Gezim süresince tanıştığım ve karşılaştığım Türk sayısı çok azdı. Daha önce Türkiye’den fotoğraf makinemi getiren Atıf ile Manila’da buluşmuştuk. Diğer uzun süreli gezgin Bekran ile de Singapur ve Tayland’da.

Bugün ise Gazi ile tanışmıştım, Almanyalı Gazi. Almanya’da doğmuş büyümüş, Sivas kökenli bir aileden. Tekne turunu aldığımız acentede karşılaştığımda tahmin etmiştim memleketten olduğunu. Gidip yanına oturmuş ve oradan buradan sohbet etmeye başlamıştık. Çok geçmeden memleketini sormuştum ve öylece Türkçe konuşmaya başlamıştık.

Bugünkü Koh Phi Phi çevresini keşfetmek için aldığımız tekne turunda, farklı teknelerde olmamıza rağmen aynı duraklarda karşılaşıp sohbet etmiştik. Gece 10’da Jordan’s Irish Bar’da buluştuk. Oradan ayrılıp, bar ve clubların olduğu Lam Dalam koyunda biraz turlayıp ateş danslarını izledikten sonra gürültüden kaçıp sahilin biraz ötesindeki kıyıda sakin bir yer bulup biralarımızı yudumlamaya başladık. Biz oturduğumuzda deniz belki 20 metre gerideydi. Gece 2 gibi oradan ayrılmaya yakın gel-git yüzünden deniz neredeyse ayaklarımızın altındaydı.

Kendisi 41 yaşında ve Almanya’nın Duesseldorf kentinde yaşıyor. Yıllarca döküm işinde çalıştığı için kurşun zehirlenmesi geçirmiş. Bu yüzden kendisine 2 yıl rapor verilmiş ve sonrasında tekrar kontrole girecekmiş. Belki emekli olacağını söylüyor.

20 yaşından beridir geziyormuş ama hala ailesini neden gezdiği ve eleştirmemeleri konusunda başarılı olamamış. Herkesten en sık duyduğu soru neden bu kadar çok gezip de paranı çarçur ediyorsun olmuş. Her yurtdışına çıkışında annesi ıslak gözlerle kendisine surat yapıyormuş. 20 yıldır ıslak gözlü olmalı, çünkü hangi ülkeden veya dünyanın ilgi çekici ülkelerinden konuşsak Gazi’nin oralarda ayak izleri var.

Küba dedik, 3 defa bulunmuş, şu an bulunduğumuz ülke Tayland’da ise 6 defa gelmiş. Brezilya diyorsunuz 3 defa diyor, Hindistan diyorsunuz, O da: “Her Hindistan’a gidişimde, orada geçirdiğim süreleri toplarsak belki de hayatımın 4 yılını orada geçirmişimdir”  diyor. Meksika, Nikaragua, Venezüella, Kostarika dediğinizde de her birine birkaç defa gitmiş.

Hele bir defasında Mexica’da iken kısa süreliğine sınırı geçmiş ve geri dönmek istediğinde ülkeye almamışlar. Gazi vizesini multi girişli sanıyormuş ama meğer tek girişliymiş. Cebinde yeteri kadar parası olmadığı gibi Mexico City’ye dönüp oradan Los Angeles’e aktarmalı Almanya uçuşu varmış. Öylece kalakalmış orada, derdini anlatamamış. Vurmuş kendini dağlara 2 gün boyunca yürümüş, yürümüş, nehirleri, tepeleri dağları aşmış. Öylece Meksiko’ya girmiş. Girmiş girmesine de bu defa sınır polisleri tarafından yakalanmış.  Almışlar içeri, derdini güç bela anlatmış. Sonunda insafa gelip bunu havalimanına kadar götürüp bırakmışlar da öylesine memleketine dönüvermiş.

Brezilya Amazonlarına birkaç defa gitmiş. Son gidişinde orada yaşayan yerel kabilelere katılmış. Şamanlarla birlikte mistik törenlerde bulunmuş aylarca. Sadece Amazonlar’da değil Bolivya ve Peru’da da şamanlarla yaşamış. Hindistan’da ise aylarca tapınaklarda bulunmuş.

Nikaragua taraflarında ormanda bir trekkingde yolunu kaybetmiş. Kendini bilinmezliğin içerisinde bulmuş. Kayalık bir yer bulup oraya sığınmış. Hayatının en korkunç gecesini orada yaşamış. O yüzden hiç mi hiç uyuyamadan ertesi gün güneşi takip ederek düşmüş yola. Sonunda bir patika bulup oradan saatlerce yürüyerek bir köye ulaşmış da öylece canını kurtarmış.

Şu an bile tek başına gezmenin zaman zaman güvenli olmadığı Myanmar, Kamboçya’yı, hala gerilla savaşlarının olduğu doksanlı yıllarda gezmiş. Gezilerinde hep tek başınaymış, 4 dil konuşabiliyor. Türkçe konuşurken bazen kelimeleri bulmakta zorlanıyordu. Almancanın ana dili olduğunu söylüyor. Onunla düşünüyor, rüyaları Almancaymış. Çok çok macerası vardı.

Almanya’dan diğer ülkelere çok ucuza uçak bileti bulduğunda atlayıp gidiyormuş. Bizim binlerce dolar ödediğimiz uçak biletlerine o 100-299€ veriyormuş. Çoğu uçuş şirketi, kampanyaları olduğunda özel müşterilerine önceden maille bilgi veriyor. Bunlardan kendisine uygun olanı değerlendiriyormuş. Öyle hali vakti çok yerinde olan biri değil. Sırtçantasını alıp bütçesine uygun yerlerde takılıyormuş.

Ülkelerden, politika ve siyasetten, dinler ve hümanizmden, hemen hemen her şeyden konuştuk. Gazi, oldukça esnek, geniş açıdan bakabilen ve açık fikirli birisi. Son biralarımızı yudumlayıp vedalaştık. Ben yarın Koh Phi Phi’den ayrılıp Phuket’e geçerken o birkaç gün daha burada kaldıktan sonra, daha sessiz olan, doğal güzellikleriyle ünlü Koh Lanta’ya geçecek.

Kim bilir nerede ne zaman görüşürüz. Kim bilir ne zaman ve nerede memleketten bir gezginle karşılaşırım artık.

Day 530: Tayland:19, Koh Phi Phi, 15 Ocak 2012

Paylaş
Önceki makaleKoh Phi Phi
Sonraki makalePhuket: Lat-Yai Hostel

2 YORUMLAR

  1. Ne güzel şey uzaklarda kendine yakın birileri ile karşılaşmak. Elbette yeni ve farklı kültürleri keşfetmek için oralardasın ama memleketten bir yüz bir söz mutlu ediyor olmalı insanı. Gezine bir başka tazelik getiriyordur elbet. Sevgili kardeşim ben, biz senin bu gezini yürekten destekliyoruz, yeter ki sağlıklı ve güzel haberlerini alalım bu bize yeter. Her zaman ayrıcalıklı ve özel oldun hep öyle olacağını da biliyoruz.. Seni seviyoruz kardeşim…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!