Pattaya çok hızlı gelişmiş bir Güney Asya şehri. Şehirde koca koca alışveriş merkezleri, apartmanlar, condominiumlar yükseliyor. Her yanda talebi karşılama üzere yeni inşaatlar sürüyor. Beş yüz bini geçen nüfusun yarısından fazlası yabancıdan oluşuyor.

Alman, Rus ve İskandinavların çoğunlukta olduğu şehir tam bir uluslararası turizm merkezi. Birçok emekli Avrupalının burada evi bulunuyor. Kimisi 3 veya 6 ay evinde kalıyor ve ülkelerine döndüklerinde de evler acentelerce kiraya veriliyor.

Pattaya city-Thailand

Yerel halkı ise çoğunlukla hizmet sektöründe çalışıyor. 35 metre kare stüdyo dairelerin fiyatı 50.00 TL’den başlıyor iken 100 metre kare 2 odalı evlerin fiyatı ise 150.000TL’den başlıyor. Uzun dönem oda kiraları aylık 500 TL civarında bulunuyor.

Hani bir şeyler olur, tüm hayat akışınız değişir dedikleri şey benim başıma geldiğinde birçok şey geçmişte bırakıp yeni bir geleceğin sayfaları aralayacağımı ve kendimi uzun süre yollarda bulacağımı bilmiyordum daha.

Pattaya-thailand

Evet, bir şey oldu ve tüm hayatım değişti. Kendi halinde bir şirket çalışanıydım. Kriz geldi dediler, artık hiçbir şey eskisi gibi değil dediler, küçülmek zorundayız dediler. Esen ekonomik kriz rüzgârları ile birlikte 2009 Kasım’ında bir anda kendimi işsiz-güçsüz (özgür) buluverdim.

Oysaki kısa bir süre önce büyüyoruz, daha da büyüyeceğiz dediklerinde işsiz kalan 200’e yakın diğer iş arkadaşımla birlikte koca salonda alkışlarla dinliyorduk liderlerimizi. Sonraları hikâyemi soranlara söyleyeceğim gibi aslında o an hayatımın en güzel anıydı.

Pattaya-tayland

İşsizdim ama hala tam özgür değildim, zira işten çıkarılmadan 1 yıl önce başlamış olduğum marka yönetimi üzerine yaptığım MBA programım devam ediyordu. Dersler alındı, sınavlar geçildi ve bitirme projemi teslim ettiğimde tarih Mart 2010’u gösteriyordu ve artık özgürdüm, kim tutabilirdi ki beni!

Kaş, Fethiye, Olympos, Antalya, İstanbul, İzmir arasında gidip gelirken, bir ara, o zamana kadar hiç görmediğim Batı Karadeniz’de; Devrek, Bartın, Amasra, Safranbolu, Karabük taraflarında buldum kendimi. Neredeyse 5 aydır sırt çantamla memleket yollarındaydım.

Her insanın hayalleri vardır. Kimisi sadece hayal eder, kimisi hayallerinin peşinde koşar. Dünyayı gezmek ve İngilizce öğrenmek benim hayalimdi. Benim için artık hayallerimi gerçekleştirme zamanıydı.

Pattaya-tayland

Evimi eşyalarıyla birlikte kiraya verip, arabamı abime kedimi arkadaşıma bırakıp, hayallerimin peşinde düştüm yollara. 14 yıllık sürekli bir iş hayatı sonrasında yoğum bir mastır programı ve Türkiye turu ardından tatili hak etmiştim. 3 Ağustos 2010 gibi uçağa atladığım gibi kendime dinlenme ve eğlence mekânı olarak seçtiğim Tayland’a gelmiştim.

Artık her şey geride kalmış ve yeni bir sayfa açılmıştı hayatımda, güzel bir sayfaydı. sayfanın ilk yaprakları Asya kokuyordu; nemli, körili ve balık soslu, bildiğimiz kokulardan farklı bir atmosfer kokusuydu. Bu atmosferde dün geldiğim Pattaya’da hazzetmeden kaldığım otelden çantalarımı kaptığım gibi kendimi dışarı attım ve kalacağım harikulade yeni bir otel buldum.

Pattaya-tayland

Pattaya’nın 2. Caddesinin yakınlarında Soi Metro sokağında yer alan bir otelde, Tayland vizemin bitiş günü olan 3 Eylül tarihine, tam 25 günlük, oda tutum. Günlüğü 35TL olan odamda kocaman bir yatak, TV, çalışma masası, buzdolabı ve yine kocaman bir banyo var. En son Kaş’ta 35 TL verip kaldığım odayla kıyaslandığında beş yıldız tadında.

Yine hemen yanda yer alan diğer büyük bir otelin açık havuzunu, fitnes ve saunasını ücretsiz kullanmak da fiyata dâhil. Eşyalarımı odaya attıktan birkaç dakika sonra, gayet yaşlı 2 Alman kadınla havuz başında çatpat İngilizcemle sohbet ediyordum. Benim 1 aylığına geldim ülkeye onlar 6 aylığına gelmişler. Emekli paraları burada krallar gibi bir tatil yapmaya yetiyor elbet, bizim emekli Ahmet amca ne’tsin, ancak kahveye okeye gidip gelebilir.

Song Thaews’lerden birine atlayıp denize paralel uzanan Beach road’a geçtim.

Pattaya plajı gün doğumundan gün batımına deniz severler tarafından dolup taşan bir plaj. Güneşlenmeye bayılanlar, deniz sporlarını sevenler, tembel tembel şezlongda uyumak isteyenlerle dolup taşıyor. Buz gibi bir Hindistan cevizi alıp plajdaki şezlonglardan birine kurulup gün batımının keyfini çıkardım.

Deniz suyu temiz olmamasına rağmen yüzenler var. Jetski aktivitesi bu plajda oldukça popüler. Plaj boyunca uzanan Beach Road üzerinde alışveriş merkezleri ve oteller uzanıyor. Kızıllaşan gökyüzü yerini karanlığa bıraktığında bütün hareketlilik bu defa Pattaya sokaklarına geçmişti. Gece hayatı eşsiz olan şehir artık içmenin, dans edip, eğlenmenin şehrine sin city’e dönüşüyordu.

Pattaya Geceleri

Üzerinde İtalyan usulü spagetti yazan bir sokak üstü tezgâhının taburelerine oturup spagetti bolognase söyledim. Tezgâhta çalışanların biri 15 diğeri 21 yaşında. Kaç kardeşsiniz diye sorunca 1 oğlan 2 kız cevabını aldım. İki kız karşımdaydı, oğlan nerede diye sorduğumda karşında cevabını aldım! Karşımdaki uzun saçlı kişi aslında kız değil de ladyboydu.

Tayland’a adımını atanlar bu kelimeyi yakından bilirler. Tayland’da ladyboy olmak kötü bir şey değildir. Ladyboylar çalıştıkları yerlerde normal kızlardan daha çok para kazandıkları söyleniyor.

Pattaya gece hayatı ile oldukça popüler. Meşhur Walking Street’te onlarca top klas bar, disko, restoran ve striptiz barlar bulunuyor. Gay, ladyboy (transexüel) barlar da yol boyunca uzanıyor. İzmir Kemeraltı’nı veya İstanbul İstiklal Caddesini aratmayacak kalabalığa sahip. Hareketlilik gece 10 gibi başlayıp sabaha kadar sürüyor. Kendine özgü karakterleri olan sokaklar şehrin her bir yanında uzanıyor.

Pattaya Gece hayatı
Ladyboy

Bir şey olmuş ve tüm hayatım değişmişti, değişimin keyfini çıkarma zamanıydı. Asya’nın en büyük plaj bölgesi olan Pattaya’da, gündüz deniz ve plaj keyfi yerini gece eğlencesine ve aktivitelerin bıraktığında, herkes gibi adresim Walking Street’ti.

Day 4: Tayland:3, Pattaya. 6 Ağustos 2010
*Bu yazı Dipnot Tablet‘de yayınlanmıştır.

14 YORUMLAR

  1. Yazdıklarınızı gün gün okumak istedim. 4. günden 3 sayfa gidince 269. gün yazısına geldim. Liste gibi görebileceğim ya da sırayla okuyabileceğim bir başlık var mıdır?

  2. Agustos ayi boyunca orda kalmisiniz. Bu sene agustos ayinda gitmeyi dusunuyorum. Daha once subat ayinda gitmis ve cok eglenmistik. Agustos ayinda da ayni sekilde eglence dolu muydu

  3. Yanlis yazmissin: kizlardan ayırt etmek pek de kolay değildir olacak

    Türkiye’de travesti olarak adlandırılan ladyboylar Tayland ve Uzakdoğu’da 3. cinsiyet olarak kabul ediliyorlar. Çoğu restoranda, shoplarda, otel resepsiyonlarında, müşteri hizmetleri veren yerlerde onları sosyal toplumun bir parçası olarak çalışırken görebilirsiniz. Oldukça saygılı ve söylemeye gerek yok çok da güzeldirler. Erkeklerden ayırt etmek pek de kolay değildir. Oldukça feminien, omuzları geniş, ayakları büyük, elmacık kemikleri çıkık ve incedirler. Tayland’da ladyboy olmak kötü bir şey değildir. Ladyboylar çalıştıkları yerlerde normal kızlardan daha çok para kazandıkları söyleniyor.

  4. Fotograftaki gercekten bir ladyboy mu? Inanmak cok zor. Ne kadar guzel, cekici bir kadina benziyor. Erkek oldugunu anlamak zor.

  5. Bence yeni bir başlangıç için çok güzel bir yer seçmişsiniz. İnsanın gidip de dönmemesi geliyor. Hele kışın gitmişseniz 🙂

  6. Ben de Kırgızistana gittim, Issık Gölu çevresini gezdim, yaylalara çıktım. Türkiye’ye döndüğümde sanki beynim yenilendi. Maddi durumum çok iyi olsa sizin gibi gezerdim ben de. Görsel insanım, sizin gezdiğiniz yerlerin fotograflarını nerde bulabilirim??

    • Gezmek insanın ufkunu açar, dünyayı bambaşka gözlerle görmemizi sağlar. imkan varsa gezmeli. Benim maddi durumum çok iyi değil, ekonomik gezmenin yollarını biliyorum sadece.

      Blog menüsünde yer alan Instagram ve Galeri bölümlerinde bazı fotoğrafları görebilirsiniz. Yine bunun yanında Facebook Yolda Olmak sayfamda fotoğrafları yayınlıyorum.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!