Sumatra’nın Toba Gölü’nde İsviçreli Valentin ile tanışmış, sonra onunla Kuala Lumpur’da yeniden buluşmuş, Tioman Adası’nda ise tesadüfen karşılaşmıştık. Dün onun Singapur’da olacağını biliyordum ve buluşmaya karar verdik. 6 aylık Asya gezisini bitirmiş ve yarın İsviçre’ye geri dönüyor.

Valentin ve Singapurlu kız arkadaşı Emma ile Sun City alışveriş merkezinde buluştuk. Emma’nın işi olduğundan biz üçümüz, Bekran, Valentin ve ben Marina Bay’e doğru yürümeye başladık. Marina Bay çevresinde gezip bolca fotoğraflar çektik. Marketten sandviç alıp hoş manzaralı bir yerde oturup yedik ve sohbet ettik. Valentin, gece 1-Attitude Bar’ın roofunda buluşmak üzere ayrıldı.

Merak içerisinde olduğum, pasaportumun gelip gelmediği hakkında bana hala ne bir telefon ne bir mesaj atan konsolosluğun yolunu tuttuk. Oraya vardığımda pasaportumun gelmemiş olduğunu ve gelince de bana mail atacaklarını, bu maili aldıktan sonra gelmemi istediler. 8 gün önce Türkiye’de hazırlanmış ve yola çıkmış olan pasaportun hala burada olmadığına inanmak çok zor. Oysa aynı tarihte normal posta ile gönderilen, Sırtçantalılar grubumun elçiliğe benim adıma gönderdikleri t-shirtü aldım. Buna elçilik memurları biraz surat yaptılar ve elçilik dışında gönderilen paketleri olduğu gibi geri gönderdiklerini söylediler. Halbuki benim kargom açılmıştı.

Elçilikten çıktıktan sonra Bekran ile bu defa Çin mahallesini dolaştıktan sonra Metro’ya atlayıp Singapur’un en büyük alışveriş merkezi Vivo City’e geçtik. Önceki günlerde burada gezdiğim National Geographic Shop’a uğradık. Zaten içerisi müze gibi, kıyafetlere baktık, fotoğrafları inceledik. Buradaki Antarktik iklimi deneyimlemeniz için hazırlanan kabine, bize verilen montları giyinip girdik (1 Singapur Doları). 1 dakika içeride kalıp -15’leri bulan havayı ve fırtınayı deneyimliyorsunuz. Termal kameradan da vücudunuzdaki ısı değişimi görebiliyorsunuz. Şahane bir deneyimdi.

Gözümüze çarpan, merak ettiğimiz ne mağaza bulduysak daldık. Kimisinde laptopları, kameraları inceledik, kimisinde masaj koltuklarında oturup yarım saat kendimize ücretsiz masaj yaptırdık. Artık hava kararıyordu. Dışarıda Santosa Adası’na bakan Vivo City treasına çıktık. Geçen gün yine bu alışveriş merkezinde gösterilerini zilediğim Logos Hope gemisi orada duruyordum. Hemen kendimizi içeri attık.

Bu gemi dünyanın en büyük gezici kitabevi ve kütüphanesi. İçerisinde 45-500 farklı mileltten gönüllü çalışanalar var. Ülke ülke gezip, sosyal sorumluluk projelerine katılıyor, gönüllü hizmetlerde bulunuyorlar. Bu gemide 9 aydır gönüllü çalışan Kanadalı biri ile biraz sohbet ettim. Bu gemide nasıl gönüllü çalışabileceğimi sorunda, internet üzerinden başvuru yapabileceğimi söyledi.

Little India’daki hostelimize dönüp biraz dinlendikten sonra gece Valentin ve Emma ile buluşmak için, Marina Bay’daki bir gökdelenin 61 katındaki 1-Altitude adındaki bara geçtik. Burası aynı zamanda dünyanın en yüksekte bulunan barı ünvanına sahip. Gökdelenin tüm çatı katı ve terası bu bara ayrılmış. Girişte bir içecek seçip ödeme yapıyorsunuz. Bir bira  18SGD (26 TL). Fiyatlar bize göre astronomik, ancak birçok şehirde bulunan, şehri izlemek için çıkılan Sky Tower gibi yerlerin ücreti de bu civarda. 282 m yükseklikte, 360 derecelik bir açıyla tüm Singapur’u, hatta Endonezya adalarını görebiliyorsunuz. Bu arada şort, bermuda ve parmak arası terlikle giriş yapılmasına izin verilmiyor. Elimizde fotoğraf makinelerimiz çokça fotoğraf çektik tabi. Burada Valentin’in gezisini bitirmesini, bizlerin tekrar karşılaşmasını kutladık ve sonrasında taksiye atlayıp (15 SGD) otelimize döndük.

Bekran ile  ertesi sabah vedalaştık. Ben ise, Aralık 8’den bu yana neredeyse 2 haftadır bulunduğum The Incorowd Hostel’i evim gibi benimsemiştim.

Day 504: Singapur:13, Little India, 20 Aralık 2011

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!