Büyüleyici güzelliklerle dolu Tunku Abdur Rahman Park’ındaki, son uğradığım ada olan Sapi’de bir gece çadırımda geçirdikten sonra sabah kalabalığın yine adaya doluşmasıyla uyandım. Çadırımın etrafındaki her masa çoğu Çinli ziyaretçilerle dolu. Herkese ilginç gelmiş olmalıyım ki tüm gözler çadırımda ve bende. Gün içerisinde yine sık sık yüzerek, beyaz kumlarda güneşlenerek, kitabımı okuyup uyuyarak geçirdikten sonra akşam 4’te iskeleye geçtim. Yine binlerce balık iskele ayaklarının etrafına sığınmışlar. Her zamanki gibi çevrelerinde barracudalar ve diğer iri balıklar onları avlamanın peşinde, ne zor hayat, her an tetiktesiniz. Aksi halde kendinizi saniyeler içerisinde başka bir balığın midesinde bulabilirsiniz. Öyle ya büyük balık küçük balığı yutar derler (!). Bu denizlerde geçerli olabilir ama bunu bir de güncel hayata uyarlayanlar yok mu!

20 dakikalık bir bot yolculuğu sonrası Kota Kinabalu Jesselton Point İskelesi’ndeydim. Kaldığımız Lucy Hosteli pek beğenmediğimizden, arkadaşım Farid başka bir hostel bulup sırt çantamızı oraya taşımıştı bile. Akinabalu Youth hostel adındaki hostelde çok sayıda diğer backpackers vardı. Ben birkaç gün daha bu güzel şehirde kalmak istediğim. Farid arkadaşımın ise fazla zamanı olmadığından Semporna kasabasına geçti. Semporna, dünyanın en güzel ilk beş dalış merkezinden biri olan Sipadan ve Mabul Adaları’nda ulaşım için en güzel yer. Unutmadan Sipadan Adası’nda dalmak için birkaç hafta önceden erken rezervasyon yapmanız şart. Limitli dalışçı kabul ettiklerinden gerekli izinler için önceden yer ayırtılması gerekiyor. Yüksek sezonlarda bunu hatta birkaç ay öncesinden yapmak gerekiyor.

K.Kinabalu’da ben 2 gün daha kaldım. Bu süreyi tamamen yazmaya ve yazdıklarımı yayınlamaya ayırdım. Bakmayın öyle yazılanları okumanın 5-10 dakika almasını. Yazmak, ve bu ağır internet hızlarında fotoğrafları upload etmek bazen 8-10 saati alıyor. Bu 2 günü Kota Kinabalu’da geçirip 28.Ulusal Çin Kültür Festivali’ni izledikten sonra, ben de Semporna’ya geçmeye karar verdim. Ertesi sabah, önce şehir merkezindeki terminale otobüsle, oradan da diğer şehirlere otobüs seferlerinin yapıldığı Inanam Otobüs Terminali’ne halk otobüsüyle geçtim. Dyana Otobüs Şirketi’nden RM75 karşılığı biletimi alıp saat 8:30’da yola çıktık. Türkiye’deki otobüsler kalitesinde olmasa da nispeten konforlu bir otobüstü. Çok kirli olsa da tuvaleti bile vardı.

Otobüsüm 2 saat kadar sonra, Güney Asya’nın en büyük dağı olan 4095 metre yüksekliğindeki Mount Kinabalu’nun yanından geçerken manzara nefes kesiciydi. Her yıl binlerce kişi Borneo’nun bu popüler dağına tırmanmak için Sabah’a geliyor. Kota Kinabalu’ya ilk geldiğimizde ilk planımız bu olağanüstü dağa tırmanmaktı. Bunun için mutlaka önceden rezervasyon yaptırmanız ve gerekli izinleri alıp ödemeleri yapmanız ve sıranızı beklemeniz gerekiyor. Tırmanış için en az 1 gece Mount Kinabalu Parkı’nın içerisindeki tek konaklama seçeneği olan Sutera Sanctuary Lodges’de konaklamanız gerekiyor. Bunun için de tırmanışı paket olarak satıyorlar ve fiyatı ise oldukça yüksek geldi bize. Kişi başı RM680 (400 TL) ödemek ne kadar da abartılı bir fiyat!

Halbuki Endonezya’nın Lombok Adası’ndaki, 3.726 metre yüksekliğindeki Mount Rinjani’ye olan 3 günlük her şey dahil  tırmanışa 160 TL ödemiştik. Tüm bunlara rağmen çok sayıda talep var. Yoğun sezonlarda birkaç hafta belki ay önceden yer ayırtmanız gerekiyor.   Tüm bunları göz önüne alarak tırmanmamaya karar verdik. Mount Kinabalu gibi  birçok güzel manzara ve palmiye ağaçları arasından geçip 10 saat sonra Semporna’ya vardım.

Scuba Junkie Hostelinde arkadaşım Farid ile tekrar buluştuk. Aynı zamanda hostelin sahibi de olan Scuba Junkie Diving ile dalış yaparsanız geceliği RM20, yoksa normal fiyatı RM40. Farid Scuba Junkie ile Mabul Adası’nda 6 gündüz ve bir gece dalışı gerçekleştirmiş ve onların oldukça profesyonel olduğunu söyledi. Sipadan Adası’nda 3 dalış için de RM580 (350 TL) ödemek  gerektiğinden, fiyatı çok pahalı bulup vazgeçmiş. Biz daha ekonomik fiyatlar veren Uncle Chang adında bir dalış okulundan yer ayırtmak için mail atmıştık ama herhangi bir geri dönüş olmamıştı.

Semporna’daki ertesi günümde önce Uncle Chang ofisine uğradım. Sipadan dalış listesinde  ismim yoktu, ancak istersem 3 gün sonra dalabileceğimi söylediler. Sipadan dalış fiyatların abartılı olmasından dolayı vazgeçip Scuba Junkie Dalış Okulu ofisine geçip, RM630 ödeyerek 6 dalış satın aldım. Her dalış RM100 (58 TL), eğer her 3 dalış daha satın alırsanız %10 indirim uyguluyorlar. Ben 1 gece Mabul Adası’nda RM85’e Scuba Junkie Resort’ta konaklama da satın aldım. Aslında daha fazla ödemiştim ama 3 yerine 6 dalış daha makul göründü bana. Varsın Sipadan’ın popüler mercanları arasında yüzmeyeyim, zaten yeteri kadar mercanı Bali’de, Gili ve Tioman Adalarında görmüştüm.

Öğleden sonra ise Farid minibüsle Tawau kasabasına geçti. Oradan da uçakla önce Kota Kinabalu’ya uçacak. Yarın da K.Kinabalu’dan Tayland Bangkok’a geçiyor. Ben Avustralya’nın Darwin şehrinden Endonezya’nın Bali Adası’nın Denpasar şehrine uçtuğumda, İran asıllı Hollandalı yol arkadaşım Farid’te, aynı gün Amsterdam’dan Jakarta’ya inmiş ve ertesi gün de Bali’ye inmişti. Hollandalı bir çiftin işlettiği Ombak Bagus hostelinde tanışmış ve sonra 3 ay birlikte Endonezya Malezya, Singapur ve Borneo’da seyahat etmiştik. Artık bundan sonra ben yola solo olarak devam edeceğim o ise Krabi’de kız arkadaşıyla buluşacak. Sonrasında belki yine bir araya geliriz kim bilir…

Day 434, Borneo:22. Semporna, 12 Ekim 2011, Çarşamba

3 YORUMLAR

  1. Merhaba,

    Benim Mabul konaklamalı Sıpadan dalış programım öncesi Semporna’da bir gün geçirme ve bir gece kalma maceram oldu ki paylaşmadan edemedim. Dalışa başladığımdan beri yani yaklaşık 10 yıldır hayalim olan Sıpadan gezisine 1 gecede karar verdim, o gün günlerden Perşembeydi ve Cumartesi sabahı kendimi Kuala Lumpur uçağında bulmuştum.

    İstanbul’dan Kuala Lumpur’a 12 saatlik bir uçuş, ordan 3 saatlik Twau uçuşu, Tawau’dan 1 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Semporna’ya ulaştık. Tam anlamıyla cennetten önceki cehennemdi, Mabul’a gitmeden 1 gece orda konaklamamız gerekiyordu ve bu yolculuktan sonra tabi ki açlıktan ölüyorduk. Hayatımın en pis KFC’sinde yemek zorunda kalmıştım, sokaklar o kadar pisti ki yerlere basmaya korkuyorduk. Ufak şehir turumuzu yaptık ve cennete bu kadar yakında cennetten nasıl bu kadar uzak olduğumuzun şaşkınlığı içinde otelimizin denizin üzerindeki iskelesinde birer bira içmeye karar verdik ve bunu hiç ama hiç beklemiyorduk, kedi boyunda fareler iskelede cirit atıyordu. 🙂

    Sabah uyandığımda gece fareler kulaklarımı kemirmediği için müteşekkir uyandığımı hatırlıyorum. Mabul, Sıpadan, Siamil ve diğer adalar ise kadar ama o kadar güzeldi ki ilk 4-5 gün şaşkınlıktan ağzımı kapatamadığımı hatırlıyorum, 5. gün mü ne oldu insan her şeye alışıyor işte cennette yaşamaya alışmıştık…

  2. Sipadan icin beklemem gerekiyordu, Aslinda 3 dalis icin istenen ucret cok pahali da degildi. Hayal kirikligina ugramaktan cekindim, Mabul beklentilerimi karsilamasa da cok sey ogretti bana. Bir acidan kesinlikle haklisiniz.

    Ancak Fiji, Bali, Gilli adalarinda o kadar cok renkli deniz alti hayati gordum ki, yine de Sipadan’in biraz pazarlama oldugu onyargisindayim. Gunun birinde dalarim orada sanirim, kopek baliklari icin 🙂

  3. Keşke 6 dalış yerine o paraya 3 dalış Sipadan’da yapsaydınız.
    Sipadan kesinlikle Sibuan, Mabul, Kapalai ve Tioman’dan farklı.
    O kadar renkli balığı akvaryumda bile bir arada görmemişsinizdir.
    Whitetip reef sharks, kaplumbağalar, baracuda point,…
    Her kuruşuna ve o izin listesinde beklemeye değer bence.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!