Hava durumu anormal Singapur’da, ne de olsa muson sezonundayız. Geldiğimden beri bazen geç yatmama rağmen sabah erken kalkıp dışarı çıkıp hava durumuna bakıyorum. Hava fena değil diye düşünüp de kendinizi dışarı attıktan sonra ıslanmamak için yine kendinizi bir alışveriş merkezine sığınırken bulabilirsiniz. Kendimi Singapur’un en büyük alışveriş merkezi Vivo City‘de işte böyle buldum. Singapur alışveriş açısından tam bir cennet.

Singapur’da mutlaka gitmem gereken yerlerden birisi Universal Stüdyoları. 97 yılında gittiğim Florida’daki Universal Stüdyoları deneyimimden sonra bu benim için bir rüya artık. Fırsatını yakaladığımda gerçekleştirmem gereken bir rüya. Disneyland ve Universal Stüdyolarında deneyimlediğim interaktif deneyimlerin yarattığı heyecanları unutmam mümkün değil.

Ben yoldayken başlayan yağmurdan dolayı kendimi alışveriş merkezinden dışarı atamadım. Bu alışveriş merkezi aynı zamanda Universal Stüdyolarının da üzerinde bulunduğu Sentosa Adasına ulaşım noktası. İster teleferik, ister monorail veya yürüyerek Sentosa’ya buradan geçebilirsiniz.Tabi ben yağmur altında adaya gitmeyi düşünmediğimden bari alışveriş merkezini gezeyim dedim.

Daha yürüyen merdivenlerden ilk kata ulaşmıştım ki başımı sola çevirmemle gördüğüm şeyin bende heyecan yaratması bir oldu. Karşımda, hayatımda ilk defa gördüğüm National Geographic Mağazası duruyordu. Bana ne oluyorsa artık, çocuk bahçesine düşmüş çocuk gibi heyecanlanmıştım. Heyecanıma değeceğini birazdan keşfedecektim.

Kocaman bir mağaza, NG’nin konfeksiyon marka ürünlerine dahi sahip olduğunu bilmiyordum. Bereden, çoraba, kazaklardan şort ve çantalara kadar bir çok şey bulabilmek mümkün. Tabi bunun için cüzdanınızın gayet şişkin olması gerek, çünkü 100 SGDye t-shirtler, 400SGDye ince hırka ve kazaklar bulunuyor. Mont ve ceketlerin fiyatını ise hiç söylemeyeyim. Her tarafta çok sayıda LCD ekrandan NG belgeselleri sunuluyor. Duvarlarda dünyanın değişik ülkelerinden portre fotoğraflarından tutun da doğal harikaları gösteren göz kamaştırıcı çok sayıda sergi bulunuyor. Daha 6 önce gezdiğim Tazmanya ve Avustralya fotoğrafları sergisini izlemek güzeldi, içimden “ben oradaydım” derken.

Mağazanın ortasında dev ekrandan yine doğa belgeseli gösteriliyordu. Önünde yapılmış basit bir anfi tiyatro tarzındaki basamaklarda oturup, belgeseli merakla izleyenlere katılarak biraz dinlendim. Geriye doğru baktığımda özlediğim şeylerden birisi, evimde elimde dondurmam, kucağımda uyuyan kedimle, keyifle belgesel izlediğim zamanlardır, nostalji.

NG Shop’da ilginç bir şey dikkatimi çekti. Salonun ortasında bir bulunan, üzerinde size 1 dakikalık antarktik iklimi deneyimleme fırsatı sunacaklarını yazan, Olympos’un sponsor olduğu bir kabin vardı. İçerideki termal kameralardan da LCD ekrandan vücudunuzdaki ısı değişimini görebiliyormuşuz. Gidip hemen kasiyerle görüştüm. Bugün bu hizmeti vermedikleri, ama yarından sonra dilediğim zaman gelip yapabileceğimi söylediler. Mutlaka yapmalıydım, not ettim.

Bu sıralar fotoğraf makinelerine taktım. Gezimin 500. Yıl dönümü yaklaşırken aklımda kendime bir hediye alma düşüncesi var, neden olmasın diye düşünüyorum. 365. Gün hediyesi olarak yine Singapur’dan kendime Samsung Tablet almıştım. Yine Singapur’un bu alışveriş iklimi de sanırım beni tetikliyor. Her yerde alışveriş merkezi, buraları hınca hınç dolduran insanlar…

Zamanımı mağazadaki Canon mağazasında kameraları denerken buldum, uzunca da bir vakit burada geçirdikten sonra en üst kattaki food korta geçip bir şeyler atıştırdım. Şunu diyebilirim ki, hayatımda şu ana kadar gördüğüm en güzel food kort. Şahane ahşap dizayn ve aydınlatmasıyla huzur verici bir ortam. Yolunuz düşerse mutlaka burada yemek yiyin.

Artık akşam olmuştu, mağazanın 3 katındaki terasa çıktığımda dışarıda hala deli gibi yağmur yağıyordu. Burada dev gibi bir Noel ağacı ışıl ışıl yanıyordu. O arada, renkli geleneksel kıyafetler içerisinde bir kız elime bir not iliştirildi. Kimsin, nesin, nedir diye sorduğumda Meksikalı olduğunu Logos Hope adlı gönüllü çalışan bir gemide çalıştığını ve yarım saate dışarıdaki tiyatroda dans ve müzik gösterileri sunacaklarını söyledi.

Beni daha çok çeken ise parmağıyla işaret ederek gösterdiği geminin dünyanın en büyük gezici kütüphanesi olduğunu ve gemide 50 farklı ülkeden insanın dostluk adına gönüllü çalıştığını, ülke ülke gezip sosyal sorumluluk projeleri paylaştıklarını anlattı. 15 dakika sonra ise gösteriyi izleyen yüzlerce kişinin arasındaydım.

Dans, şarkı ve barış, iyi niyet konuşmaları yanında Tanrı’ya oldukça vurgu yapıldı. Ne de olsa birkaç gün sonra Noel geliyordu. Gösterileri 1 saat sürdü. Yağmurlu bir günü kendimce gayet iyi değerlendirmiş, mağazadan çok benim için müze tadında olan NG Shop’da bir saatten fazla vakit geçirmiş, Canon Mağazası’nda fotoğraf makineleri hakkında epeyce bilgi edinmiş, güzel bir food kortta güzel bir yemek yemiş, sonrasında 1 saat dans ve müzik gösterileri izlemiştim. Günün sonu için fena bir gösteri sayılmazdı da, daha ne isterdim.

Day 493: Singapur:4 Little India, 11 Aralık 2011

1 YORUM

  1. Singapur dediğimizde neredeyse akla ilk gelen yer Orchard Road, Orkide Caddesi. Cadde sanki turistik bir marka gibiydi. Orchard Hotel’den başlayıp, Handy Road sapağına kadar devam ediyor. Cafe, restoran, dev alışveriş merkezleri ve prestijli otellerle süslü bu bölgeyi ben çok beğendim. 2009 yılında 40 milyon dolar harcayarak sokak lambalarını yenilemişler, her tarafı çiçeklerle donatmışlar

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!