Ülkemden yaklaşık 9000 kilometre uzaktaydım artık ve yeni bir sayfa açılıyordu. Evim, ailem, kedim, ödemeler, faturalar ve bildik sesler, renkler ve tatları geride bıraktığım maceram başlıyordu. Yeni renklerin, kokuların ve tatların içerisinde geçmişe yabancılaşıp gelecekte kaybolmaya gelmiştim. Bu kayboluş için ilk durağım, 1970’lerden bu yana sırtçantalı gezginlerin Uzakdoğu ziyaretlerinin başlangıç noktası olan Tayland oldu. Havalimanından dışarı adımınızı attığınız anda nemli ve kokan sıcak havasıyla size hoş geldin diyen Bangkok, Dünya Meteoroloji Örgütünce dünyanın en sıcak başkenti.

Asya‘nın en hızlı gelişen ve değişen şehirlerinden biri olarak da ün salmış bu şehir 1782’den beri Tayland’ın başkenti.  I. Rama tarafından şehrin ortasından geçen ve kanallar oluşturan Chao Phraya Nehri’nin deltasına kurulmuş. Tayca’da şehrin adı Krung Thep, yani Melekler Şehri. Şehrin Tayca ismi, dünyanın en uzun şehir ismi olma özelliğiyle Guiness Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanmış olan;

Krungthep Mahanakorn Boworn Rattanakosin Mahintharayuttha Mahadilokpop Noparatratchathani Burirom Udomratchaniveymahasathan Amornpiman Avatransathit Sakkathattiay-avisnukarmprasit’dir. Anlamı; Melekler şehri, kutsal mücevherlerin kaynağı, fethedilemez yüce topraklar, büyük ve önemli âlem, 9 değerli cevherle dolu kraliyet başkenti, Büyük Saray’ın şehri ve kralların evi, ilahî sığınak ve yeniden beden bulan ruhların mekânı.

Bangkok, Güney Asya’nın kalbinin attığı yer. Uzak Doğu’yu keşfetmeye gelen birçok gezginin ilk adımını attığı bu başkent Hong Kong’a 3, Bali’ye 4, Singapur’a ise 2 saat uzaklıkta. İstanbul’a ise 9 saat uzaklıkta bulunuyor. Tayland’ın kurulduğundan bu yana Avrupalı emperyalistlerin istilasına uğramayan tek Güneydoğu Asya ülkesi. 1932 yılında monarşik idareyi sınırlayıcı kansız bir ihtilal geçirmiş, 1941 yılında ise ülkenin Japonlarca işgal edilmiş. Savaştan sonrasında batı yanlısı siyaseti benimseyen Tayland, Vietnam’a 11.000 kişilik askeri birlik göndermiş. 1976 yılında ülke kanlı bir ihtilal yaşıyor ve bunu 1977 ihtilalinin takip ediyor. Asya, Çin ve Hint kültürünün bünyesinde harmanlayan Tayland Krallığının eski adı ise Siyam Krallığı.

67 milyonluk Tayland nüfusunun yaklaşık 9 milyonu başkent Bangkok’ta yaşıyor. Ülkede konuşulan dil Tayca, para birimi ise Thai Bahtı. Okuryazar oranı %93’lerde ama İngilizce konuşulma oranı turistik yerler dışına çok az. Tayland nüfusunun % 90’ı Budist ve dinlerine oldukça bağlılar. Havalimanında Budist rahipleri ellerinde cep telefonlarıyla görmüştüm. Turuncu kıyafetler içerisindeki başları traşlı, yalınayak olan bu din adamlarını sanki Nirvana’ya ulaşmış ve dünya nimetlerinden ellerini ayaklarını çekmişler diye bekliyoruz değil mi? Galiba yanılıyoruz.

Tayland’da yolunuz düşerse dikkat etmeniz gereken gelenekler var. Budist kültüründe başın en üst kısmı kutsal kabul edildiğinden buraya dokunulması hoş karşılanmıyor. O yüzden öyle sokakta şirin bir çocuk gördüğünde gidip şöyle saçını başını karıştırıp seveyim dememek gerek. Ayaklar vücudun en pis yeri kabul edildiğinden ayaklarınızı ve ayak tabanlarınızın birini gösterecek şekilde uzatılması ise hakaret olarak kabul ediliyor.

Giyim kuşam olarak gayet serbestler, sokaklarda askılı mini etek ve şortlu dolaşan kızları görmek mümkün, ancak bu onların gelenekçi ve tutucu olmadıkları anlamına gelmiyor. Adı gece hayatı ve seks turizmiyle anılsa da sokakta çok samimi davranışları ve öpüşenleri hoş karşılamazlar. Budizm’den gelen kültürden dolayı sinirlenmenin ayıp hatta günah kabul edildiği ülkede kavga eden insanları görmek pek mümkün değil.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir şey ise Kral’a saygı. Evet, Tayland krallıkla yönetilen bir ülke ve halk kralını çok seviyor. Öyle böyle bir sevgi değil yani, ruhani bir lider gibi neredeyse krallarına tapıyorlar. Kadınları din adamlarına dokumaması bilinmesi gereken diğer bir şey.

Taylandlılar için üç değer çok önemli; tapınakları, masaj öğretileri ve ünlü Thai mutfağı. Ülkenin en önemli gelir kaynağı olan turizm bu değerler üzerine kurulmuş. Tapınak deyince,  Bangkok tam bir tapınaklar şehri. Şehirde 400 Budist tapınağı, 55 cami, 10 kilise, 2 Hindu tapınağı yanında 2 sinagog ve 1 sikh ibadethanesi bulunuyor.

Dünyada masaj denince benim aklıma ilk gelen ülke Tayland’dı. Bangkok’ta her köşede masaj salonları emirimize amade. Kapı önlerinde bekleyen güzel kızlar ellerindeki fiyat panoları ve güler yüzleriyle beni içeri davet ettiklerinde onlara elbette hayır diyemezdim. Masaj salonu başka bir âleme geçiş yapmak gibiydi.

Dışarıda kötü ve pis kokular varken bunun aksine içeride her tarafta bitkiler, orkide çiçekleri tiger balm kokusu ve güler yüzlü kızlar vardı. Sihirli ellerin vücuduma uyguladığı basınç dünyada keşfedilmesi gereken keyiflerden berini yaşadığım anlardan biriydi.

Sıcak altından uzun yürüyüşler ve kaybolmalarla geçirilen zaman sonrasında neredeyse sapıtan bünye masajla kendine geldi. Sonrasında gittiğim her yerde vazgeçemeyeceğim aktivitelerimden biri olacaktı.

Günün her saati sokaklarda farklı tatları çok ucuza bulabilmek mümkün, deniz ürünleri sevenler için bir cennet Bangkok. Pad Thai denilen erişte tarzı yemek sadece 1TL, yanında buzlu kahveniz yine 1 TL. Hemen sonrasında dilimlenmiş mango, o da 1 TL. Thai mutfağının lezzetlerini sokaklardaki tezgâhlarda tatmak her zaman daha ucuz. Bangkok ucuz bir şehir. Bugün 45 lira harcamışım; 3 öğün yemek, konaklama, kahve ve masaj dâhil bu fiyata.

Pad Thai

Bangkok’un eski şehir olarak adlandırılan bölgesinde kalıyorum. Daha 20 yıl kadar önce Bangkok’un pirinç pazarı iken şimdilerde sırtçantalı gezginlerin Bangkok’taki Mekke’si olan Khao San Road, Tayland’ın en popüler ve aynı zamanda hala en uygun fiyatlı caddelerinden birisi.

Rengârenk t-shirtler, şortlar, kıyafetler satan dükkânlar, ayak üstü yemek yiyebileceğiniz, mis gibi taze tropikal meyveler alabileceğiniz tezgahlar, böcekçi, dönerci, falafelci, her nevi markadan çakma saat, cüzdan, deri çanta satan tezgahlar, dövmeciler, her 10 metrede bir önünüze çıkan 7/Eleven marketleri, taksiciler, tuktukçular, her yere her türlü turu satmaya çalışan acenteler ve onların ellerinde broşürlerle dolaşan çalışanları ile rengarenk bir cadde.

Khao San Road

Her milletten, gezginler, turistler, aylaklar, expatlar burada. Kaldığım otelde Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Alman, Japon ve Brezilyalı arkadaşlar edindim. Şehirde nereye gitseniz karşınızda farklı ülkelerden insanları görmek mümkün. Bu kozmopolitan şehrin dörtte birini expatlar oluşturuyor.

Birileri ne zaman bana Bangkok’u sevmedim dese bunu anlamakta zorlanıyorum, bu benim için bir yabancının İstanbul’u görüp de sevmedim demesi gibi geliyor. Bangkok ilk 2009 yazında gelmiştim.

Tuk Tuk

Belki görülmesi gereken en güzel şehirlerden biri değil, belki de yapacak ve görecek çok şey yok diye düşünülebilir. Kirli, koktuğu da söylenebilir, ancak bütün bunlara rağmen Bangkok güzel şehirdir. Şehirlerin ruhları vardır ve Bangkok birkaç gün kalınarak ruhunu size gösterecek ve anlaşılacak bir şehir değildir.

Geçmişteki kısa gezilerimde en çok arzuladığım şey yabancılaşmaktı. Dile, insanlara, alışkanlıklara, yemeklere… yabancılaşmak. Bir çeşit rutin iş ve ev hayatını geride bırakıp, yeni deneyimlere kapıyı açmaktı.

Chao Phraya Nehri

Turist olarak kalıp da yerelleşmediğinizde şehirlerin, ülkenin ruhu size varamıyor. Bu maceramda ben turist değilim, bu farklı bir adım benim için. Aidiyet duygusunun özgürlüğün önünde kendi yarattığımız bir engel olarak düşünen biri olarak ben, şimdilerde bir yabancıydım geride bıraktığım hayata, alışkanlıklara, aidiyet hissettiğim şeylere…

Trafikten, bir yere yetişmenin yaşattığı telaştan uzak, plansız, saate, takvime bakmadan, sekiz-beş mesaisinden uzak, haftanın hangi günü olduğunu bile bilmeden işsiz, güçsüz ama özgür olarak yoldaydım artık. Yolda olmak için de önce yoldan çıkmak gerek, kendi belirlediğiniz bir yolda olmak.

Güzel bir şey yolda olmak

*Bu yazı Dipnot Tablet‘de yayınlanmıştır.

Day 2: Tayland:1, Bangkok. 4 Ağustos 2010

Paylaş
Sonraki makaleSin City: Pattaya

13 YORUMLAR

  1. Kemal Bey iyi günler,
    Ben 28 Şubatta Bangkok havalimanına varmış olacağım. Masaj eğitimi almak için gidiyorum. Eğitim 30 mart’ta bitecek. Vizenin 30 gün olduğunu biliyorum. Benim 31 gün oluyor. Sizce bir sorun yaşar mıyım? O bir gün için ceza mı ödesem daha mantıklı olur? Yoksa 60 günlük vize talebinde mi bulunayım? Tayland Büyükelçiliğini aradım. Telefona çıkan Türk görevli “bilemeyiz” dedi. Şimdiden teşekkür ederim.

    • 30. gün havalimanında olmanız gerekiyor. Tavsiyem bunu yapın. Geçirilen her gün için 500 Baht ceza alındığını duymuştum. Daha sonraki Tayland ziyaretlerinizde sorun çıkarabilirler.

  2. Karmaşa, kaos, eğlence, güleryüz… Ne ararsan var bu şehirde. Aşık olduğum ve bir gün yaşayacağım şehir burası. Bekle beni.

  3. Okurken bile heycanlandım. Roman gibi tek tek hayal ederek okudum. İnşallah görmek nasip olur. Teşekkürler. 🙂

  4. Tayland görmeyi çok istediğim yerlerden biri. Mistik bir havası var. Yazınızı büyük bir dikkatle okudum ve bu ülkeye karşı ilgim ikiye katlandı. Umarım bir gün hayalini kurduğum bu şehre gidebilirim:)

  5. Merhabalar,
    O kadar çok yazınızı okudum ki bize Tayland turumuzda hangisinin rehberlik yaptığını hatırlayamıyorum artık. Sizin haberiniz yok ama 2013 Uzakdoğu turumuz öncesinde arkadaşımla araştırma yaparken tanıştık siteniz ve sizinle. 🙂 Verdiğiniz tavsiyeleri tek tek not edip, gittiğimizde pratiğe döktüğümüzde çok kulaklarınızı çınlatmıştık. 🙂

    Önce ayaklarınıza, emeğinize, objektifinize ve kaleminize sağlık. 🙂 Güzel anılarla dolu nice anlara. 🙂

    • O zaman gezip, gördüğünüz yerleri ve deneyimlerinizi ilgili veya herhangi bir Tayland yazısının altına yorum kısmında dökme zamanınız gelmiş. Diğer okuyuculara yol gösterirsiniz. Yorumlar da okunuyor. 😉

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!