Avustralya’da 68 dilde yayın yapan devlete ait SBS Radyo ve Televizyonu’nun Türkçe bölümü ile bir röportaj yaptım. Başlığı da netti: “A Story of Turkish Backpacker.”
Bir sabah, Malezya’nın serin tepelerindeki Cameron Highlands’te otururken, telefonun diğer ucunda Avustralya vardı. Üç ay önce sokaklarında dolaştığım, karavanla yollarını arşınladığım, Help Exchange ile bulaşık yıkadığım, çit tamir ettiğim, Uluru’nun etrafında yürüdüğüm ülke.
Bu kez gezgin değil, anlatan taraftaydım.
SBS Röportajı: Yolda Geçen 2 Yılın Ardından

Mikrofonun Diğer Ucu
Dilimin döndüğünce Avustralya’da geçirdiğim üç ayı, sırtçantalı yolculuğumu, oradaki gündelik hayatımı anlattım.
Sidney’in ilk izlenimini…
Melbourne’de yeni pasaport için verdiğim mücadeleyi…
Tazmanya’da motorhome ile yaptığım 1.300 kilometrelik yolu…
Uluru’da çölde kamp yapmayı…
Kakadu’da binlerce yıllık kaya resimlerini…
Anlatırken fark ettim: Yaşarken sıradan gibi gelen anlar, geriye dönüp bakınca hikâyeye dönüşüyor.
SBS Türkçe’nin Yeri
SBS Türkçe programı, haftanın iki günü bütün kıtaya; diğer günler ise Sidney, Canberra ve Melbourne’a bir saat yayın yapıyor. Göçmenler arasında en çok dinlenen Türkçe radyo programı olması tesadüf değil.
Avustralya gibi çok kültürlü bir ülkede, ana dilinde bir ses duymak başka bir şey. Özellikle yıllarını orada geçirmiş insanlar için.
Benim içinse ayrı bir anlamı vardı.
Bir zamanlar gezgin olarak dolaştığım ülkeye, bu kez bir hikâye olarak geri dönmek.
Yolda Olmanın Yankısı
Röportaj sırasında şunu hissettim:
Yolda olmak sadece yürümek değil. Bazen anlatmak. Bazen başkalarına ilham olabilecek bir deneyimi paylaşmak.
SBS mikrofonuna konuşurken, üç ay önce o ülkede geçirdiğim zamanın boşa gitmediğini gördüm. Bir iz bırakmışım. En azından kendi hikâyemde.
18 Mayıs 2012, Cameron Highlands, Malezya




