Şehri gezmek dışında pek de bir şey yapmadan Singapur’dan ayrılma zamanı. Hani sıkı bir geziyle 3 gün yeter ama ben öyle sıkıştırmalı ve koşuşturmacılı gezilere çok uzağım bu aralar. Hızlandırılmış gezi yapma becerim de var ama tercihim, relax halde ağır ağır gezmek. Hal böyle olunca sanki Singapur’u değil de bir şehri ziyaret etmiş hissediyorsunuz. Singapur dediğin nedir ki! Bir şehir devleti ama görmem gerekenleri görmeden, yapmam gerekenleri yapmadan ayrılıyorum bu ülkeden. Şikayet değil bu, sadece özet.

Galiba bir ülkeden ayrılmak ancak bu kadar kolay ve zevkli olabilir. Hostelin yakınındaki otobüs durağından bir otobüse atlayıp, oradan da havalimanına giden otobüse zıpladık. Yanılmıyorsam bilet fiyatı olarak S$1.2 ödedim. Otobüs ücreti kapının karşısındaki kutunun içerisine bırakıyorsunuz. Paranızın üstü verilmediğinden yanınızda bozukluk bulundurmalısınız. Yarım saat sonra havalimanı terminalimizin önündeydik. Ne hoş, şehirden havalimanı terminal kapısına kadar belediye otobüsü ulaşımı. Konforlu ve ucuz. Aynı şeyi Melbourne’de yaptığımda 16 AU$ ödemiştim.

Her 2 dakikada 1 uçak inen bu Asya’nın en meşgul havalimanlarından Changai Uluslararası Havalimanı başlı başına görülmeye değer. Dinlenme, gezi, eğlence ve iş aktivitesi olarak yapabileceğiniz bir çok seçenek sizlere sunuluyor. Çocuklar için oyun parkı, Havacılık galerisi, müzik dinlemek isterseniz ses sistemi entegreli koltuklar, Xbox ve PS3 oyun konsolu veya laptopunuzu bağlayıp oynayabileceğiniz Lan oyunları, 50” LCD ekranda MTV müzik kanalını izleme yeri, rahat koltuklarla ve ileri teknoloji ile donanmış sinema salonu, geleneksel Singapur sanatı olan tahtaları ovarak desen elde etme kursu… gibi. Singapur’un 12 metre yüksekliğindeki en uzun kaydırağı da terminal 3’te bulunuyor. Saniyede 6 metre inecek hızla kayarak aşağı iniyorsunuz!

Havalimanında 550’den fazla internete ücretsiz ulaşabileceğiniz kiosk bulunuyor. Yine laptopunuz ile ücretsiz bağlanabileceğiniz wi-fi ve elektrik bağlanma noktalarını bulabilirsiniz. Yine ayrıca profesyonellere yönelik Business Centres bulunuyor. Borsa takibinden, fotokopi ve faksa kadar hizmetlerden faydalanabiliyorsunuz. Düşünün işte meditasyon odası bile bulunuyor. Yoğun olmasına rağmen sessiz ve sakin, huzurlu bir yer. her yer halı ile kaplı. Terminaller arası metro ulaşımı var, yine şehirden de metro ile havalimanının içine ulaşabiliyorsunuz. Daha ne olsun!

AirAsia ile Singapur’dan Borneo Adası’nın Sarawak Eyaletinin 2. Büyük şehri Miriye uçmak S$130 (187 TL). İki saatlik uçuşla 14:20’de Miri’deydik. Havalimanındaki information desk’ten, gitmeyi planladığımız Mulu National Park içinde konaklama ayarlamaya çalıştım ama dorm room doluymuş. Görevli kız bize park dışından bir tanıdığının homestayinin telefonunu verdi ve biz de rezervasyonumuzu yaptık. National parkta neler yapmamız gerektiği, nereleri ziyaret edebileceğimiz hakkında genişçe de bilgiler aldık. Sturbucks’ın ücretsiz ve hızlı internetini görünce havalimanına çakılı kaldık. Havalimanındaki taksi bilet satış gişesinden RM20 ödeyerek taksi ile şehir merkezine geçtiğimizde gün çoktan kararmıştı.

Gökyüzünün koyu mavi rengi büyüleyici. RM20 12 TL yapıyor ve 2 kişi seyahat edince kişi başı ücreti 6 TL tutuyor. Yol arkadaşı ile seyahat etmenin bir avantajı, aklınızda bulunsun. Sahibinin Yeni Zelandalı bir pilot olduğunu öğrendiğimiz, şehirdeki tek backpackers tarzı hostel olan The Highlands Backpackers’in dorm odasına kişi başı geceliği kahvaltı dahil RM25 ödeyerek yerleştik, üstelik ücretsiz wi-fi de bulunuyor. Genişçe bir oturma salonu ve klimalı dorm room temiz ve bakımlı, ancak 7 yıl İngiltere’de yaşamış olmasına rağmen garip bir aksanla garip hareketlerde bulunan 50 yaşlarındaki Çinli kadın çalışanı ise hakikaten garip. Kaba değildi ama arkadaş canlısı odluğu da söylenemez. Hep derim şu Çinliler garip insanlar. Ayırımcılık ve genelleme yapmayı sevmem, ama bu yorumu yapmamak elimde değil.

Aslında ben üzerinde 130 milyon yıllık dünyanın en eski yağmur ormanlarından birini barındıran, dünyanın 3. en büyük adası olan Borneo Adası’ndaki gezime Sarawak eyaletinin başkenti Kuching’den başlamak istemiştim, ancak yol arkadaşı Farid’in fazla zamanı olmadığından Miri’den başlamak zorunda kaldık. 300 binden fazla nüfusu olan Miri, Malezya petrol endüstrisinin kalbi. 1910 yılında petrol bulunmasıyla şehir büyümeye başlamış, bugün eğitim ve ticaret şehri. Chinese, Malay, Iban, Bidayuh, Melanau, Kelabit, Lun Bawang ve diğer bazı birçok etnik grubu barındırıyor. Yine çok sayıda uluslararası öğrencisi de bulunuyor. Konuşulan ana dil Bahasa Malay diline çok yakın olan  Bahasa Sarawak. Çok sayıda Çinli Malezyalı şehirde yaşadığından Mandarin Chinese de konuşulmakta. Hemen hemen herkes İngilizce konuşabiliyor.

Gitmeyi planladığımız Gunung Mulu National Park, Miri şehrine yarım saat uçuş mesafesinde bulunuyor. Şehrin yakınlarındaki denizde mercan resifleri bulunuyor, ayrıca Asya’nın tarih öncesi ilk yerleşkelerinden biri olan Niah Mağarası da Miri’ye yakın. Bu mağaradaki duvar resimlerinin geçmişi 40.000 yıldan öncesine kadar uzanıyor. Başlangıçta bu mağaraya gitmeyi planlıyordum, ancak Mulu National Park’ta dünyanın en büyük mağaralarını görebileceğimden ve yine orada çok sayıda etkileyici mağara olduğundan fikrimi değiştirdim.

Mulu National Park ofisiyle yazışmalarımızın neticesine göre Miri’den ayrılıp Mulu’ya uçacağız. Parktaki aktivitelere limitli sayıda ziyaretçi kayılabiliyor. Aynı şekilde konaklama seçeneklerinin de kısıtlı olduğu söylendi bize. Henüz orada ne kadar zaman geçireceğimizi de planlamadık. Gelişmelere göre hareket edeceğiz. Şunu söyleyebilirim ki Borneo’da bulunmak benim için heyecan verici. Benim için Tazmanya adası gibi Borneo da hayaller adası. Bir de buna Madagascar’ı ekleyebilirim. Burada olduğum için mutluyum.

Day 413: Borneo:1 Miri, 21 Eylül 2011

3 YORUMLAR

  1. Merhaba, 20 Haziran`da Malezya`ya gidiyorum. Rotam; Kuala Lumpur, Melaka, Singapur ve Borneo Adasi. Ordan Penang, zaman ve param kalirsa da Bangkok.
    Blogunuzda yazdiginiz yerleri not aldim ve hepsini gormek istiyorum ama tek bayan olmam nedeniyle biraz tedirginim aslinda. Ozellikle Borneo Adasina yalniz bir gezgin olarak gitmem benim icin bir sorun olusturur mu?

  2. Şu an kendimce en büyük sorunum pasaport sürem. Sağolsun konsolosluğumuz bu konuda hiç anlayışlı değil. Avustralya’da Sydney’de pasaportumun süresini uzatmak için başvurduğumda, bunun için Türkiye’ye dönmem gerektiğini söylemelerini şaşkınlıkla dinlemiştim. Neyse ki Melbourn’de uzun diller dökerek ancak 6 ay daha uzatabildim ve halihazırda bu 6 ayı Avustralya ve Endonezya’da harcadım bile. yakınlarda Kuala Lumpur’dan tekrar deneyeceğim ve tek endişem bu.
    Ah Sentosa ve Universal Stüdyoları! Yol arkadaşımın zaman sorunu, yolda kaybettiğimiz 2 gün ve benim elektronik tutkum ve yağmurlar biraz engel oldu. Eksik kalan bir gezi oldu. Olsun, nasılsa yoldayım ve “yolda olmak” güzel…

  3. Changi Airport”da şehir içi telefonlar ücretsiz olmasaydı, 6 saatlik transit sürem uzayacak, uzayacak ve günlere ulaşacaktı belki de. O kısacık zamanda pasaport süremi uzatmış ve Endonezya’ya geçiş hakkını uçağımın kalkmasına 20 dakika kala aralıksız yaptığım telefon görüşmeleri sayesinde alabilmiştim. Sayenizde o heyecanlı 6 saati (yanımda dil bilmeyen ve “n’apcaz şimdi biz, kaldık burada!” diyerek ağlayan bir genç arkadaşımın olduğunu da düşünürsek heyecandan öte bir şeydi) ve havaalanını gülümseyerek anımsadım şimdi, sağolunuz! 🙂
    Sentosa’ya da gitmemişsiniz, fazla turistik olsa da Singapur o adayla daha güzel…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!