Giresun, Doğu Karadeniz’in kıyısında; denizle dağların birbirine hızla yaklaştığı şehirlerden biri. Bir yanda fındık bahçeleriyle şekillenen kırsal yaşam, diğer yanda tarihi sokakları ve hareketli sahil hattıyla kent merkezi var. Karadeniz denince akla ilk gelen destinasyonlardan biri olmasa da, Giresun’un kimliği tam da bu gösterişsiz yapısında saklı. Fındık üretimi burada yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; gündelik hayatı, mutfağı ve şehrin karakterini belirleyen kültürel bir unsur.
Bu rehberde Giresun merkezden başlayarak Karadeniz’in tek yaşanabilir adası olan Giresun Adası’nı, tarihi mahalleleri, Kuzalan Şelalesi Tabiat Parkı ve Mavi Göl gibi doğa duraklarını, Kümbet ve Kulakkaya başta olmak üzere yüksek rakımlı yaylaları anlattım. Ayrıca ulaşım, konaklama, bütçe planlaması ve rota oluştururken işinize yarayacak pratik bilgileri de bir araya getirdim. Kısaca, sadece “nereleri görmeli?” sorusuna değil, “Giresun’u nasıl gezmeli?” sorusuna da cevap veren kapsamlı bir gezi rehberi hazırladım size.
📌 Kemal’in Notu: Baştan ilk uyarımı yapayım; Giresun yaylalarına çıkarken sahildeki güneşli havaya aldanıp tamamen yazlık kıyafetlerle yola çıkmayın. Pokut veya Ayder gibi daha sık ziyaret edilen yaylalara kıyasla Kümbet ve Bektaş rotasında hava çok daha hızlı değişebiliyor. Özellikle sis ve rüzgâr, sıcaklığı kısa sürede tek haneli derecelere kadar düşürebiliyor. Yanınızda mutlaka rüzgâr geçirmez bir mont bulundurun ve yola çıkmadan önce hava durumunu yayladaki yerel işletmelerden teyit edin. Karadeniz’de bazen en doğru hava tahmini, yukarıda o an yaşayan insanların verdiği bilgidir.

Dürüst olmam gerekirse Giresun şehrimiz, Trabzon veya Rize kadar öne çıkan bir Karadeniz rotası olamadı. Bu yüzden beklentiyi doğru kurmak lazım. Burası her köşesinde kartpostallık manzaralar sunan, sürekli “wow” etkisi yaratan bir şehir değil. Ancak daha sakin bir Karadeniz deneyimi, nispeten daha az kalabalık yaylalar ve aceleye gelmeyen bir gezi temposu arıyorsanız, Giresun sizi tam da bu dingin karakteriyle şaşırtabilir. Özellikle kitle turizminin yoğunlaştığı rotalardan uzak durmak isteyenler için keşfedilecek çok zengin karakteri var.
REHBERDE NE VAR?
Ulaşım, rota, maliyet ve pratik notlara hızlı geçin.
Giresun Nerede?
Giresun, Karadeniz kıyısında, sahil yolunun üstüne kurulmuş bir şehir. Bir yanda deniz, diğer yanda birden yükselen dağlar var; yani siz burada düz bir kıyı kenti değil, sahille iç kesim arasında sıkışmış sert bir coğrafya görürsünüz. Kent merkezi denize bakar, ama gözünüzü biraz kaldırınca yük hemen dağa kayar.
Haritada bakınca doğusunda Trabzon, batısında Ordu ile komşu olduğunu görürsünüz. İçeriye doğru ilerlediğinizde hat değişir; güneyde Gümüşhane ve Sivas tarafına açılan daha karasal bir arka alan başlar. Bu yüzden Giresun’u yalnız sahil şeridi sanmak eksik kalır. Şehir, kıyı ile yayla arasında yaşayan bir yer.
Benim gözümde Giresun’un konumu tam da bu yüzden ilginç: sahilden birkaç kilometre uzaklaşırsınız, hava, yol ve manzara değişir. Merkezde deniz kokusu, yukarıda sis ve serinlik; aynı il içinde iki ayrı dünya gibi. Giresun’a ilk kez gelecek biri için en net cevap şu: Karadeniz’in kıyısında, Trabzon ile Ordu arasında; arkası ise dağa ve iç bölgeye yaslanan bir şehir.
Giresun’a Nasıl Gidilir?
Giresun’a gelirken ilk kararınız şudur: uçak mı, otobüs mü, yoksa kendi aracınız mı? Şehir küçük görünür; ama ulaşım seçimi, gününüzün yarısını yutabilir. Ben olsam, süreyi kısaltmak istiyorsam uçağı seçerim; yolu görmek istiyorsam özel aracı, en az dertle gelmek istiyorsam direkt otobüsü.
Uçakla geliyorsanız en rahat kapı Ordu-Giresun Havalimanı (OGU). Giresun merkeze yaklaşık 28-30 km uzaklıkta; Havaş servisleri uçuş saatlerine göre çalışıyor, ücret ve kalkış düzeni de dönem dönem değişiyor, çıkmadan kontrol edin. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerden uçuş kısa sürüyor; aktarma yoksa birkaç saat içinde sahile inmiş oluyorsunuz.
Otobüsle gelmek daha düz bir rota. Giresun Otogarı sahil yolu üzerinde; yani şehre girince ekstra dolaşmıyorsunuz. İstanbul’dan yol yaklaşık 14-15 saat, Ankara’dan 9-10 saat sürüyor. Karadeniz sahil hattını kullanan ulusal firmalar kadar bölgesel firmalar da iş görüyor; özellikle gece yolculuğu burada mantıklı.
Trenle ise doğrudan gelemezsiniz. Giresun’da raylı hat yok. En yakın istasyonları Samsun ya da Sivas tarafında düşünün; oradan otobüsle devam edersiniz. Ama bu seçenek, çoğu zaman yolu uzatır; ben zorunda kalmadıkça seçmem.
Özel araçla gelecekseniz ana omurga E-70 / Karadeniz Sahil Yolu. İstanbul’dan gelenler için Bolu-Samsun-Ordu hattı yaklaşık 930 km, Ankara’dan gelenler için Kırıkkale-Çorum-Samsun hattı yaklaşık 600 km. Yol uzun; mola, trafik ve sahil geçişleriyle süre doğal olarak uzar.
- En hızlı seçenek: uçak + Havaş
- En pratik kara yolu: direkt otobüs
- En esnek seçenek: özel araç
- En yorucu senaryo: tren + aktarma + otobüs
Kısaca hızlıca varmak istiyorsanız uçak, yol görmek istiyorsanız araç, uğraşsız gelmek istiyorsanız otobüs kullanın.
Giresun’a Ne Zaman Gidilir?
Giresun’a gelirken takvime tek başına bakmayın; aynı gün sahilde yağmur, yukarıda sis, biraz içeride ise bambaşka bir hava yakalıyorsunuz. Ben olsam kararımı mevsime göre değil, ne görmek istediğime göre veririm.
Nisan-mayıs ayları doğa için güçlü. Kuzalan Şelalesi ve Mavi Göl daha canlı görünüyor; su sesi de, debi de artıyor. Ama sahilde fotoğraf çekerken üstünüze ince bir yağmur çökebilir, bunu ciddiye alın.
Temmuz-ağustos en rahat dönem. Deniz, yayla ve dolaşma işi aynı anda yürür. Sahil nemli kalır; yukarı çıktığınızda ise hava belirgin biçimde serinler, açık hava yürüyüşü için en rahat aralık burası. Şenlik arıyorsanız da bu aylar öne çıkar.
Eylül-ekim daha sakin bir Giresun verir. Fındık hasadı biter, şehir biraz nefes alır. Yaylalarda renk güzel olur; ama ekim sonuna doğru hava bir anda sertleşir, ince montu hafife almayın.
Kış ise başka iş. Sahilde yağmur, iç kesimde kar, yaylalarda kapanan yollar derken planınız kolay bozulur. Kümbet tarafına çıkacaksanız yolu ve hava durumunu aynı gün kontrol edin.
Kısa cevap: yayla ve deniz birlikte olsun diyorsanız yaz; daha sakin, daha serin istiyorsanız sonbaharın başı.
Giresun Kaç Günde Gezilir?
Sadece sahil hattı, kale, ada ve Zeytinlik Mahallesi sizi ilgilendiriyorsa, 1 tam gün yeter. Erken çıkarsınız, merkezde dolaşırsınız, bir de akşam sahilde oturursunuz; Giresun’un şehir tarafı bu kadar. Hızlı gezmek istiyorsanız da olur, ama tek günün sonuna doğru acele duygusu başlıyor.
Mavi Göl, Kuzalan ve yüksek yaylalar devreye girince iş değişiyor. O rota bir yarım güne sıkışmıyor; yol, duraklar, hava ve virajlar zamanı yiyor. Kümbet ve Kulakkaya’yı da ekleyeyim diyorsanız, ben size 3 tam gün ayırın derim. Böylece bir günü merkeze, bir günü Dereli tarafına, bir günü de yaylaya verirsiniz; araba içinde debelenmezsiniz.
Kısa karar şu:
- 1 gün: merkez, kale, ada, Zeytinlik
- 2 gün: bunlara Mavi Göl ve Kuzalan da eklenir, ama tempo sertleşir
- 3 gün: Giresun’u gerçekten rahat görürsünüz
Yani mesele “kaç yer var” değil; yolun sizi ne kadar yorduğu. Giresun’da süreyi belirleyen şey tam olarak bu.
Giresun’da Nerede Kalınır?
Sahil hattında kalıp geceyi rahat mı geçirmek istersiniz, yoksa sabah dar sokaklarda yürüyüp eski taş evlerin arasından çıkmak mı? Giresun’da kalınacak yer seçimi tam da buna göre değişiyor. Şehir küçük görünüyor ama konaklama karakteri net ayrılıyor; yanlış yerde kalırsanız sabah güzel başlasın derken kendinizi gereksiz yol derdinin içinde bulursunuz.
Sahil şeridi en risksiz seçim. Modern şehir otelleri burada; otopark, kolay giriş-çıkış, restoran ve market erişimi arayanlar için uygun. Aileyle geliyorsanız ya da akşam geç saatte dönüyorsanız bu bölge daha rahat çalışır. Gürültüden kaçmak istiyorsanız, sahil yoluna çok yakın ama ana akışın tam üstünde olmayan bir otel seçin.
Zeytinlik Mahallesi başka bir iş. Burada restore edilmiş butik konaklar ve eski Rum evlerinin içine yerleşen küçük işletmeler var. Fotoğraf çekmek, sabah kapı önünden çıkıp mahallede oyalanmak istiyorsanız doğru yer burası. Ama aracınız varsa, dar sokak ve park konusu sizi biraz sınar; bunu baştan kabul edin.
Kümbet ve Kulakkaya tarafı ise şehir konaklaması değil, yayla konaklaması. Ahşap dağ evleri ve bungalovlar, gündüz doğada kalıp akşam serin havaya dönmek isteyenlere uygun. Sessizlik arıyorsanız iyi; şehir merkezine sık gidip gelecekseniz yorucu olur.
- Rahat ve pratik: sahil otelleri
- Karakterli ve fotojenik: Zeytinlik butik konakları
- Doğa odaklı: Kümbet/Kulakkaya dağ evleri
Ben olsam 1 gece için sahili, 2 gece içinse bir gece Zeytinlik, bir gece yayla tarafını seçerim. Giresun’da konaklama işinin özü bu: şehri mi, yolu mu, yoksa yüksek havayı mı istiyorsunuz.
Giresun’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Yola çıkmadan önce küçük gibi görünen birkaç ayrıntı, Giresun’da gününüzü rahat ya da yorucu yapıyor. Ben olsam çantayı buna göre kurarım.
- Müzekart: Giresun Müzesi’nde ve bazı ören yerlerinde işinize yarar; ama her kapıda otomatik geçer diye düşünmeyin. Girmeden önce tabelaya bakın, kapıda sorun.
- Nakit: Yayla dolmuşunda, köy bakkalında, küçük pazarda kart aramayın. Yanınızda mutlaka nakit olsun; üstüne bozuk para da iyi gelir.
- Giyim: Sahilde hava açık olsa bile yukarıda iş değişir. Yağmurluk, katmanlı kıyafet ve tabanı tutan su geçirmez ayakkabı alın. İnce spor ayakkabı ile yaylaya çıkmayın; pişmanlık hızlı geliyor.
- Sinyal: Derin vadilerde ve yüksek hatlarda telefon çekimi bir anda düşüyor. Haritayı çevrimdışı indirin, kalacağınız yerin adresini de ekrana kaydedin.
Kısacası, Giresun’da en büyük hata hazırlıksız gitmek. Az eşya değil, doğru eşya alın.
Giresun Gün Gün Gezi Planı
Giresun’u tek hamlede bitirmeye çalışırsanız, sahil ile yayla arasında gereksiz bir koşturmaca yaşarsınız. En doğru yaklaşım, merkezi bir güne; su rotalarını ikinci güne; yükseği de üçüncü güne bırakmak. Böylece hem yorulmazsınız hem de her bölgeyi kendi havasında görürsünüz.
1. Gün: merkez, ada, sahil
Sabahı Giresun Kalesi ile açın. Şehri yukarıdan gördüğünüzde, sonraki durakları aklınızda hemen yerine oturtursunuz. Ardından Zeytinlik Mahallesi’ne inin; sokakları ağır ağır gezin, fotoğraf için acele etmeyin. Sonra Giresun Müzesi’ne girin. Burada kısa ama dolu bir durak yaparsınız; fazlası gereksiz, çünkü esas iş mahalledeki dokuyu okumak.
Öğleden sonra limana geçip Giresun Adası’na bakın. Hava uygunsa tekne turu günü toparlar; değilse zorlamayın, Karadeniz ile inatlaşmanın faydası yok. Akşamı sahil hattında kapatın. Bir pide molası verin; günü ağır yemekle değil, düzgün bir masa ile bitirin.
2. Gün: Dereli hattı ve yaylaya çıkış
Erken çıkın. Bu günün temposu, merkezden kopup doğaya girdiğiniz anda kuruluyor. İlk durak Kuzalan Şelalesi, sonra Mavi Göl, ardından Göksu Travertenleri. Bunları ayrı ayrı değil, aynı rota gibi düşünün; birbirine yakın durakları bölmek sadece vakit yer.
Göl tarafında oyalanırken sis ya da su rengi sizi yanıltmasın. Burada mesele manzara kadar yolun kendisi. Öğleden sonra rotayı Kulakkaya Yaylası’na kırın. Akşama doğru yaylaya varıp dağ evine yerleşmek mantıklı gelir; günü sahile geri dönerek öldürmeyin. Yüksek kesimde kalmak, ertesi günkü yayla temposunu hafifletir.
3. Gün: Kümbet, Aymaç, dönüş hattı
Bu günü tamamen Kümbet Yaylası ve Aymaç mevkii için ayırın. Burada hız değil, dolaşma gerekir. Yayla pazarına uğrayın; küçük alışverişi burada yapın, sonradan sahilde arayıp üzülmeyin. Geniş bir gününüz varsa çevreyi de dolaşırsınız; yoksa en azından ana yayla dokusunu sindirirsiniz.
Dönüşte yolu sahile bağlayıp Tirebolu Kalesi’ne uğrayın. Burada kısa bir çay molası yeter. Seyahati deniz kıyısında bitirmek, yayla ile sahil arasındaki farkı son kez hissettirir; Giresun’un en iyi tarafı da zaten bu geçiş hissi.
Kısa plan özeti – 1. gün: merkez, müze, ada, sahil – 2. gün: Kuzalan, Mavi Göl, travertenler, Kulakkaya – 3. gün: Kümbet, Aymaç, Tirebolu dönüşü
Bu üç günün sonunda Giresun’u “gördüm” demek kolaylaşır; çünkü siz sadece yer gezmiş olmazsınız, şehrin katmanlarını da birbirinden ayırmış olursunuz.
Giresun Gezilecek Yerler 📌
Giresun’u tek çizgide planlamaya çalışmayın; şehir, sahilde bir yüz gösterip birkaç kilometre sonra sertleşiyor. Siz de bu yüzden önce merkezi, sonra yakın çevreyi, en son yaylaları düşünün. Bir günde her şeyi bitirme çabası burada gereksiz yoruyor.
Şehri gezecekseniz üç farklı rota planlamanız gerekiyor: Şehir Merkezi ve Sahil Hattı ilk tur, Yakın Çevre, Şelaleler ve Doğal Göller ikinci tur, Derin Vadiler, İlçeler ve Yüksek Yaylalar ise ayrı bir gün istiyor. Merkezi yürüyerek, Dereli tarafını araçla, yaylaları ise hava açınca ayrı planlayın. Çünkü Giresun’da mesafe kadar yolun huyu da günü nasıl planlamanız gerektiğini belirliyor
Pratik Tavsiyem:
– Merkezde kale, Zeytinlik, müze ve liman hattını aynı yürüyüşe sıkıştırın.
– Dereli tarafında Mavi Göl ile Göksu Travertenleri’ni aynı gün gezin.
– Yaylalarda Kümbet ve Kulakkaya aynı güne sığar; Bektaş’ı ayrı tutun.
Şehir Merkezi ve Sahil Hattı
1. Giresun Kalesi

Şehre ilk yukarıdan bakmak istiyorsanız buradan başlayın. Kale, merkezdeki volkanik kaya üstüne oturuyor; Pontus Kralı Farnakes dönemine kadar giden iziyle, Giresun’un eski omurgasını bir anda görüyorsunuz. İçeride Topal Osman Ağa’nın anıt mezarı, mağara ağızları ve sur kırıkları dikkatinizi çekiyor.
Buraya uzun uzun vakit ayırmanız gerekmiyor; 30-45 dakika yeter. Giriş de ücretsiz olduğu için planı bozmaz. Şehir manzarası kısa ama net; özellikle hava açıkken sahil çizgisini ve adayı aynı kareye alırsınız. İlk durak olarak iyi, çünkü şehri aşağıdan değil yukarıdan okuyorsunuz.
2. Giresun Adası

Karadeniz’in iki adasından biri ve üzerinde yaşam izi olan tek ada diye anılması boşuna değil. Limandan tekneyle geçince, şehir bir anda arkada kalıyor; ada ise size mitoloji, sessizlik ve rüzgârı aynı anda veriyor. Amazon kadınları ve Argonot hikâyeleri burada sadece hikâye gibi durmuyor, adanın dokusuna karışıyor.
Tekne saatleri mevsime ve havaya göre değişiyor; yazın daha sık, kışın daha nazlı. Biniş ücreti de teknenin düzenine göre oynuyor, o yüzden limanda sorup geçin. Adada 1-2 saat rahat kalırsınız; tapınak kalıntıları, sur izleri ve kuş gözlem noktaları için bu süre yeterli. Siz burada acele ederseniz ada size hiçbir şey vermez.
3. Zeytinlik Mahallesi

Giresun’un en sakin ama en karakterli yüzü burada. 19. yüzyılda fındık ticareti yapan Rumların kurduğu bu kentsel sit alanı, dar sokakları ve taş evleriyle kendini hemen belli ediyor. Evlerin birbirinin ışığını kesmemesi bile başlı başına bir şehir terbiyesi gibi.
Burada hızlı yürümeyin. Fotoğraf için 30-45 dakika yeter gibi görünür ama köşe başlarında oyalanırsınız. Zaten en iyi kareler de tam o yüzden çıkar. Merkezden yürüyerek ulaşılır; bu da Zeytinlik’i günün başında ya da sonunda çok rahat bir durak yapar.
4. Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi)

Zeytinlik’in içinde, eski Gogora Kilisesi binasında duruyor. Yapının kendisi kadar içindeki katman da önemli; Tunç Çağı, Hitit, Frig ve Roma izleriyle birlikte fındık tarımına dönük etnografik parçalar görüyorsunuz. Yani yalnızca vitrin gezmiyorsunuz, bölgenin belleğini okuyorsunuz.
Burayı kaleyle ya da Zeytinlik’le aynı hatta koyun. Müzekart varsa işinizi kolaylaştırır; kapıda yine teyit edin. İçeride 30-40 dakika yeter. Fazlası, ancak detaylara takılırsanız olur.
Yakın Çevre, Şelaleler ve Doğal Göller
5. Kuzalan Şelalesi ve Mavi Göl
Dereli tarafına geçtiğinizde işler sertleşmiyor, aksine rengi değişiyor. Kireç taşlarının arasından sızan su, sodalı yapısıyla turkuaz göletler oluşturuyor; Mavi Göl bu yüzden fotoğrafta değil, gözle daha iyi kalıyor. Rengini en net ilkbahar sonu ile yaz ortasında görürsünüz; su çok kabarınca da, çok çekilince de ton zayıflıyor.
Merkezden yaklaşık 45 km uzaklıkta. Birlikte gezilecek en mantıklı ikili de bu zaten: şelale, göl ve parkur aynı gün çözülebilir. Net 2-3 saat ayırın. Yol üstünde acele ederseniz gölün asıl tadını kaçırırsınız; burada durmak gerekiyor.
6. Göksu Travertenleri
Pınarlar köyündeki maden sularının kurduğu bu teraslar, insanı bir an Pamukkale’ye götürüyor ama Karadeniz burayı daha sakin bırakmış. Turkuaz göletler ve beyazımsı traverten hatları, Mavi Göl’e çok yakın olduğu için aynı güne koymak akıllıca. Ayrı gün harcamayın; gerek yok.
Burada asıl mesele yürüyüş kuralı: traverten hatlarına gelişi güzel basmayın, suyun aktığı çizgiyi bozmayın. Araçla ulaşımda en kolay çözüm Dereli yönünden gelmek. 1-1,5 saat yeterli olur; fotoğraf, kısa yürüyüş, biraz da susup bakma. Bu kadar.
Derin Vadiler, İlçeler ve Yüksek Yaylalar
7. Kümbet Yaylası

Kentin en popüler yaylası burası. 1.640 metre rakımda, çam ormanları ve ahşap evlerle çevrili bir yerleşim görüyorsunuz. Aymaç Mevkii’ni de ekleyince, yayla kartpostaldan çıkıp yaşayan bir alana dönüyor; yeme-içme de var, kalacak yer de.
Merkezden yaklaşık 52 km uzaklıkta. Yol virajlı, bu yüzden çıkışta sakin olun; özellikle sis bastırınca hızın hiçbir faydası yok. Buraya tam gün ayırabilirsiniz ama konaklayacaksanız iki saatlik gelip-gitme mantığı kurmayın. Kümbet, kısa uğranıp çıkılacak yer değil.
8. Kulakkaya Yaylası
Kulakkaya, Giresun’a ulaşılan en kolay eski yaylalardan biri. 1.500 metre civarındaki rakımı, Despot Kayası ve Gelin Kayası gibi doğal oluşumlarla birleşince sert bir ama ulaşılabilir yayla çıkarıyor ortaya. Kümbet’e göre daha yumuşak, daha yakın ve daha rahat okunuyor.
Merkeze yaklaşık 40 km mesafede. Burada 1-2 saat yeter; çevre yürüyüş rotaları ve kısa manzara molası için iyi. Kümbet’ten farkı şu: Kulakkaya daha çabuk açılıyor, daha az yoruyor. İlk kez yayla görecek biri için de daha güvenli hissettiriyor.
9. Bektaş Yaylası
Bektaş, işin bakir ve sert tarafı. 2.000 metre üstüne çıkınca ağaç sınırı bitiyor, Alpin çayırlar başlıyor. Kurttepe mevkii, sis denizi izleme noktaları ve kış sporları potansiyeliyle daha ham bir yayla dili kuruyor. Buraya çıkan, şehirden çok havayı dinler.
Yol durumu mevsime göre değişken; sis ve rüzgâr burada hafife gelmiyor. Merkeze uzaklığı da belirgin, bu yüzden yarım gün ayırmanız daha doğru. Yazın bile üstte üşüyebilirsiniz. Giresun yaylası görüp de montsuz kalanlar bunu burada öğreniyor.
10. Sis Dağı Yaylası

Giresun’un Görele ilçesinde yer alan Sis Dağı Yaylası, sahile 40 km uzaklıkta. Aladağ’ın en yüksek noktası olan Sis Dağı, 2 bin 182 metre yüksekliğe sahip. Bu bölgeye ait olan Kabesuyu, Alanobası ve diğer yaylalar da doğa severler için cazip noktalar.
Sis Dağı Yaylası’nda her yıl Temmuz ayında düzenlenen Sis Dağı Şenlikleri, bölge halkının kültürü ve geleneğini yansıtan etkinliklerle dolu. Şenliklere Giresun-Eynesil yakınlarında sahilden içeri giren köy yoluyla ulaşım sağlanıyor.
11. Paşakonağı Yaylası: Doğal Manzaraların Sanki Koruması

Giresun’un en güzel yaylalarından biri olan Paşakonağı Yaylası, Bulancak ilçe sınırları içindeki Kovanlık beldesinde yer alıyor. Sahilden itibaren 44 km mesafe kat eden yol, Bulancak ve Kovanlık üzerinden ulaşılabilir. Ancak Kovanlık’tan sonra yol oldukça virajlı; bu da doğallığını koruyan bir manzaraya sahip olmasının yanında, yolculuğun da biraz zahmetli hale getirdiğini gösteriyor.
Yaylanın içinde yer alan vadilerdeki şelaleler ve mor, beyaz ve sarı açelyalarla dolu manzarası, burayı Giresun’un en özel yaylalarından biri yapıyor. 5 km mesafe içinde konaklayabileceğiniz tesislerle birlikte, çadır kurarak da kamp yapmak mümkün. Yayla yolunun devamı, Çambaşı, Belenoba ve Karagöl gibi başka yaylalara da uzanıyor.
12. Gölyanı Yaylası: Doğal ve Korunan Bir Manzara
Gölyanı Yaylası, Giresun’un Yağlıdere ilçesine 51 km mesafe. Bu yayla, Trabzon’un Uzungöl’ü andıran doğal güzellikleriyle öne çıkıyor ve tabiat koruma alanı olarak ilan edilmiş. Bölgede yapılaşma yasağı var; bu da doğasının korunmasını sağlıyor. Yaylacılar, genellikle nisan ile aralık ayları arasında buraya çıkıyor. Doğu Karadeniz’in eşsiz manzaralarına tanık olabileceğiniz bu yayla, küçük gölü ve yemyeşil doğasıyla Karadeniz turlarının önemli durak noktalarından biri.
13. Tirebolu Kalesi (St. Jean Kalesi)

Sahil hattını biraz doğuya taşıdığınızda Tirebolu geliyor. Denize doğru uzanan kaya üstündeki bu kale, merkezden yaklaşık 45 km uzaklıkta. İçindeki Osmanlı dönemi mezar taşları ve top mazgalları, kısa ama net bir tarih izi bırakıyor.
Sahil yolundan sapması kolay; bu yüzden büyük bir plan gerektirmez. 45-60 dakika yeter, üstüne bir çay molası eklenir. Girişin ücretsiz oluşu da işi rahatlatıyor. Burası, sahil yolunda “bir durup bakayım” denecek ama boş geçilmeyecek yerlerden.
14. Şebinkarahisar Kalesi
Bu durak artık başka bir Giresun. Kentin iç kesiminde, tamamen karasal iklim kuşağında, sarp bir kaya üstüne kurulmuş devasa bir orta çağ kalesi görüyorsunuz. Surlar, dehlizler, sarnıçlar; hepsi daha ciddi, daha sert bir atmosfer taşıyor.
Sahilden uzaklığı yaklaşık 110 km. Yani “yolda bir uğrayalım” yeri değil; geniş zaman ister. Eğer sahil merkezli bir gezi yapıyorsanız bunu ayrı gün düşünün. Şebinkarahisar, Giresun gezisinin en içe dönük ve en uzun nefes isteyen ayağı.
15. Meryemana Manastırı, Şebinkarahisar

Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde, Kayadibi Mahallesi’nin doğusunda yer alan Meryemana Manastırı, yüksek kayaların içine oyulmuş bir yapı. Hristiyanlığın ilk yayıldığı dönemlerde inşa edilmiş ve Panaia ve Surp Sarkis adlarıyla da biliniyor. Manastırın önünde solda bir ayazma, sağda ise bir çeşme bulunuyor. Öğrenim, ibadet ve ikamet için inşa edilmiş bu kompleks, tarihin derinliklerinde sessiz bir yuva sunuyor. Ziyaret saatleri haftanın her günü 08:00-17:00 arasında olup, giriş ücreti yok.

Giresun’un Plajları: Denizin Huzurunu Yaşıyor
Giresun’un kıyılarında, batı ve doğu sahil boyunca uzanan plajlar, turistlerin dikkatini çekecek kadar temiz ve manzaralı. Uluburun, Asarkaya ve Tirebolu gibi isimlerle bilinen plajlar arasında en tanınmış olanlar yer alıyor. Tabya Plajı, Tirebolu Plajı ve Emniyet Plajı gibi yerler, denizin huzurunu yaşamanın harikasını sunuyor. Şehir merkezine en yakın plaj ise 5 km mesafede bulunan Belediye Plajı. Her biri farklı karaktere sahip bu plajlar, Giresun’un kıyı turizminin en güzel örneklerinden.
Giresun’da Ne Yenir? Nerede Yenir?
Karadeniz’de işin sırrı tek tabakta değil, sıra yapısında. Giresun’da önce sıcak bir çorba, sonra otlu bir ana yemek, ardından pide ya da tatlı; aksi halde şehir size eksik gelir.
Önce ne yiyeceğinizi netleştirin:
– Karalahana çorbası: Hava kapalıysa ilk durak bu olsun. İçinizi toplar, masayı açar.
– Fasulye diblesi: Yan yemek gibi görünüp ana rolü kapar. Hafif ama boş değil.
– Taflan kavurması, sakarca, kiraz tuzlaması kavurması: Menüde görürseniz alın; bunlar her yerde çıkmaz.
– Giresun usulü pide: Sahil yolu için doğru tercih. İnce hamur, kavurmalı iç, üstüne tereyağı; fazlasını aramıyorsunuz.
– Giresun fındıklı burma tatlısı: Pideyi bitirmeden söylemeyin; acele edince tadı kaçıyor.
Nerede bakarsınız?
– Sahil yolu: Pide için en temiz hat. Elmalılar Pide Salonu, Kükül Pide Salonu, Park Pide Salonu ve Yetimoğulları Kebap ve Pide Salonu gibi yerlerde kavurmalı ve karışık pidelere bakın.
– Zeytinlik çevresi: Daha oturaklı bir masa istiyorsanız Zeytinlik Konağı gibi ev yemeği çizgisindeki yerler daha doğru gelir.
– Merkezde kısa mola: Çorba, mantı ve hafif öğün için küçük lokantalar iş görür; öğlen kalabalığına kalmayın.
Kabaca bütçe
– Çorba + dible + çay: kişi başı yaklaşık 150-300 TL bandını doğrulayın.
– Bir pide + ayran: yaklaşık 200-400 TL.
– Ana yemek + tatlı + içecek: yaklaşık 300-600 TL.
Ben olsam öğleni sahil yoluna, akşamı Zeytinlik tarafına bölerdim. Giresun’da doğru masa, süslü menüden çok yerel tabağa bakınca açılıyor.
Giresun’dan Ne Alınır?
Çantanıza ne koyacağınız Giresun’da çok da gizemli değil; mesele, ne aldığınızı biliyor olmak. Ben olsam ilk sıraya Giresun Tombul Fındığı ve fındık ezmesini koyarım. Üzerinde coğrafi işaret, üretici adı ve paket bilgisi olmayan ürüne fazla yaklaşmam; açıkta satılan fındık güzel koksa bile etiket yoksa iş benim için yarım kalır.
Güvenli alışveriş için iki net durak: – FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi: Hacısiyam, Fatih Caddesi tarafı. Fındık, ezme ve paketli ürün için en temiz başlangıç noktası. – Fındık Çarşısı: üreticiye daha yakın, ürün çeşitliliği daha geniş; hediyelik kutu arıyorsanız burası daha rahat.
Sepete ne girer? – Fındık: kavrulmuş iç, çiğ iç, ezme. – Yayla ürünleri: kurut, tekerlek peynir, ama soğuk zinciri sorun. – Pekmez: kokulu üzüm pekmezi; koyu renk yetmez, etiket de bakın. – Çay: Tirebolu çayını paketli ve üretici markasından alın.
Fiyatı tezgahta değil, etiket üzerinde okuyun; küçük paketler, büyük tenekeler ve hediyelik kutular arasında fark hızlı açılır. Kısacası, Giresun’dan alınacak en iyi şey yalnız fındık değil; sahte ışıltıya kapılmadan, gerçekten yerel olanı seçme disiplini.
Giresun, kısa sürede gezilebilen ama biraz vakit ayırdığınızda daha çok şey gösteren şehirlerden biri. Sahil, kale, yarımada ve merkez birbirine yakın olduğu için yorulmadan gezebiliyorsunuz. Bu da şehri Karadeniz’de keyifli bir mola noktası haline getiriyor. Bir gününüz varsa merkez ve sahil tarafını rahatlıkla görebilirsiniz. Daha sakin gezmek, çevredeki doğal alanlara uğramak ve manzaraların tadını çıkarmak istiyorsanız iki gün ayırmak daha mantıklı olur.
Benim tavsiyem, Giresun’u sadece sahilden ibaret görmemeniz. Biraz yürüyün, biraz yukarı çıkın, farklı noktalarda durup şehre bakın. O zaman Giresun’un neden birçok kişinin beklediğinden daha fazla iz bıraktığını daha iyi anlayacaksınız.
Giresun Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ordu-Giresun Havalimanı’ndan merkeze iner inmez ne yapacağınızı mı düşünüyorsunuz? En pratik yol, çıkıştaki Havaş servisini almak. Uçuş saatinize göre bekliyorsunuz; sonra yaklaşık 30-35 dakikada liman ya da otogar tarafına iniyorsunuz.
Mavi Göl her zaman o renk mi?
Hayır. Siz en net turkuaz tonu, suyun sakinleştiği dönemlerde görürsünüz. Erken ilkbaharda ve sert yağış sonrası göl bulanıklaşır; renk biraz kaçar.
Ada teknesi her gün kalkıyor mu?
Yazın, hava uygunsa kalkıyor. Kışın ve fırtınalı havada ise iş değişir; seferi kesin saymayın, limandaki durumu kontrol edin.
Yayla yollarına binek araçla çıkar mıyım?
Kümbet ve Kulakkaya için çoğu zaman evet. Yol asfalt ve rahat. Ama Bektaş’ın bazı kesimlerinde iş değişir; altı yüksek araç daha güvenli gelir.
Zeytinlik evlerinin içine girebilir miyim?
Çoğu eve hayır. Oralar hâlâ yaşayan konutlar. Ama butik otel, restoran ya da müze olarak kullanılan tescilli yapılara girebilirsiniz.
Giresun pidesi neden ayrı anılıyor?
Hamuru daha ince ve çıtır gelir. İç harçta kavrulmuş kıyma öne çıkar; üstüne yerel tereyağı konunca iş tamamlanır. Trabzon usulünden farkı burada netleşir.