Aynı yolu tekrar yürümeyi seven birisi değilim, alternatifi varsa ilk tercihim onu denemektir. 2 gün önce indiğim kavşağa geri dönüp orada bekleyen jeepneylere veya tricyclelara atlamam gerekiyor. Oysa Batad köyü çok sayıda trekking patikalarına sahip. Dün Talia bana başka bir trekking rotası olan Bangaan rotasını yürümeyi teklif edince cevabım hemen evet olmuştu. Endişem ise benim kolay dediğim dediğim Tappiyah Şelalesi yolunu onun çok zor bulmuş olmasıydı.

Nereden gideceğimizi öğrenip kahvaltı sonrası çıktık yola. Batad Köyü’nün hemen arkasında pirinç tarlalarının arasından vadiye indik. Ayağımın önünden küçük bir yılan geçti. Hareket etmese fark etmesi zor olacaktı. Pirinç tarlalarının teraslarını oluşturan duvarları izleyerek aşağıdaki dereye ulaştık. Köyün bu tarafının manzarası da en az ön taraftaki manzarası kadar heyecan verici. Patikayı takip edip önce ormanın içerisinden sonra daha da yukarılara çıktık. Zor değil ama yorucuydu. Patikanın geçtiği yerlerde dağdan akıp gelen küçük şelaleler, çaylar var. Her zamanki gibi su şişemi bu sularla doldurdum.

5 kişilik bir trekking grubu bizi geçti. Talia ise yavaş yürüdüğünden sık sık onu beklemek zorunda kaldım. Manzara şahane, beklemek sorun değil, ancak ana yola giden bu bağlantı patikasını eğer geç bitirirsek, Banaue’ye giden ulaşım  aracı bulma sıkıntımız olacak. Öğlenden öncesinde sadece Banaue yönüne araçlar var.

Zaman zaman yağmur çiseliyordu, öncesinde de ilk defa güneşi görmüştüm, bulutların arasından. Gökyüzünde hep bulutlar hızlıca hareket ediyor. Önünüzde yükselen tepeyi son dönemeç olarak zannediyorsunuz ama tepenin ardından başka bir tepe, onun ardından başka bir tepe çıkıyor. Köylerin arasından geçip ulaştığımız en yüksek zirvedeyken şiddetli bir yağmur başladı. Bir süre orada beklemek zorunda kaldı. Neyse ki sonrasında pırıl pırıl bir hava vardı. Yoldayken 2 defa daha yılanlarla karşılaştık. Son 2 si büyükçeydi. Kıvrıla kıvrıla aşağı inen patikayı takip edip, nihayet bizi Banaue’ye giden araçları bulabilmeyi umduğumuz ana yola ulaştık.   Tam 3 saat yürümüştük.

Oysa yol ölü gibiydi, herhangi bir araç geçmiyordu. Banaue yönünde, 1 saate yakın da ana yol üzerinde yürüyüp Bangaan köyüne ulaştık. Karşılaştığımız kişilere Banaue’ye nasıl gidebileceğimizi sorduk. Geç olmuştu, tek yol traysikıl kiralamakmış, o da 600 Peso’yu buluyormuş. Beklemeyi ve geçen araç olursa onu durdurmayı tercih ettik. Bir restoranda oturup siparişlerimizi verdik. Çok geçmeden gelen kamyonları görünce hemen yola koşup ilk geleni durdurdum. Banaue’ye gideceğimizi söyleyince “atla” dedi şoför.

Yemeklerimiz hazırlanmamıştı henüz, restoran sahibine 20 Peso verip atladık kamyonun ön koltuğuna. Kamyon diyince Türkiye veya filmlerde gördüğünüz kamyonlar gelmesin hani. Külüstür bir şeydi, zaten yol da yok hoplaya zıplaya gidiyorduk. Yol dar ve yapım çalışmaları sürüyor. Dar alanlarda eğer araçlar karşılaşırsa biri diğerine yol vermek için manevralar yapmak zorunda kalıyor. 2 aracın aynı anda yolu kullanabildiği yerler çok az. Sağ yanımız dağ, sol yanımızda derin vadi bulunuyor.

Şoförümüz şirket için günlüğü 300 Peso’ya çalışıyormuş. Yol yapım şirketinin bu kamyonuyla, başka bir yerden buralara taş ve kum taşıyorlarmış. Bir ay boyunca her gün istisnasız çalışsa alacağı ücret 375 TL. Zor yollar, kötü araçlar, riskli bir iş. Talia şoföre hediye olarak kullanmadığı bir cüzdanı hediye etti. Sanırım jeepney ve üç tekerlekli motosikletten daha konforlu bir yolculukla Banaue’ye vardık. Herhangi bir ücret ödemeden.

Sırt çantamın olduğu Uyami’s Green Viev Lodge’a yerleştim yine. Turistler için 1500-2000 Peso olarak organize edilen bu tur için ben ulaşım için sadece 30 P ve Batad’da iken gereksiz olmasına rağmen sırf yardımcı olmak için de kılavuza 200 P ödemiştim.

Akşam yemeğini Talia ile restoranda alırken yüzü ve sesi bana çok tanıdık gelen biri Batad pirinç tarlalarına nasıl gidebileceğini sordu. Bu kişi Romein’di. Hafızam bu konularda hiç de iyi değildir ama bu gezi sonrasında sanırım isimleri daha kolay hatırlar oldum. Malezya’nın Tioman Adası’nda tanıştığım, Singapur’da dairesinde 1 gece uyuduğum Fransız Romain’di. Yine Fransız kalmıştı. İnsan daha 2 ay önce evinde misafir ettiği insanı tanımaz mı! Ya da değişik bir stili var diyeyim. O zaman da garip olduğunu düşünmüştüm, yine de garip. Masamıza davet edip bilgileri verdik. Atlamış gelmiş Banaue’ye gece otobüsüyle. Yanına yeteri kadar para almamış. Fazla zamanı da yokmuş. Singapur hava yollarında çalıştığından bedava uçuşları var, her hafta sonu neredeyse bir yerlere kaçıyormuş. Benim Filipinler sonrası dönüşüm Singapur’a. Singapur’da o bana bir iyilik yapmıştı. Kendisine borç verebileceğimi söyledim. Kendisine 2.000P verdim, 1.000P yeterli olacağını söyledi. Singapur’a gittiğimde havalimanında beni karşılayacakmış.

Ertesi gün Banaue’den Bontoc ve oradan da Sagada’ya geçmeyi planlıyordum. Gün boyu nerdeyse hiç durmayan şiddetli yağmurlar yüzünden tembelliğim tuttu ve ayrılmadım Banaue’den. Akşama doğru Batad’da tanıştığım İsviçreli Melanie Amerikalı Alexle benim otelin restoranında oturduk. Gece otobüsüyle Talia, Melanie ve Alex manila’ya döndüler. Ben ise salyangoz gibi hareket edenlerdendim galiba. Hep hareket ederim,b ir yerden bir yere. Ancak bazen 1 gün kalınması gereken yerde 3 gün kalırım. Ya iklimdir mazeret, ya yağmurlar, ya da rahatım veya keyfim yerindedir. Bir sonraki gideceğim yerde yeni şeyler görmenin heyecanı beni bekliyordur ama araya biraz “ara” koymak gerekiyor. Yoksa üst üste heyecan verici yerleri görmek durmaksızın görmek heyecanı azaltabiliyor.

Day 459: Filipinler:6. Banaue, 5 Kasım 2011

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!