Alman kültürünün en önemli merkezlerinden biri olan Leipzig, sanatla yoğrulmuş bir şehir. Dünyaca ünlü Bach, Schubert, Mendelssohn, Martin Luther, Goether, Schiller ve fantastik Neue-Leipziger-Schule sanat akımlarıyla bilinen Leipzig, Goethe’nin Faust’unda “Küçük Paris” olarak tanımlanıyor.

Zengin tarihi ve muhteşem mimari geleneğiyle öne çıkan Leipzig, Almanya‘nın en önemli turizm noktalarından biri. Temiz, dar ve dolambaçlı sokakları, hemen hemen her köşede insanı muhteşem kokularıyla karşılayan kafe ve pastaneleriyle kent, biraz da Viyana’yı andırdı bana, ancak kıyaslandığında oldukça küçük kalıyor elbet.

Leipzig, Almanya
Leipzig, Almanya

Şehir merkezi savaş zamanında bombalanan Leipzig, restorasyon çalışmalarının ardından Avrupa’nın en canlı yaşamının görülebildiği yerler arasında bulunuyor. Leipzig’in art-nouveau havasını en iyi hissetmenin yolu tüm sokaklarında dolaşmak ve ara sokaklara göz atmak.

Bakımsız ve kötü görünen savaş sonrası binaları görmeniz mümkün ancak bu durum sadece Leipzig’in geçmiş ve gelecek arasındaki muhteşem dengesini gösteriyor.

Altes Rathaus
Altes Rathaus

Geçmişte Slav kökenlilerin Lipsk ismiyle çağırdıkları bu yer ‘ıhlamur ağaçlarının bulunduğu yer‘ anlamına geliyor. Ticaret potansiyeli ile gelişmiş olan şehir, 16. yy’dan itibaren kültürel aktivitelerin yoğunlaşmasıyla edebiyat şehri kimliği kazanmaya başlıyor. Bunda Goethe’nin katkısı oldukça büyük.

Saksonya eyaletinin en büyük yerleşim merkezi Leipzig’in nüfusu 500,000’i biraz aşıyor. 1933’te 713.470 erişmiş olan Leipzig, yaşanan tarihsel gelişim süreçlerinden etkilenerek ve İkinci Dünya savaşı sonrasında sürekli nüfus kaybetmiş. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinin ardından özellikle genç nüfusun batıya göçmesiyle şehrin nüfusu 437 binlere kadar düşmüş. Alman hükümeti ve yerel yönetimlerin aldıkları önlemler ile bunun önüne geçmekte başarılı olunmuş.

Hauptbahnhof, Leipzig
Hauptbahnhof, Leipzig

Leipzig’in ana tren istasyonu olan Hauptbahnhof, Avrupa’nın en büyük tren istasyonu unvanını taşıyor. Dresden’den trenle geldiğimde indiğim bu istasyon oldukça etkileyiciydi. 1915’te yapılan ve içerisinde 26 yolcu platformu bulunduran tren istasyonunda, alışveriş için mağaza ve dükkanlar ile restoranlar bulunuyor.

Koruma altındaki yapı Doğu Avrupa coğrafyasının en etkileyici yerlerinden biri olarak gösteriliyor. Buradaki Ludwig Cafe Leipzig Hauptbahnhof erken nefis kahve eşliğinde kitap okumak için nefis bir yer.

Leipzig, Almanya
Leipzig Sokakları, Almanya

Kek ve kahve kokusunun duyulduğu Leipzig sokaklarında vakit geçirerek şehrin tadını çıkarmak mümkün.

St. Nicholas Kilisesi (Nikolaikirche), sıradan görüntüsü sayesinde isyan zamanında komünist rejimin bastırılmasına yardım etmiş bir merkez olmuş. Hükümet çökmeden önce her Pazartesi günü bir çok vatadandaş burada toplanıp ve “Wir sind das Volk” (bizler halkız) şarkısını söylermiş. İçerisinde çok güçlü bir gotik mimari hakim. Alışılagelmedik tavanı palmiye ağacı gibi açmış sütunlarla destekleniyor.

Leipzig’in en güzel yerlerinden biri de eski Pazar Meydanı Markt olarak adlandırılıyor. Bir kısmı tamamen Rönesans dönemindeki belediye binası olan Altes Rathaus ile kapanmış.

Markt, Leipzig
Markt, Leipzig

Martin Luther’in 1539’da Protestanlığın gelişini haber verdiği bir konuşma yaptığı St. Thomas Kilisesi (Thomaskirche) aynı zamanda Bach’ın 27 yıl boyunca koro yönetmenliği yaptığı yer olarak da tanınıyor. Kısa orotoryolarının çoğunu bu kilisede yazan Bach uzun yıllar aranan mezarının bulunmasının ardından kiliseye nakledilmiş. Gotik mimarinin hakim olduğu kilise 1943’te bombalamada yerle bir olmuş. Yeniden ayağa kaldırılan kilisenin önünde bir de ünlü Alman Müzisyen Felix Mendelssohn Anıtı bulunuyor.

Leipzig Üniversitesi Kulesi (Leipziger Universitatstrum) 143 metre uzunluğu ile dikkat çeken bir yapı. Şehrin en büyük meydanı Augustusplatz’ın hemen karşı tarafındaki City-Hochhaus üniversiteli gençlerin “sivri diş” ya da “20’lik diş” olarak adlandırdığı bir yer.  Kitap kule, açık bir kitabı anımsatan mimarisiyle şehrin kitaplarla olan ilişkisine göndermede bulunuluyor. Eski ismi Karl Marx olan üniversitede bu kule uzay kampüsünü andırıyor. Buradan harikulade Leipzig fotoğrafları çekmek mümkün.

Johann Sebastian Bach
Johann Sebastian Bach

Başka hiçbir şehrin bu kadar büyük müzik geleneği yok. 1723 ile 1750 yılları arasında müzik direktörü olarak çalışan Johann Sebastian Bach ve Felix Mendelssohn Leipzig’in sembolleri arasında yer alıyorlar.

Ünlü Lüteriyen Kilisesi Thomaskirche’de koro şefliği görevinde bulunan müzisyen Bach, kentin sanat alanındaki en önemli temsilcisi. 1685-1750 yılları arasında yaşayan Johann Sebastian Bach‘ın ismi her platformda kentle yan yana. Ayrıca ünlü Piyanist ve Koro Direktörü Richard Wagner‘in de doğum yeri olan bu kent, köklü müzik geçmişi, tiyatro ve operalarıyla, sanatın kalbinin attığı bir yer konumunda.

Besteci Felix Mendelssohn-Bartholdy’nin ayakta kalmış tek evi günümüzde Almanya’nın kendisine adanmış tek müzesi olma özelliğine sahip. Mendelssohn’un son günlerini yaşadığı ve hayatını yitirdiği Mendelssohn-Haus, 19.yy’da ki orijinalliğini aynı şekilde korumaya devam edyor. Her Pazar saat 11’de konserler veriliyor.

Leipzig Kulesi
Leipzig Kulesi

Şehirde müzeler kompleksi olarak bilinen ve Alman art deco mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Grassimuseum büyük İngiliz mimar David Chipperfield tarafından restore edilmiş. 1929’da açılan, 2005’te ise restore edildikten sonra yeniden hizmet vermeye başlayan binada üç müze birden yer alıyor.

Almanya’nın yerel ve etnografik ürünlerinin sergilendiği Museum für Angewandte Kunst, geleneksel el sanatları, porselen, kilim ve modern ev tasarımlarının olduğu 2,000 yıllık bir arşivi kapsıyor. Güneydoğu Asya koleksiyonu ile dikkat çeken Museum für Völkerkunde‘de, tüm kıtalardan ve ülkelerden birçok çağa ait antik eserler sergileniyor. ağırlığı Rönesans Dönemi’ne ait olmak üzere müzik enstrümanlarının sergilendiği Museum für Musikinstrumente‘de ise çibalo, ud, flüt gibi çalgılar ve hiç bitmeyen müzik sesi var.

Şehrin önde gelen sanat galerisi minimalizmin örneklerini taşıyor ve Sachsenplatz meydanının ortasında yeşil bir cam kübün içinde bulunan Museum der bildenden Künste (Güzel Sanatlar Müzesi) sanatseverlerin ilgi odağı olabilecek bir yer. Müzenin içinde 2,700 den fazla tablo ve heykel bulunuyor.

Mädler Passage, Leipzig
Mädler Passage, Leipzig

Mädler-Passage, Leipzig’in en ünlü pasajlarından birisi. Leipzig’in en iyi alışveriş bölgesinde Goethe’nin Faust’unun hayaleti her mermer köşede kendisini hissettiriyor. Neumarkt bölgesinde bulunan Auerbachs Keller’in hemen girişindeki iki bronz figür Mathieu Molitor tarafından Goethe’nin Faust’taki sahnelerinden esinlenerek yapılmış. Heykellerin ayaklarına dokunmanın iyi şans getirdiği söyleniyor.

Faust’un bölümlerinden biri de burada ki meşhur Auerbachs Keller restoranında geçiyor ve sizi restoranın o taş merdivenlerine geri götürüyor. Günümüzde hem Goethe’nin hem de diğer meşhur ziyaretçilerin resimleri ve belgeleri Auerbachs Keller’ın duvarlarını süslüyor. En çok sevdiği yeri tam olarak bilinmiyor ancak bu şekilde oturan tüm misafirler oturdukları yerin onun yeri olduğunu düşünebilirler. Bir kaç blok ileride ise muhteşem art nouveau dekoruyla Mephisto Bar bulunuyor.

Auerbachs Keller, Leipzig
Auerbachs Keller, Leipzig

Hem bir kafe hem de bir müze olan tarihi Zum Arabischen Coffe Baum‘de, özellikle Saksonya başta olmak üzere Avrupa’da ki kahve kültürü ile ilgili bir çok harika bilgiye ulaşabilirsiniz. Arap Kahve Ağacı Müzesi anlamına gelen yer, kıtanın en eski kafelerinden biri ve zamanında aralarında Gotthold Lessing, Schumann, Goethe ve Liszt gibi ünlülere de servis yapmış. Müze’de bir çok tablo, Arap kahve gemileri ve kafe oyunları bulunuyor.

Napolyon’un askerleri ile Leipzig’in sırtlarında karşılaşan Prusyalı, Avusturyalı, Rus ve İsveçli askerlerden hayatlarını kaybedenlerin anısına yaptırılan Leipzig Savaşı Anıtı (Völkerschlachtdenkmal), 1913 yılında dikilmiş. 150 metre uzunluktaki anıt Avrupa tarihi için önemli bir mesaj taşıyor.

Volkerschlachtdenkmal, Leipzig
Volkerschlachtdenkmal, Leipzig

Film ve dizilere konu olan Colditz, İkinci Dünya Savaşı’nda ismi sıkça duyulan yerlerden biri. Leipzig’e 50 km mesafedeki bu kasaba, savaş döneminde Almanya’nın en büyük kalelerinden birine dönüşmüş. En tehlikeli suçluların ve savaş esirlerinin tutulduğu kasaba, kaçması imkansız bir hapishane özelliğindeymiş. Günümüzde yaşlı rehabilitasyon merkezi olarak kullanılıyor.

Yalnızca Almanya’nın değil tüm Avrupa için büyük önem taşıyan Leipzig hakkında bilinmeyen çok sayıda ‘ilk’ bulunuyor. Arap Kahve Ağacı ismiyle Almanya’da açılan ilk kahvehane, dünyanın ilk tıp dergisi yayını, Almanya’da lisans düzeyindeki ilk kütüphanecilik eğitimi, Almanya’daki ilk kitap koruma merkezi bunlardan yalnızca birkaçı.

İlk seyahat çeki, ilk seri halde ansiklopedi, ilk ders kitabı, ilk kitap dizisi, ilk günlük gazete Leipzig’de yayınlandı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Versay Antlaşması ile savaş suçu işleyenlerin yargılandığı davalar da Leipzig’de görüldü.

Dünyadaki ticaret fuarlarının anası olarak anılan Leipzig Ticaret Fuarı (Leipziger Messe), yaklaşık 1,000 yıldan bu yana süregelen bir gelenek. Orta Çağ’da Avrupalı tüccarların buluştuğu bu alan günümüzde Oyun Kongresi, Leipzig Kitap Fuarı ve Uluslararası Otomobil Fuarı gibi etkinliklerle isminden söz ettiriyor.

Colditz Leipzig
Schloss Colditz

Orta çağdan bu yana bölgenin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Leipzig’de kurulan Leipziger Messe yıl boyunca hem doğudan hem de batıdan gelen alıcılar sayesinde günümüzde de ticaret merkezi olma konumunu sürdürüyor.

Kültürel ve ticari yaşamın hareketliliği, alışveriş, eğlence, yeme-içme gibi olanakların çeşitliliği Leipzig’i Almanya‘nın en çok tercih edilen yerlerinden birine dönüştürmüş. Türk Hava Yolları Leipzig şehrine İstanbul’dan tarifeli seferler düzenliyor. Sadece 100 km uzaklıkta olan Dresden ile birlikte Leipzig harika bir haftasonu destinasyonu olabilir.

25 YORUMLAR

  1. Otantik ile modernin karışımı bir şehir. Ulaşımının rahatlığı da ayrı bir güzellik katıyor. Leibniz’in doğduğu yer. Sizi fazlasıyla tatmin edebilecek imkanlara da sahip. Küçük olmasına rağmen…

  2. 56 ulke ve yuzlerce sehirle birlikte ben de gezdim oraları ve bir çok fotoğraf çektim. Fotoğraf albumlerimde görebilirsiniz. Hazal Hanım’a aynen katılıyorum. Leipzig, cafeleri, muzeleri,anıtlari, parklari ve Bach ezgileriyle; temizliği, tarihi ve planli bir şehir oluşuyla, kültürlü, güler yüzlü ve yardımsever insanların bolluguyla tam yasanilacak bir yer. Ben de Leipzig’le birlikte Dresden ‘ i de öneriyorum. Orası da muhteşem bir şehir.

  3. 2002 Yılında Leipzig’te Honky Tonk Fest’e (festival) katılmıştım.. Her köşe başında ayrı ayrı müzik gruplarının canlı performanslarını izlemek ve müziğe kendini bırakmak çok keyifliydi.. Harika bir sokak festivali.. Ha bu arada hatırladığım kadarıyla Avrupa’nın ikinci en büyük tren garına sahip..

  4. Harika bir şehir. Buram buram sanat kokuyordu. Nazım Hikmetin bir şiirinde yer verdiği bir kentmiş. Bunu gittikten sonra öğrendim yanlış hatırlamıyorsam buraya sürülmüş. Eski rus mimarisinin etkisi altında kalmış. Kaldıgım site eski rus askeri kışlasıydı. Hayvanat bahçesi harika. Temiz, şirin, entellektüel bir kent. Ancak Türkleri ve müslümanları sevdiklerini pek söyleyemeyeceğim.

  5. Bu yaz Berlin’den trenle gittim. Trenden inince önce İstasyon’a hayran hayran baktım. Avrupa’nın en büyük istasyonuymuş. Özellikle içindeki Starbucks’da kahve içmeseniz bile girin bir gezin. Toplu taşıma kullanmadan yürüyerek şehre inmek çok kolay. Eski Nikolai kilisesi ve meydanı görülmeli. Kafe Kandler de Bach kahvesi Bach müzesini gezdikten sonra içilmeli. Leipziger Lärche diye bir acıbademli kurabiyeleri var. Avusturya’nın Mozart Kugel’i varsa Leipzig’inde Bach Taler’i var. Kahve müzesi ve eczane müzesi de var. Günübirlik gittiğim için Mendelson’un müzik notalı banklı parkını gezmeye vaktim yetmedi. Neonazi bölgesi olduğundan dönerci kebapcı aramayın bulamazsınız varsa da ben görmedim. Yemek yiyecekseniz Zilli’s Tunel iyi bir seçim olur.

  6. Leipzig saksonya bölgesinde kalan 2. Büyük kent. Üniversitesini kütüphanesini çok beğenmiştim. Dresden kadar tarih kokmasa da Alman kültürünü barındırıyor. Çok fazla sergi olduğunuda duymuştum. Sanata değer veren bir kent.

  7. Leipzig bana tam bir öğrenci şehri gibi gelmişti. Çok büyük bir şehir olmadığı için her yere yürüyerek ulaşabilme rahatlığı, insanların müthiş yardımseverliği(ya da biz biraz fazla şanslıydık :)), defalarca büyük hasarlar almasına rağmen aslına uygun restorasyonuyla üniversite ana binasının ışıltısı… Kaldığımız hostelin ucuz, temiz, merkezi ve çalışanlarının çok keyifli insanlar olması da Leipzig’i sevmemdeki en büyük etkenlerden biri kesinlikle. Ve Leipzig’e yakınlığı ile gitme şansı bulduğumuz Dresden’i de düşünürsem mutlaka gidilip, görülmeli, Bach ezgileri kulağınızda, onlarca anı kalbinizde dönülmeli derim. 🙂 <3

  8. 2008 de oradaydım. İş için gittiğim için sadece belirli yerlerini görebildim ancak resmi çok net hatırlıyorum. Keyifli bir şehirdi. Hayvanat bahçesini gezmiştik, öğrenci grubuyla gittiğimiz için.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!