ve kum istiyorum” diyorsanız hemen yanındaki Laz Koyu sizin asıl sığınağınızdır.

Sakın ha, her plajda şemsiye ve şezlong bulacağınızı sanmayın. Türkiye’nin en batı ucu olan Gizli Liman, adeta dünyanın bittiği yer gibidir ve orada sadece siz, kumlar ve uçsuz buçsuz bir mavilik vardır. Yıldız Koy ise Türkiye’nin tek Sualtı Milli Parkı içindedir; şnorkelinizi almadan buraya gitmek, adanın yarısını görmeden dönmek demektir. Yapmamanız gereken en büyük hata, rüzgarın yönüne bakmadan bir koya gidip kum fırtınasıyla boğuşmaktır. Navigasyona değil, o sabah bayrağın hangi yöne dalgalandığına güvenin.

📌 Kemal’in Notu: Çoğu kişi bilinçsizce en kalabalık yerlere yığılırken, siz altı yüksek bir araçla veya sağlam bir çift ayakkabıyla Marmaros Şelalesi yolundan geçip o vahşi koyları keşfedin. Ancak unutmayın; adanın bakir koyları gerçekten "bakirdir". Yanınızda suyunuz, meyveniz ve en önemlisi çöp poşetiniz mutlaka olsun. Adanın bu vahşi doğasını korumak, buraya 30 yıldır gelen bizlerin en büyük borcu.

Gökçeada Gezilecek Yerler: Sualtı Milli Parkı’ndan Tuz Gölü’ne

Gökçeada’da gezilecek yerler rehberi, sadece köylerden ibaret değildir. Burası, Türkiye’nin ilk Sualtı Milli Parkı’ndan şifalı çamuruyla bilinen Tuz Gölü’ne kadar doğanın cömert davrandığı bir keşif alanıdır. Görülecek yerleri bir liste olarak görmek işinizi kolaylaştırır ama bu listeyi rastgele tüketmeyin. Ben buraları adımlarken her zaman bir rota mantığıyla hareket ettim; çünkü adanın bir ucuyla diğeri arasında ciddi mesafeler ve karakter farkları var.

Listenin en başında elbette Zeytinliköy ve Tepeköy gibi yaşayan Rum köyleri geliyor. Ardından Türkiye’nin en batı noktası olan İnceburun (Avlaka Burnu) ve hemen yanındaki muazzam Gizli Liman gelir. Adanın doğal mucizeleri olan Tuz Gölü ve şifalı çamuru, sualtı meraklıları için Yıldız Koy, akşam yemeği ve kale manzarası için ise Kaleköy rotanızın olmazsa olmazlarıdır. Sakın ola her yeri bir güne sığdırmaya çalışmayın; Gökçeada “hızlıca görüp geçilecek” değil, sindirilecek bir yerdir.

İşte benim 15 yıllık notlarımdan süzülen, adanın ruhunu yansıtan o liste:

  • Zeytinliköy: Dibek kahvesi ve sakızlı muhallebi molasının adresi.
  • Tepeköy ve Çınaraltı: Asırlık çınarın gölgesinde adayı tepeden izleme keyfi.
  • Dereköy: Terk edilmiş evlerin arasında hüzünlü ve etkileyici bir yürüyüş.
  • Aydıncık (Kefalos) Plajı: Rüzgar sörfçülerini izlemek ve Tuz Gölü’nde çamur banyosu yapmak için.
  • Gizli Liman: Türkiye’nin en batısında, asfaltın bittiği yerdeki o muazzam kumsal.
  • Kaleköy ve Liman: Gün batımı sonrası taze balık ve meze sofralarının merkezi.
  • Yıldız Koy: Şnorkelle sualtı dünyasını keşfedeceğiniz milli park alanı.

Aydıncık (Kefalos) Plajı, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en önemli ‘cross-shore‘ rüzgar istasyonlarından biridir. Aynı anda hem sığ bir lagünde (Tuz Gölü) kitesurf yapma imkanı hem de dalgalı denizde windsurf yapma şansı sunması adayı eşsiz kılıyor. Ayrıca adanın iç kısımlarındaki yürüyüş parkurları, yabani yılkı atlarıyla karşılaşabileceğiniz nadir rotalardan.

📌 Kemal’in Notu: Listeye her yerde yazan popüler yerleri eklemek kolay, ama siz fark yaratmak istiyorsanız Eski Bademli‘nin arka sokaklarında kaybolun. Çoğu kişi meydandaki kahvede oturup dönerken, siz köyün en üstündeki eski okul binasına kadar çıkın; Semadirek Adası’nı en net ve en mağrur haliyle oradan göreceksiniz. Ve unutmayın, Gökçeada’da en iyi rota, rüzgarın sizi götürdüğü rotadır.


Gökçeada Mutfağı: Cicirya, Efibadem ve Ada Keçisi

Gökçeada’da sofra kurmak, yüzyıllardır iç içe geçmiş Rum ve Türk kültürlerinin en lezzetli uzlaşmasıdır. Burada yemek yemek sadece karnınızı doyurmak değil, adanın toprağını ve rüzgarını tatmaktır. Sabahları fırınların önünde o meşhur “Cicirya” için kuyruğa girmelisiniz; üzerine özel bir peynir, nane ve zeytinyağı dökülerek hazırlanan bu Rum böreği, adadaki ilk gününüzün resmi kahvaltısı olmalı. Akşamüstü ise Zeytinliköy veya Tepeköy sokaklarında yürürken rotanızı “Efibadem” kurabiyesine kırmalısınız. Ağızda dağılan o un kurabiyesi ve kavrulmuş badem aroması, adanın hafızanıza kazınacak tatlı imzasıdır.

Ancak adanın asıl gastronomi şaheseri, dağlarda özgürce dolaşan ve sadece kekiklerle beslenen “Ada Keçisi” etidir. Bu etin tadı, bildiğiniz hiçbir keçi etine benzemez; yabani kekiklerin aroması etin her lifine işlemiştir. Özellikle taş fırınlarda saatlerce ağır ağır pişen oğlak tandırı denemeden adadan dönerseniz, Gökçeada’yı eksik bırakmışsınız demektir. Bu ziyafeti tamamlayacak olanlar ise adanın kendi bağlarından süzülen yerel şaraplar ve her lokmanıza eşlik eden o yoğun, yakıcı ama şifalı organik zeytinyağlarıdır.

İşte 16 yıllık deneyimimle sofrada asla ıskalamamanız gereken 3 deneyim paylaşayım:

  1. Oğlak Tandırı ve “Özgür” Et: Gökçeada’da keçi ve koyunlar yarı-vahşi bir şekilde doğada serbest gezer. Bu yüzden etleri “organik” kelimesinin tam karşılığıdır. Tepeköy‘deki köy lokantalarında akşam yemeği için mutlaka önceden yer ayırtın ve mümkünse tandırın fırından çıktığı saati yakalayın.
  2. Cicirya’nın Sırrı: Her hamur işine “Cicirya” diyene inanmayın. Gerçek Cicirya, mayalı hamurun ortasına konulan adaya has tuzsuz peynir ve taze nane ile fırınlanır. En dürüst halini sabah erkenden köy fırınlarında bulursunuz.
  3. Dibek Kahvesi ve Sakızlı Muhallebi: Zeytinliköy‘e gittiğinizde sadece kahve içip kalkmayın. Adanın Rum mirasının en zarif temsilcisi olan, kıvamı ve aromasıyla sizi şaşırtacak sakızlı muhallebiyi o taş kahvelerin atmosferinde mutlaka deneyin.

İmroz Hatırası: Adadan Ne Alınır?

🍪
Efibadem

Adanın imza kurabiyesi. Kavrulmuş bademli ve ağızda dağılan efsane lezzet.

🫒
Ada Zeytinyağı

Vahşi zeytinlerin aromasıyla bezeli, yakıcı ve şifalı altın sıvı.

🍯
Kekik Balı

Dağlardaki yabani kekiklerden toplanan, aroması yoğun gurme bal.

🍷
Yerel Şarap

Özellikle Vasilaki ve Kuntra üzümlerinden üretilen ada şarapları.

🧼
Zeytinyağı Sabunu

El yapımı, doğal ve cilde dost geleneksel temizlik ritüeli.

🌿
Dağ Kekiği

Adanın her köşesinde duyduğunuz o kokunun kurutulmuş hali.

📌 Kemal’in Notu: Çoğu kişi limandaki restoranlara yığılır ama ben size adanın içlerine, dağ köylerine bakmanızı öneririm. Balık elbette tazedir ama Gökçeada’nın asıl karakteri "dağdadır". Yanınıza mutlaka bir şişe Ada Zeytinyağı almayı ihmal etmeyin; o yağı eve götürüp her sabah ekmek banarken Gökçeada’nın rüzgarını yeniden hissedeceksiniz. Bir de ufak uyarı: Adada "yok" demeyi bilmeyen esnafla dost olun, size menüde yazmayan o günlük ev yemeklerini sadece onlar ikram eder.

Gökçeada Hakkında Pratik Bilgiler ve Kritik Uyarılar

Adaya ayak basmadan önce bu notları mutlaka cebinize koyun. Gökçeada’da hayat ana karadakinden farklı akar; burada teknolojiye değil, doğanın ve yerel alışkanlıkların kurallarına uymanız gerekir. Özellikle yazın feribot saatlerinin rüzgarla nasıl bir anda değişebileceğini veya adanın bazı noktalarında telefonun bile çekmediğini bilmeden yola çıkmak, sizi zor durumda bırakabilir.

Konu Altın Bilgi
Nakit Para Köylerde ve küçük işletmelerde kart geçmeyebilir. Mutlaka yanınızda yeterli nakit bulundurun.
Ulaşım Ada büyük, toplu taşıma kısıtlı. Kendi aracınız yoksa mutlaka araç kiralayın veya taksi pazarlığı yapın.
Telefon / İnternet Batı koylarında ve bazı Rum köylerinde şebeke Yunanistan’a geçebilir; “Roaming” ücretine dikkat!
Feribot Rezervasyonu Dönüşte feribot sırası beklememek için mutlaka Gestaş’tan online randevu alın (Bilet değil, randevu!).
Su Tüketimi Musluk suyu içilmez. İçme suyunuzu merkezdeki marketlerden stoklu almanız ekonomik olur.

Gökçeada (İmroz), bir kez içine girdiğinizde sizi her rüzgarıyla biraz daha kendine bağlayan, Türkiye’nin en dürüst coğrafyalarından biri. 2009’dan bu yana her gidişimde, adanın o hırçın ama şifalı havasının insanı nasıl sadeleştirdiğine şahit oldum. Bu rehberdeki notlar; sadece birer tavsiye değil, feribot kuyruğunda geçen saatlerin, rüzgara karşı içilen kahvelerin ve asırlık Rum köylerinin sessizliğinde tutulan günlüklerin bir özetidir.

Siz de adaya adım attığınızda, saatlerinizi bir kenara bırakın ve rüzgarın size fısıldadığı yöne gidin. Gökçeada’yı “tüketilecek bir tatil beldesi” olarak değil, yaşanacak bir ruh hali olarak gördüğünüzde; İmroz size tüm sırlarını açacaktır. O asırlık çınarın altında bir kahve içimi kadar vaktiniz olsa bile, adanın o derin nefesini içinize çekin. Yolunuz açık, rüzgarınız bol olsun.

Gökçeada (İmroz) Seyahat Özeti

📅 Ne Zaman Gidilir?

Sörf için Temmuz-Ağustos, huzur ve meşhur “Sarı Yaz” için Eylül ortası en doğru zamandır.

🚢 Kritik Lojistik

Feribot için mutlaka Gestaş online randevusu alın. Ada içi ulaşım için şahsi araç şarttır.

🍽️ Gastronomi İmzası

Cicirya ile kahvaltı yapın, akşam Ada Keçisi (Tandır) deneyin, finali Efibadem ile yapın.

🏨 Nerede Kalınır?

Tarih için Zeytinliköy, akşam hareketliliği için Kaleköy, sörf için Aydıncık bölgesi.

📌 KEMAL’İN SON NOTU

Gökçeada’da planı siz değil rüzgar yapar. Poyraz varsa güneye (Laz Koyu), Lodos varsa kuzeye (Yıldız Koy) gidin. Navigasyonun her “kestirme” dediği yola girmeyin, adanın toprak yolları bazen sadece keçilere ve 4×4’lere geçit verir.

Ana