Almanya deyince akla ilk gelen şehirlerden biri olan Berlin, buralarda daha çok “Avrupa’nın Türkiye Ayağı” olarak bilinse de, aslında bir gezginin arayabileceği birçok özelliğe sahip. Tarih, sanat, keşfedilmek için bekleyen sokak ve müzeler. Bonus olarak başarılı metro sisteminden kaynaklı ulaşım kolaylığını ve gece hayatının inanılmaz eğlenceli oluşunu da unutmamak gerek tabi.

Tarafımca test edilip onaylanmış en güzel özelliği ise, kaybolduğunuzu hissettiğinizde etrafınızda “manavdan sola dön, hemen sağda” rahatlığında yol tarifi verebilecek bir Türk bulma ihtimalinizin %99 olması. %1’lik ihtimali de ormanda kaybolma ihtimalinizden dolayı kestim.

Berliner Dom
Berliner Dom, Photo by volker.davids @flickr

Berlin Gezi Rehberi

Berlin’i gezmek, en azından küçük çaplı keşfetmiş sayılmak için minimum 3-4 güne ihtiyacınız var. Çünkü gezecek, görecek çok yeriniz, ve hazmetmeniz gereken kocaman bir tarih söz konusu. Şehrin hiçbir yerinde Hitler adını görmeyecek, hiçbir müzede ondan bahsedilmediğini fark edeceksiniz. Ancak bu, gittiğiniz müzelerde, girdiğiniz bir kitapçıda ya da Berlin Duvarı’na bakarken, onun izlerini görmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Gitmeden önce, konuyla ilgili bir kitap okumayı, ya da film izlemeyi unutmayın.

Berlin’e ne zaman gidilir

Bildiğiniz üzere Almanya, Türkiye’ye kıyasla kuzeyde kaldığından, hava koşulları da Türkiye’ye göre daha zorlu. O yüzden bir Orta Avrupa klasiği olan “her an ortalık buz kesebilir, ona göre yanıma bir şeyler alayım”ı, ilkbahar ortalarında bile gidecek olsanız aklınızın bir köşesinde bulundurun. Kışın gidecekseniz 0’ın altına düşen hava koşullarına hazırlıklı olun. Yazın ise bana kalırsa, 23-24 derece ortalamasıyla, Berlin’e gitmek için en ideal zaman.

Berlin Gezilecek Yerler

Berlin’de gezmeniz “gereken” onlarca yer var. Gereken diyorum, çünkü lokalmiş gibi davranmadan önce turistlik gereklerinizi yerine getirmeniz gerekiyor. Picasso’nun aslında sütlaç gibi resim çizebilirken ağzı bir yerde dudağı bir yerde resimler çizmesi gibi düşünün. Aslını biliyor, ama kafasındakini yapıyor. (sığlıkta son nokta) Zaten çok yüksek ihtimalle burayı okumuyor, direkt hedefe kitleniyorsunuz. O yüzden ben de lafı eveleyip gevelemeden, gezmeniz görmeniz gereken yerleri şöyle bir anlatayım.

Konuya girmeden önce birçok şehirde olduğu gibi burada da tavsiyem, özellikle müze gezmeyi de düşünüyorsanız ve ilk gidişinizse, Berlin Pass almanız. Deneyimlerime ve kıyaslamalarıma göre kesinlikle daha karlı oluyor, üstelik ulaşımı da kapsıyor ki Berlin gibi metro ağı müthiş gelişmiş olan bir şehirde metroyu sık sık kullanmazsanız, yanlış bir şeyler var demektir. 2 günlük: 74 Euro; 3 günlük: 89 Euro.

Metro biletini daha uzun süre kullanmak için yanınızda tutup, cihaza okutmamak gibi bir çakallık yapılabiliyormuş. Çünkü bilet kontrolü çok sık yapılmıyor ama yapılırsa sıkıntı çıkarıyorlarmış.

Pass’i internetten satın almanız size kolaylık sağlayacaktır. Berlin’e gittiğinizde görmeniz gereken yerlerden biri olan Ku’damm’daki Hard Rock Cafe’ye uğrayarak passınızı buradan temin edebilirsiniz. Hard Rock Cafe 10:00-17:00 arası açık ve pass’i teslim almak için yanınızda mutlaka, bakın mutlaka, bileti satın aldığınıza dair bir çıktı olması gerekiyor. Yoksa benim gibi internet cafelere düşer, Counter batağına sürüklenirsiniz.

Daha fazla bilgi için buraya bakın, diğer sitelere kanmayın, pass alırken internetten promosyon kodu aratmayı unutmayın.

Brandenburg Gate
Brandenburg Kapısı, Photo by rickz @Flickr

Brandenburg Kapısı, tam anlamıyla Berlin’in simgesi. Yaz-kış her daim kalabalık olan, Berlin’in en çok turist çeken bölgelerinden biri. Önünde çok sevdiğim, yürümek için ideal olan caddelerden Unter den Linden bulunur. Hemen kuzeyinde de Reichstag bulunuyor, ki yüksek ihtimalle orayı da gezmek isteyeceksiniz. Bunun dışında her türlü yılbaşı kutlaması, dev şehir etkinliği burada vuku buluyor. Bence gezinize başlamak için uygun bir nokta, çünkü merkezi. Şansınız varsa burayı gece de görün, çünkü ışıklandırması çok güzel oluyor. Unter den Linden tarafına değil, tam aksi yönüne doğru yürürseniz, düzgün bir kahvaltı yapabileceğiniz Einstein Cafe’ye ulaşabilirsiniz.

Reichstag; aslında parlamento binası. Ama bunu okuyup “Banane elin parlamentosundan” diyerek geçmeyin. Çünkü burayı ziyaret etmeye değer yapan bir özelliği var; tepesindeki cam kubbe. Hem oldukça enteresan ve etkileyici bir yapı, hem de size şehir manzarası sunuyor. Brandenburger’e kadar gitmişken buraya da göz atmanızda fayda var.

Reichstag, tepesindeki cam kubbenin bir mühendislik harikası olduğu, kubbeye vuran ışığı değişik açılarda aynalardan oluşan bir yapı ile parlamento salonuna yansıtabilen, üzerine inen yağmur suyunu arıtıp kullanan, üzerindeki güneş panellerinden elektrik elde eden çok amaçlı bir bina. Vur deyince öldürmüş elin oğlu. Cam kubbeye çıkarken o an baktığınız yöndeki Berlin manzarasını detaylı bir şekilde tarif eden kulaklıklardan almayı ihmal etmeyiniz. O zaman çıktığınıza değiyor. İlginç bir istatistik olarak binanın tarihinde övülen olaylardan biri de Hitler’in bu binaya hiç ayak basmamış olmasıdır. Çıkacaksanız mutlaka önceden rezervasyon yaptırın. Çünkü tam bir turist magneti.

Reichstagsgebäude Deutscher Bundestag
Reichstagsgebäude Deutscher Bundestag, Photo by volker.davids @flickr

Alexanderplatz; Yerlilerin deyimiyle “Alex” , Mitte bölgesinin en bilinen, merkezi meydanı, lokallerin buluşma noktalarından biri. Zaten siz isteseniz de, istemeseniz de bir şekilde bu bölgeye yolunuz düşer diye tahmin ediyorum. Berlin’in ulaşım merkezi olmasının yanı sıra, tepesine çıkmak isteyebileceğiniz, TV kulesi de bu meydana yer alıyor. Bu civarda Berlin’e özgü Currywurst atıştırabileceğiniz sokak satıcıları ve dükkanlar mevcut. TV kulesine çıkmak istiyorsanız ücret 12,5 Euro. Gece çıkma şansınız da var (12’ye kadar), ki bence bu fikri değerlendirmelisiniz. Alexa bu bölgede bulunuyor.

Berliner Dom; Berliner Dom, adından da anlaşıldığı üzere bir katedral. Büyük, etkileyici bir yapı. Bence içine de mutlaka girmeli, hatta üşenmeyip o merdivenleri tırmanmalısınız. Çünkü en tepeye çıkmayı başardığınızda, oldukça güzel bir Berlin manzarası ayaklarınızın altında oluyor. Berlin’in silüeti çok güzel olduğundan değil ama, bir şehire gitmişken illa ki panaromik manzara peşinde olduğumuz için, bence bu hedefinizi gerçekleştirebileceğiniz en doğru yerlerden. Berlin’e gidip burayı görmemek= İstanbul’a gelip Ayasofya’yı görmemek. Giriş. 7 Euro. Sabah 9 akşam 20:00 arası açık.

Berliner Dom
Berliner Dom, Photo by alan_graf @flickr

Museum Island; Müze Adası, Berlin’in orta yerinde, Spree nehri üzerinde oluşturulmuş, üzerinde 5 adet müzenin bulunduğu, küçük bir adacık. Bence bu iş için böyle bir bölgenin oluşturulmuş olması gerçekten çok etkileyici. Üzerinde hangi müzeler bulunuyor sıralamak gerekirse; Bode-Museum, Neues Museum, Alte Nationalgalerie, Altes Museum

Pergamonmuseum; Evet, tahmin ettiğiniz gibi, burası bildiğimiz “Bergama Müzesi”. İçerisi 3 bölümden oluşuyor: Klasik Antik Çağlar Koleksiyonu, Eski Yakın Doğu Müzesi ve İslam Sanatı Müzesi. Bu bölümler kapsamında türlü türlü kalıntıların bulunmasının yanı sıra, inanılmaz etkileyici bir “Zeus Sunağı” var. İçinde Türkçe seçeneği de olan audio guidelardan birini alarak, uzun bir sürenizi burada geçirebilirsiniz. Gerçekten müthiş ihtişamlı bir yapı. Müze de kaldığınız süre boyunca “bunlar bizim geri verin” tribinden, “abi adamlar koruyor, bizde olsa darmaduman olurdu” tribine kadar bir çok farklı düşünce arasında kaybolup gideceksiniz. Bana kalırsa müze adasındaki en görülesi yer burasıdır. Giriş: 10 Euro. Her gün 6’ya, perşembeleri 8’e kadar açık. Sadece Pergamon müzesini yazmış olmamın nedeni, ilgi alanım olmaması nedeniyle diğerlerini ziyaret etmemiş olmam. Sırf yazmış olmak adına yazmak istemediğim için, sadece bilgi vermek açısından isimlerini yazdım.

Checkpoint Charlie; Checkpoint Charlie, Doğu Berlin ve Batı Berlin arasındaki ana geçiş noktası. Savaş yıllarında, aradaki geçişlerin engellenmesi açısından bir zamanlar bu noktada Amerikan ve Sovyet askerleri nöbet tutuyor-imiş. Kısaca bir kontrol noktası diyebiliriz. Buraya gitmek için Stadtmitte durağında inebilirsiniz. Buraya kadar gitmişken Haus am Checkpoint Charlie’ye uğrayabilirsiniz. İçinde savaş döneminde kaçmak için kullanılan enteresan tekniklere dair birçok görsel var. Muhteşem olduğunu söyleyemeyeceğim, ama birkaç ilgi çekici şey vardı. Giriş:12,5 Euro, saat 22:00’a kadar açık.

East Side Gallery; Berlin’e gidip de görmeden dönerseniz tarafımca türlü hakaretlere maruz kalacağınız yere geldik. Berlin Duvarı’nın üzere 1990-91 yıllarında, 100’ün üzerinde sanatçı tarafından duvar resimleri yapılmış. Bir sokak sanatı destekçisi olarak bu 1,3 km’lik bölgeyi hayran hayran, mutlu mesut dolaştım ve kesinlikle tavsiye ederim.

Postdamer Platz
Postdamer Platz, Photo by onir @flickr

Potsdamer Platz; Berlin’in en ünlü meydanlarından bir diğeri de Postdamer Platz. Burada sokak performanslarına ve çeşitli açık alan sergilerine rastlamanız muhtemel. Bunun dışında Berlin duvarından kalan birkaç parçayı da bu meydanda bulabilirsiniz. Hatta bir tanesinin üstüne geleneksel olarak sakız yapıştırılıyor, nedenini ben de bilmiyorum, giderken sakızınızı almayı unutmayın.

Ünlü Sony Center burada. İçinde kanguru eti deneyebileceğiniz, Avusturalya’ya özgü şaraplar deneyebileceğiniz bir Avusturalya restoranı da dahil (çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim) birçok restoranı, ve Film Müzesi’ni de barındıran, enteresan, başka yerlerde rastlayamayacağınız bir yapı. Gece geç saate kadar da açık, bir akşamınızı burada geçirebilirsiniz. Film Müzesi giriş 6 Euro, 10:00-18:00 arası açık.

Holocaust Memorial; Adından da anlaşılacağı gibi, savaşta hayatını kaybeden Yahudilere adanmış bir anıt. Yaklaşık 19.000 metrekarelik devasa bir alana yayılmış. Böyle anlatınca sıradan, yalnızca “yapmaları gerektiği için” yapılmış gibi dursa da, bana kalırsa gerçekten etkileyici bir yapı. Burası açık bir alan olduğu için günün herhangi bir saatinde gidebilirsiniz. Şehrin en büyük parkı olan Tiergarten buraya çok yakın olduğundan, önce orada bir şeyler atıştırıp vakit geçirdikten sonra parkın içinden yürüyerek buraya ulaşabilirsiniz.

Kaiser-Wilhelm-Gedächtniskirche
Kaiser-Wilhelm-Gedächtniskirche, Photo by Schrottie @flickr

Kaiser-Wilhelm-Gedächtniskirche (Yıkık Kilise); Ku’damm da bulunan bu kilise, 2. Dünya Savaşı’nda tepesi zarar görmüş ve o haliyle muhafaza edilmekte olan bir kilise. Şehirde Hitler ile alakalı en ufak bir şey görememenin verdiği şaşkınlık (gerçi hak da veriyor insan), ve Yahudiler için yapılmış anıtın ardından bu kiliseyi de görmek, insanın üzerinde tuhaf bir etki bırakıyor.

Kreuzber; Burası Türkiye. Baya bildiğimiz tabelalar, parktan gelen çocuk sesleri, dönerciler, teyzeler, kafeler herkes her yer Türk. Ama son zamanlarda aynı zamanda bir hipster cenneti ve şehrin gelişmekte olan alternatif noktasına da dönüştüğü için burada yapacak birçok şey bulmanız da mümkün. Öyle “Ben zaten Türkiye’den geliyorum gitmem oraya” tribine girmeyin, enteresan bir bölge.

Sachenhausen, trene binip Oranienburg bölgesinde inip bir süre yürüdükten sonra (ki biraz çaba sarf etmeniz gerekecek benden söylemesi, hazırlıklı gidin), karşınıza çıkacak, benim inanılmaz etkilendiğim Nazi kampı. İnsan gerçekten ne yapacağını, ne hissedeceğini, ne söyleyeceğini bilemiyor. Özellikle Auschwitz’e göre çok daha “konforlu” olduğunu öğrendiğimde gerçekten ağlamak istedim, bence mutlaka gidip görmelisiniz.

Tren ile giderken arada durursanız şaşırmayın, raylar çiftken bir anda teke düştüğü için arada beklemek gerekiyor. Buraya gidip geliş sürenizi de dahil ettiğinizde, birkaç saatinizi ayırmanız gerektiğini göz önünde bulundurun ve gününüzü ona göre planlayın. Çünkü merkeze yaklaşık 30 km gibi bir uzaklıkta.

Tiergarten; Son olarak, yerine Barok bir operanın yapılmasının kararlaştırıldığı (yerseniz) şehrin en büyük parkı olan Tiergarten var. Burası her mevsim ayrı güzel. Özellikle arkadaşlarınızla gittiyseniz kapın biranızı şarabınızı, yayılın çimlere ya da banklara ve keyfinize bakın. Kimse içki içiyorsunuz diye size kızacak değil, sorun yok.

Berlin’de ne giymeli

Az önce de söylediğim gibi, özellikle kışın gidiyorsanız, yanınıza Türkiye’de haberlerde “bugün hava inanılmaz soğuk, dışarı çıkmayın” denilen günlerde dışarı giydiğiniz kıyafetlerinizi alın. Çünkü gerçekten çok keskin bir soğuk oluyor. Sonbahar ve ilkbahar gibi ara dönemler çok muallakta, bu yüzden hazırlıklı gitmekte fayda var. Yazın ise akşamları yanınızda üstünüze almalık bir şey bulundurduğunuz takdirde, ne istiyorsanız giyebileceğiniz ideal bir hava var.

Berlin için, giyim ile ilgili dikkatinizi çekmem gereken bir diğer nokta ise, yanınıza gece çıkarken mümkün olduğunca “cool” ve “hip” görünebileceğiniz birkaç şey almanız. Neden bunu vurguluyorum diye soracak olursanız, Berlin’in gece hayatı, özellikle son dönemlerde tavan yapmış durumda. Bu yüzden, eğer gece çıkıp eğlenmek gibi bir niyetiniz varsa, bazı clubların girişinde ne giydiğinize gereğinden fazla dikkat ediyorlar. Bu uygulama her yerde mevcut değil, ancak kapıdan çevrilen insanlara şahit olduğum için hatırlatmakta fayda var diye düşündüm.

Berlin-Hauptbahnhof
Berlin Hauptbahnhof, Photo wolfgangstaudt @Filckr

Berlin için bütçe ve otel

“X pahalı bir şehir mi?” sorusunun cevabı kişiden kişiye değişiklik gösterse de, gittiğim diğer şehirlerle kıyasladığımda Berlin benim için oldukça uygun bir şehirdi. Hatta daha da net olmak gerekirse, şu ana kadar en az para harcadığım tatillerimden biriydi diyebilirim. 3-4 euro’ya güzel bir bira içmeniz, 2,5 euro’ya metro bileti ya da 6 euro’ya günlük bilet almanız mümkün. Otel konusunda da fiyatların makul olduğunu söyleyebiliriz. Ben çok merkezi lokasyonda, 10 adım ilerisinde metro olan, temiz ve güzel Park Plaza otelde kaldım. Kesinlikle tavsiye edebilirim.

Not: Yurtdışı tatili yaparken Türk parasına göre düşünmemelisiniz, yoksa Türkiye dışına çıkamaz olursunuz.

Berlin’de ne yenir, ne içilir

Berlin iyi hoş, ama çok nitelikli ya da farklı bir mutfağı olduğunu söyleyemeyeceğim. Tabi ki deneyecek çeşitli tatlar mevcut. Fakat Berlin’de yiyip içebileceğiniz şeylerin %98’i Türkiye’de de bulabilirsiniz. Güzel restoranlardan birinde yemek istiyorsanız rezervasyon şart. Bence gitmeden önce tatilinizi planlayıp ona göre rezervasyon yapmak en mantıklısı. Deneyebileceğiniz birkaç lezzeti sıralamak gerekirse:

Currywurst; Oraya özgü kabul edilen şeylerden biri “Currywurst”. Bakmayın adının alengirli durduğuna, bildiğimiz baharatlı sosis. Lezzetli olmadığını söylersem yalan olur, ancak sosis işte, ne olacak ki? Sağda solda her yerde bunlardan satıldığını görebilirsiniz.

Mustafa-Gemuse-Kebap

Mustafa’s Gemüse Kebap; Bunun dışında Türk işgali nedeniyle her yerde dönerci görmeniz mümkün. Bunların en popüler olanı şüphesiz “Mustafa’s Gemüse Kebap”. Her adını söylediğimde içimde gülme isteği uyandıran bu minik kebapçının namı almış yürüyor efendim. Öyle yer ayırtacağınız, Ayhan Sicimoğlu ve Vedat Milor ile yan yana masalarda yemek yiyeceğiniz bir yer de zannetmeyin burayı, bildiğimiz seyyar kebapçı gibi. Ama yemeden olmaz, çünkü çok lezzetli. Yolunuz Kreuzberg taraflarına düştüğünde kime sorsanız gösterir. Çılgın bir kuyruk olabiliyor, haberiniz olsun.

Einstein Cafe; Einstein, Berlin’de birkaç farklı yerde karşılaşabileceğiniz bir kafe zinciri. Buraya yazmamın sebebi, kahvaltılarını çok lezzetli bulmuş olmam. Brandenburger Tor’a gitmek istediğiniz gün çok yakınında bulunan Einstein Cafe’de güne güzel bir kahvaltıyla başlangıç yapıp, şehrin en turistik bölgelerinden birinde kazıklanmadan karnınızı doyurabilirsiniz.

Berliner
Berliner, Photo by tiexano @flickr

Berliner; Berliner’i Starbucks’a giden Türk gençleri olarak çoğumuz daha önce duymuşuzdur. Adından da anlaşıldığı üzere Berliner, buraya özgü bir pasta çeşidi. Tatlı bir hamur üzerine ya da içine artık reçel, çikolata hangisinden istiyorsanız koyuyorlar, siz de yemelere doyamıyorsunuz. Fakat tüm Almanya’nın aksine yerel halk Berliner’e, ne zorları varsa, “Pfannkuchen” diyor. Gidip “abi bi tane Berliner istiyorum” diyemezsiniz yani. Onun yerine bunu diyeceksiniz. Nasıl diyeceksiniz ben de bilmiyorum ama durum bu.

Pan Asia; Hackescher Hof’ta bulunan başarılı bir uzak doğu restoranı. Daha uygun fiyata yemek yemenizi sağlayabilecek çeşitli menüleri de mevcut. Berlin mutfağına özgü olmadığı aşikar ama, o civardaysanız güzel yemek yiyebileceğiniz bir yer.

Alman Birası; Zaten biralarıyla ünlü olan Almanya’nın göbeğine gidip bira içmeden dönmek gibi bir çılgınlık yapmayın. Çeşit çeşit bira var. Berlin’e özgü olanın adı “Berliner Weiße”. Ama siz sadece onunla kısıtlı kalmayın, farklı tatlara yelken açın, arada çok güzel olanlara denk geleceksiniz.

Kurfürstendamm, Berlin, Almanya
Kurfürstendamm, Berlin, Almanya, Photo by Vincent Alblas @flickr

Berlin alışveriş

Berlin’de alışveriş açısından seçenek çok. Tarzınız ne olursa olsun, size hitap edecek bir şeyler bulabilmeniz mümkün. Birkaç bilinen yer ve kişisel tercih sıralamak gerekirse:

Kurfürstendamm; Burası aslında Berlin’in güzel ve büyük bir caddesi. Oradaki insanlar genellikle “Ku’damm” diyorlar, aklınızda bulunsun. Üzerinde ve civarında Urban Outfitters, Hard Rock Cafe, Berlin’de 10 adımda bir birinin üzerinde logosunu görebileceğiniz Jack Wolfskin, hatta ben Berlin’den ayrılmak üzereyeken “Coming Soon” yazısını görüp karalar bağladığım Forever 21 bulabilmeniz mümkün. Daha onlarca yer var, alışveriş için oldukça mantıklı bir yer.

Berlin-Almanya
Berlin, Almanya

Ka De We; Burası Berlin’in en pahalı, en ünlü department store’u olarak biliniyor. İçinde Hermes mi ararsınız artık Chanel mi Balmain mi Zegna mı hepsi var. (Hakkaten bunları arıyorsanız çok havalısınız bu arada) Son derece pahalı, son derece “Allahım şunların birini bana verseler”. Buraya giderseniz yapmanız gereken, biraz ortalıkta dolandıktan sonra, bir EPIC WIN olan gurme katına uğramak.

Alexa; Burası Türkiye’de çeşitli örneklerine sık sık rastlayabileceğiniz, akşam 9’a kadar açık olan bir alışveriş merkezi. İçinde 200’e yakın mağaza var. Ayrıca çok merkezi bir noktada olduğu için toplu taşımayla ulaşmak oldukça kolay. Kişisel fikrimi soracak olursanız Ku’damm’ı tercih ederim.

Friedrichstrasse; S-bahn ‘a binip Friedrichstrasse durağında inerek kolaylıkla ulaşabileceğiniz bu bölgenin bir ucu Chechpoint Charlie’ye, bir ucu Unter den Linden’e uzanır. Bu iki bölgeye de gitmeden Berlin’den dönmeniz saçmalık olacağı için, aslında hem turistik hem de alışveriş anlamında sizi tatmin edebilecek bir bölge. Ku’damm ilke birlikte benim alışveriş için favori bölgelerimden. Cadde üzerinde Boss, Escada, eğer siz de Gepetto Usta tarafından yapılmış gibi görünen ayakkabıları giymek istiyorsanız Birkenstock ve Paris’ten tanıdığımız ünlü Galeries Lafayette’i görmek de mümkün. Benim gibi ilgi alanı olanlar için kocaman bir Lomography Store’da bu cadde üzerinde bulabilirsiniz. Girmeden dönmeyin, içerisi cennet gibi.

Berlin Reichstag Building
Berlin Reichstag Building

Berlin gezisi için pratik bilgiler

Berlin’in metro sistemi inanılmaz. Çekinmeden bol bol kullanın, şehrin her noktasına kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz.

Birkenstock çılgınlığına kapıldıysanız, burada daha ucuz, alacaksanız buradan alın.

Varlığından bile haberdar olmadığımız Vietnam mutfağı Berlin’de çok yaygın, deneyin.

Turla gitmenize hiç gerek yok. Bir adet kitapçık ve metro haritası edindiğiniz takdirde Berlin’i kolaylıkla gezebilirsiniz.

Berlin’de çok sayıda gezilecek ve görülecek yerler bulunuyor. Bu şehir ile ilgili birçok kişinin sahip olduğu önyargılar sizde de varsa, onları bir yana koyup, bir an önce bu şehrin sokaklarında kaybolmalı, kısa bir süreliğine de olsa hem tarihi hem de modern Berlin’in bir parçası olmalısınız.

Yazı: Oitheblog (Öykü Doğan/İdil Atay)

61 YORUMLAR

  1. Yazi guzel ama “yeme icme mekanlarinin %98’i Turkiye’de de var” demek yeme icme konusundan hic anlamadiginizi gosteriyor, zaten currywurst ve Turk restorani tanitmanizdan belli. Şehir yerel ve dünya mutfagi anlaminda tam cennet.

  2. Merhaba

    Arkadaşlar yazı ve yorumlar için çok teşekkür ederim. Ben 10 gün içinde staj için 3 aylığına Berlin e gidicem! Berlin de yaşıyan arkadaşlardan ricam nasıl oda kiralayabilirim konusunda tavsiye de bulunurlarsa sevinirim…

    Sam

  3. İş gezisi nedeni ile sadece pazar günümü Berlin’i gezmeye ayırabileceğim, bahsettiğiniz yerleri pazar günü açık bulabilir miyim? Müzeler vs.. Pazar ölü bir gün mü olur?

  4. Merhaba alper bey . Öncelikle vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı teşşekür ederim. Benim bir sorum olacaktı . Ben maltaya dil eğitimine gideceğim . Oradanda eğitimim bittikten sonra berlin e 1 günlüğüne geçmek istiyorum. Malta schengen vizem ile geçiş yapabilirmiyim ? Ve bir de berlin schönefeld havalanından alexenderplatz galleria alışveriş merkezine nasıl geçebilirim ? Ve geri havaalanına nasıl dönerim ? beni bilgilendirirseniz çok memnun olurum alper bey İyi günler .

    • Potsdam. Mutlaka gidilmesi gereken Berlin’e trenle yarım saat uzaklıkta küçük bir şehir. Gölleri, sarayları ve bahçeleriyle harika bir yer. Bisiklet kiralayıp dolaşmanızı tavsiye ederim

  5. Yıl 2016.Haziran ayında Berlin’den başlayıp Güneye Münih’e doğru bir gezi planlıyorum.Yazılanlar gecen yılla ilgili.Ustelık kıs mevsiminde gıdenlerin yorumları.Önerilerinizi alabilir miyim ? Tesekkürler.

  6. Gezi öncesinde epey değerli paylaşımlar yapılmış. Emeği gecen herkese teşekkurler. Donuşumuzde bizde deneyimlerimizi buradan yazarak paylaşırız. Sanırım , Primark’ta alısveriş manyagı olacagız:))

  7. Biz Berlin’e gidip halı almak istiyoruz. Mağazaları, restoranları bilmiyoruz. Merkeze yakın yerlerde biliyorsanız yardımcı olun lütfen?

  8. 23 Aralik’ta Berlin’e gelmeyi dusunuyorum ve gelebilmem icin bana davetiye gondermesi gerekiyor ama kiz arkadasim bunu nasil oldugunu bilmiyor. Bu konuda bana yardimci olur musunz nerden almasi gerekiyo davetiye gondermesi icin ne yapmasi gerekiyor?

  9. Arkadaslar ben Almanya’da yasiyorum. Yilbasinda arkadasimi gezdireceğim Berlin’i.
    Oteli burdan ayarladim. Şehrin ortasinda 4 yildiz 45 euroya buldum. Hava genelde soguk oluyor bu tarihlerde. Zamanin cogu disarda geciyor. Bu yuzden saglam giyinin derim ben.
    iyi gezmeler simdiden.

    • Ozcan Bey bir konuda bana yardimci olur musunuz. Benim Berlin’de kiz arkadasim var ve ben Berlin’e gelmeyi dusunuyorum. Ona soyledim o bilmiyormus. Bana davetiye gondermeden gelemiyormusum oraya. Bunun icin kiz arkadasimin ne yapmasi lazim. Nerden alabilir. Yardimci olursaniz cok sevinirim.

  10. Merhaba
    Yazı ve yorumlar için tesekkürler
    Birkaç sorum olacak Berlin uzmanlarına ?
    31aralık-3ocak 2016 tarihleri arasında Berlin’de olmayı planlıyoruz. Genel olarak ctesi-pazar günleri müze ve magazalar acık mıdır? Bazı diger Alman sehirlerinde h.sonları her yer kapalı oluyor diye duymustum, Berlin için de gecerli mi?
    Bir de Christmas süslemeleri, kurulan pazarlar vs 31 Aralıkta halen kalır mı yoksa toplanıyor mu?
    Son olarak otel ya da ev kiralamak için hangi bölge ya da bölgeleri önerirsiniz merkeze yakın olabilmek adına..
    Tesekkürler

    • Noel Pazarları Kasım 27 gibi başlar 24 Aralık saat 13 de kapanır. 24-25 de açık pek yer bulamazsınız. 1 Ocakta kapalı olacaktir her yer normal olarak. 31 ve 2-3 içinde gitmek istediginiz müzeleri web sitelerinden kontrol edebilirsiniz. Brandenburger Tor’da yeni yıla girmek keyifli olacaktır:))

  11. Güzel bir Berlin yazısı olmuş. Özellikle önemli başlıkların linklerini vermeniz, insanların işini kolaylaştırması açısından yerin olmuş. İnternet sayfamız için yazınızı özetleyerek kendi sitemizde de paylaştığımız belirtmek isterim. Aşağıdaki linkten ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

    gezginlerinnotlari.com/berlin-gezisi

  12. Arkadaşlar ben biletimi aldım 01 şubat 2016 tarihine .. Gezemeyeceğimiz kadar kötümü hava..kafama takıldı…

      • İstanbul’a benzemiyor Kemal bey, şu an 14 derece gün içinde 20 derece. Berlin’de yaşayan biri kışın İstanbul’a geldiğinde sweatshirt ile dolaşır. Kuru ve ciddi soğuk geçer. Aralık ayında – lere düşer sıcaklık.

        • Neşe hanım bilgi için çok teşekkür ederim. Peki şubat ayı nasıldır , yani benim çekingem aslında hava soğukluğundan önce gezilecek yerlerde kar ve yağmur yüzünden sıkıntı olması , yoksa soğuk çok sıkıntı değil.. yorumunuzu bekliyorum..

    • İstanbul’dan soğuk olur hava. Mayıs’da bile kar yağdığını biliyorum 2 yıl evvel. Eğer sıkı giyinirseniz şapka eldiven palto hatta pantolon içine içlik rahat edersiniz. Tabi günü hep dışarda geçirecekseniz. Kar bile yağsa gezmesi zevkli oluyor. Yeterki sıkı giyinin. Bir Berlinliden tavsiyedir.

      • Kaymaz kalın bot ve kışlık sıkı kıyafetlerle rahat gezersiniz. Kar garantisi verebilirim. Yollarda sıkıntı olmaz. Metrolar çalışıyor. Ben Berlin’in her mevsimini seviyorum.

        • Neşe hn verdiğiniz bilgiler için çok tşk ederim. Berlin otobüs turu şubat ayında varmı , malum kar ve soğuk 🙂

    • KaDeWe önünden kalkar otobüsler, başka merkezleri de vardır ama kışın var mı görmedim. Metro kullandığım için fark etmedim hiç. Hiç binmedim nerelere götürür bilmiyorum. http://www.berlin.de de detaylı bilgi bulabilirsiniz.

  13. Merhaba arkadaşlar. Yorumların çok faydası oluyor yazan herkes e teşekkür ederim. 3 günlüğü ne geldim ve otel yerine daire tuttum merkezi bir yerden . 6 kişi 200 € civarında bir para ödedik. Otelden daha konforluydu bizim için. Ve neredeyse heryere yürüyüş ile ulaşabildik. Ulaşım için 100 numaralı otobüs en uygun olanı ve city turların güzergahından gidiyor. Birde 3.5 saatlik tekne turuna katıldık oda gayet güzel di fakat uzun sürüyor. Siz 2.5 saat olanını tercih edin. Yemek sıkıntısı yok her yerde türk restaurantlar var zaten ama başka yerlerde de deneyin derim. Ev tutarsanız ve hafta sonuda kalacaksanız lidl gibi yerlerden alışverişinizi yapın su, bira,sigara, aparatif yiyecekler vs muhakkak alın pazar günü her yer kapalı .
    İyi tatiller.

    • Merhaba Akın Bey biz de 6 kişi gitmeyi planlıyoruz. Evi nereden tuttunuz öğrenebilir miyim ? Hatta kaldığınız yerin linki varsa atarsanız çok memnun olurum.

  14. Çok yararlı bilgiler verilmiş gerçekten. 3 kişilik ailemle 7 günlük bir tatil için kalabileceğim oteller ile ilgili deneyimi olan arkadaşların önerilerine gereksinimim var. Şimdiden teşekkür ederim ilgileneceklere.

  15. Berlin’e arkadaşımın daveti üzerine gittim. Davetin yapıldığı ilk gün Berlin hakkında bilgi almak için bu blogu okumuştum. Beni Berlin’e davet eden arkadaşım geleceğim günü, kalacağım gün sayısını bilmesine rağmen ortalarda gözükmedi.

    Noel akşamında Tegel Havaalanında bilmediğim bir ülkede, ne yapacağımı düşünürken blogta okuduklarım ve yorum yazan Neden 40 arkadaşın verdiği bilgiler aklıma geldi.(Allah milyonlarca kez razı olsun). Sınırlı almancamla Tegel Havaalanında Turist İnformationdan Berlin Cart’ımıaldım ve yine internet tarifleriyle Otelime gittim.Otel Mitte bölgesinde yepyeni bir oteldi. WİNTERS WALL.

    Bölge itibarıyla heryere yakın. Çok fazla toplu taşımaya bile ihtiyaç yok.2 gün sabahtan akşama Berlin’i dolaştım. Ama kesinlikle bitirmek mümkün değil. Ulaşım çok kolay. Berlin Cart ABC almışsanız heryerde geçiyor. Ayrıca Müzeler adasına da olacak şekilde almışsanız 5 müzeye bedava girme hakkı veriyor. Ve diğer müzelerle bazı restoranlarda indirim hakkı sağlıyor.

    Berlin’de bayan olarak hiçbir sıkıntı yaşamadan gezebilmek beni çok memnun etti. Gelmeden önce ayrıntılı bir araştırma yapsaydım mükemmel olacaktı. Ama yaşadığım tüm olumsuzluklara rağmen Berlin kesinlikle görülmesi gereken şehirlerin başında geliyor.

  16. Berlin’den unutamadığım 3 şey:
    1)Kreuzberg’de koluma çarpsam herkes Türk’tü :p
    2)Gezi otobüsünde Türkçe anlatım da vardı 🙂
    3)Şehrin göbeğindeki parktaki ağaçları tek tek sayıyorlar ve takip ediyorlar, yeşile saygı had safhada, ayakta alkışladım.
    Berlin’de sadece bir hafta sonu geçirebildim. Umarum bu yazının eşliğinde tekrar giderim…

  17. Avrupa’da pek çok kent görmüş olmama rağmen Berlin benim için hep ilk sırada. Her mevsimi ayrı güzel. Temmuz ayında bile 8 dereceleri görmeniz olası (Gördüm oradan biliyorum :D). Tiergarten’daki her kıtanın simgesi olan ve simgeledikleri kıtalardan gelen dev taşlar oldukça enteresan, deneyin bakalım kıtalarını tahmin edebilecek misiniz?

    Friedrichstrasse alış veriş için ideal olmasının dışında, şık cafeleri ve vietnam lokantaları ile de çok güzel. Gezdiğiniz her yeri sizinle geziyor ve gitmediğim bir yerse notlarımı dikkatle alıyorum. Tur yerine bir kente gidip en az bir hafta o kentte kalarak kenti yaşamayı seven biri olduğumdan sizin gezileriniz bana çok yardımcı oluyor. Teşekkür ederim, gezilecek daha çok yer var, yola devam… 😀

  18. Gezgin olamasam da bir Erasmus olarak faydası inanılmaz. Çok teşekkürler paylaşımınız için. Gitmeden rotamızı önceliklerimizi belirledik. Devamını devamlarını beklemedeyiz. 🙂

  19. Bir çok Avrupa şehrini görmeyi istememe rağmen Almanya bunlar arasında son sıralarda bile yoktu. Berlin yazınızı okuduktan sonra fikrim değişti. İlk sıralarda yer alıyor. Keşfedilecek ne çok doku, ne çok tat, ne çok kültür varmış! Teşekkürler.

  20. Aslında bakıldığı zaman soğuk gibi gözüken şehir aslında sizi içine çekiyor.2 defa gittim ve her gidişimde beni cezbeden birçok duygu yaşadım. Pergamon müzesi sizinde bahsettiğiniz gibi ne değerlerimiz çalınmış ama bizden çok daha iyi baktıkları kesin düşüncesi yaratmakta. Özellikle dünyanın dört bir tarafından merakla gezilen bir müze. Neues Müzesi de oldukça beğendiğim bir müze, özellikle Nefertiti heykeli oldukça görkemli.

    Berliner Dom’un bahsettiğniz gibi üşenmeden merdivenleri merakla çıkılmaı ve şehir yukardan keyifle izlenmeli. Cassambalis Resturant güzel bir Yunan returantı. Oldukça güzel lezzetlere sahip, sıcacık bir ortamı ve oldukça güleryüzlü çalışanlara sahip.

    Berlin’in meşhur Türk Resturantı Hasır Kebapta tavsiyelerim arasında.Orda beni en çok şaşırtan Türklerden çok Almanların bu resturanta dah çok gitmeleri olmuştu. Birçok şubesi bulunuyor. Birgün yolunuzun Berline düşmesi dileklerimle…

  21. Berlin denildiğinde aklıma gelen ilk şey boyaların ucuzluğu ve katılmış olduğum sanat sempozyumu oluyor. Hayatımın en güzel üç haftasını geçirdikten sonra Türkiye’ye dönmek hayli zor oldu. Baş döndüren doğası ve hiç unutamadığım kolum kadar uzun salatalıkları. Kolum kadar salatalık görüp manavın karşısında dakikalarca kala kalınca sanatçı arkadaşlarımın birkaç gün benimle dalga geçtiler. Kolum kadar uzun salatalığın tadı da kötüydü zaten. Hiç tadı olmayan meyvelerin ve sebzelerin ülkesi olabilir Almanya. Ama boya ve içki konusunda hayranlığım dönerken ağlamamam neden oldu. Evet, sanat gönül rahatlığıyla yapılabilinir!

  22. Savaşa, barışa, iki ideolojinin çarpışmasına, bir halkın önce bölünmesine sonra da birleşmesine tanıklık etmiş kent Berlin ve onun alâmet-i fârikası Brandenburg Kapısı ile Charlie Sınır Kapısı. Bunların yanı sıra DDR Müzesi ve Stasi Müzeleri tarih meraklılarına çok farklı hisler yaşatacaktır. Unter den Linden Bulvarı üzerindeki operada bir temsil görecek vakti ayırmak da ziyaretinizi taçlandırır muhakkak.

  23. Yazı ve gozlemleriniz için çok teşekkürler. Berlin’i tekrar gezmiş ve yaşamış oldum. Ben de bir kaç ilave yapmak isterim.

    Zoologiest (yanlış yazmış olabilirim), hayvanat bahçesi ziyareti ve ren nehirinde gemi gezisi tavsiye ederim.
    Hayvanat bahçesi yakınında bisiklet kiralama noktasından kiralama yaparak sehri gezebilirsiniz.
    Yine ayni noktada otobüs garı gibi bir yer var. Tren yerine alternatif şehirler veya kasabalar arasi yolculuk yapabilirsiniz.
    Kruezberg Vatandaşımızın çok olduğu yer ancak Arap nüfus da fazla. Orada Lübnan mutfağı denenebilir. Etleri ve sosları müthiş.
    Yazın gidildiğinde havanın geç karardigini unutmayalim. Yaklaşık 22:40. Fotoğraf cekimi için çok gün isiginiz var. Ayrıca mavi saatinde uzundur.

    Önemli bir not da, giderken yaptırdığınız sigortanizin muhakkak İngilizce halinide isteyin firmadan. Sağlık sorunu olduğunda sigorta policenizi bu nedenle kabul etmiyorlar.

  24. Özellikle eğlence ve gece yaşamı için gezginler arasında büyük sükse yapıyor Berlin. Türklerin Avrupa’da en çok yaşadığı kentlerin başında galse de seyahat rotalarının da başında yer almasında sakınca yok bence…

  25. Eğer dünyadaki müze şehirler kategorisi yapılsa ilk beşte yerini alabilir Berlin. Öğrenci kimliğimle aldığım müzekart sayesinde süper indirimli gezme fırsatı yakaladım pek çok güzelliği tek sorun zamandı ne yazık ki bitmedi bitiremedim. 🙁

    Ve yazınızı gitmeden önce okumayı dilerdim, özellikle de yeme-içme kısmını. Kreuzberg’de yediğim kebap bir Adana’lı olarak benim için tam bir fiyaskoydu. 🙂

  26. Binalar çok eski olduğu için hepsi ayrı bir tarih aslında. Hatta dikkatli incelerseniz savaşın izlerini görmek mümkün.

    Yeme içme konusunda Avrupa’nın en iyi şehri. Standartlar çok yüksek. Burgermeister ve Fischfabrik’i mutlaka deneyin.

  27. Berlin için yazacak çok şey var aslında hemen hepsini de yazmışsınız zaten. Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Bu kadar mı lezzetli döner olur yarabbi. Hayatımda yediğim en güzel dönerleri Berlin’de yedim. 🙂

  28. Berlin’e daha önceden gitmiştim. Harika bir yer, kafanizi dinleyeceginiz, ruhunuzun gidasini tamamlayacaginiz, kendinizi o essiz manzarali yerlerinde sokaklarinda bırakacağıniz bir şehir. Tavsiye ederim. 😉

  29. Avrupa’da sanatın kalbinin gerçek anlamda attığı ve mimari açıdan, endüstriyel tasarımın da göz boyadığı bir yaşam platformu denebilir Berlin için. Avrupa’yı gezme şansım olsaydı önce Berlin’den başlayacağıma eminim. Çünkü Berlin, kahramanların ve canavarların, efsanelerin ve yalanların, kırmızı ve mavinin yani kısacası gerçeğin ve rüyanın birleşip, yeni bir ufuk formuna dönüştüğü bir roman gibi geliyor bana.

  30. Metrolarda hiçbir turnike sistemi veya bilet kontrolü olmadığı halde insanların biletsiz binmemesi dikkatimi çekmişti.

  31. Bu yaz 20 günlüğüne ben de Berlin’deydim.O kadar çok gezmeme rağmen tekrar gitsem en az bir 20 gün daha sadece Berlin’de keşfedilecek yerler bulurum diye düşünüyorum. Sırf müzeler bile oldukça zamanınızı alıyor. Museum Card (yanlış hatırlamıyorsam) 24 € idi ve 50 müzeyi gezme şansı tanıyordu size (Üç gün içinde olmak kaydıyla). Bu arada bu kartın geçerli olmadığı müzeler de mevcut. Yani sadece Berlin’deki müze sayısını siz hayal edin!

  32. Berlin’e gidecek arkadaşlara ufak bir tavsiye; sehirde turist otobüsleri gibi ring yapan tüm Berlin’i gezdiren günlük-haftalık biletle binebileceğiniz ve memnun kalacağınız 100 numaralı otobüslerde bulunuyor. Biz Berlin’e gittiğimizde metroda bir kaç günlük geçerli bilet almıştık. Berlin sehir gezilerimizi bu 100 numaralı otobüslerle yaptık ve turist otobüsüne gerek kalmadı. Çok da memnun kaldık.

  33. Almanya’da gezilip görülmesi gereken çok güzel yerler var. Bir okul projesi ile Regensburg, Metten, Passau ve Titling’ i gezmiştik. Berlin’i görmeyi çok istiyorum.

  34. Mart başında Berlin’e 3 günlük bir gezi planım var. Bu yazı oldukça faydalı oldu. Özellikle gezip görülmesi gereken yerleri ve denenmesi gereken tatları planıma ekledim. Çok teşekkürler…

  35. 3 ay Berlin’de yaşadım ve yazınızda 3 ay içinde deneyimlediğim şeyleri eksiksiz olarak anlatmışsınız, çok güzel olmuş. Bir dahaki gidişime ise yazının altındaki yorumdan yararlanmayı düşünüyorum. Yazı için teşekkürler 🙂

  36. Berlin’de doğmuş büyümüş ve Berlin aşığı biri olarak önerdiğiniz Berlin Pass çok pahalı. Onun yerine Berlin welcome card daha uygun. 48 saat 18,50 AB, eğer Berlin dışı Potsdam’a gidecekseniz 48 Saat ABC (C banlıyö) 20,5 Euro. Üstelik bu kartla gireceğiniz müze ve cafelerde indirim var, kitapçık veriliyor. Tegel havalimanından çıkmadan kartı alabileceğiniz masa var. Ayrıca kart okutmak gerekiyor. Kontrolde 55-60 euro cezası var. http://www.berlin-welcomecard.de/en/product-information

    Berlin’de İtayan restaurantlar ve kırmızı et tüketebileceğiniz Blockhouse Arjantin restaurantları var. İtayanlar itayan lezzetlerini aratmıyor. Özellikle Pascarella. Daha yazacak çok şey var ama kısa keseyim. Paylaşımlar için teşekkürler :))

    • Selam arkadaşlar, ben de Berlin’e gitmek istiyordum oraları görmek. Yorumların hepsini okudum, tek başıma gideceğim. Az da olsa İngilizcem var. Yeterli sanırım. Bletimi aldım 12.06.2015 tarihinde sabah gidiyorum 15.06.2015 tarihinde dönücem. Tabi ki uçakla.

    • Merhaba verdiginiz link cok isime yaradi cok tesekkur ediyorum. Berlin welcome card ve Berlinpass’i karsilastirdigimda gercekten aradaki fark dudak ucuklatiyor. Sozunu ettiginiz Berlin welcome card ile muzeler adasindaki 5 muzeye giris ucretsiz diye anladim fakat bu kartin kapsadigi muzeler arasinda Berliner Dom da var mi, bu konu hakkinda bilginiz var mi?

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!