Asya’nın en önemli ticaret ve ekonomi merkezlerinden biri olan Makati, Metro Manila’nın 17 şehrinden birisi. Türkiye Konsolosluğu da dahil olmak üzere birçok ülkenin konsoloslukları da bu bölgede bulunuyor. Aynı zamanda kültür ve eğlence açısından da önemli bir yer olduğundan çok sayıda yabancı da bu bölgede yaşıyor. Yüksek bina ve gökdelenleri, geniş ve temiz sokaklar, lüks dekore edilmiş bar, restoran ve shoplar, ışıklı tabelaları ile Manila’nın diğer bölgelerinden tamamen farklı görünüyor.

Baguio’daki 2 günlük couchsurfing deneyimi sonrası Manila’ya döndüm. Yine couchsurfing sitesinden görüştüğüm Leslie, kendisinde birkaç gün kalabileceğimi söylemişti. Malate’deki pansiyona uğrayıp, 11 günlük gezimde geride bıraktığım sırt çantamı alıp Leslie’nin dairesinin olduğu Makati’ye geçtim.

Leslie ile onun geç saate iş çıkışı buluşacağımdan, onun dairesinin olduğu Makati Palace Hotel’e gidip resepsiyona sırt çantamı bıraktım. Yemek için gözüme kestirdiğim bir İran restoranına kendimi attım. 465 gündür kebap yememiş biri olarak akşamın keyfini yemekle çıkardım bu defa. Geçmişte öyle pek de yemeğe düşkün biri değildim. Hani ne bulsa yiyenlerdendim. Kimisi gurme gibi davranır, yemeği şölene dönüştürür ya, işte ben onlardan değilim. Şimdiyse, Filipinler gezimin ana temalarından birisi yemek. Harcama listeme bakıyorum da yemek harcamalarım diğer tüm masraflarımı üçe katlamış. Özlediğim şeyleri bulabildikçe fırsatı kaçırmıyorum, ancak hala doğru düzgün salata yapabilen bir yere rastlamış değilim.

Ancak gece 11 gibi Leslie ile buluşabildik. Makati Palace Hotel’in bazı odaları daire olarak kiraya veriliyor ve bunlardan birinde de Leslie kalıyor. Kendisi profesyonel bir reklam şirketinde prodüktör olarak çalışıyor. Oldukça tatlı ve hoş sohbet. Fransa tatilinden getirdiği, kokusu tüm odayı kaplayan, peynir ve bira ikram etti.

Makati’de kaldığım zamanın neredeyse tamamını bilgisayarın başında geçiriyordum. Sabah evden çıkıp, gece 11 gibi dönüyordum. İlk gün keşfettiğim İran restoranının yakınında bir Arap restoranı buldum, hızlı bir internet bağlantıları vardı. Tüm zamanımı blog için harcıyordum. Tasarım ve içeriği tamamladıktan sonra blogu WordPress’ten başka bir hostinge taşıyacağım. Ara yüzü de değişecek. Daha güzel ve kullanışlı olacağını umuyorum. Ancak bunun için epeyce bir zaman sarf etmem gerekecek ki, bir yandan gezi bir yandan yazmak ve bir de üstüne bu iş birlikte yürümüyor. Hepsinden kötüsü uygun bir çalışma ve yazma ortamının olmamasına ek olarak da doğru dürüst hızlı internet bulamamak en büyük dert.

Türkiye’den bana fotoğraf makinemi getiren Atıf arkadaşım, Palawan Adası’ndaki tatilini bitirip Manila’ya döndüğünde bir akşamı birlikte bir şeyler içerek geçirdik. Uzun zamandır bu kadar konuştuğumu hatırlamıyorum. Gece geç saatlere kadar oturup sohbet ettik, eğlendik. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Borneo gezimde bana hediye edilen geleneksel Sarawak kılıcı parangı ve memlekete göndermem gereken bazı eşyalarımı da sağ olsun aldı. Yoksa o kılıçla seyahat etmek imkansız olacaktı herhalde.

Dün konsolosluğumuza uğrayıp pasaportumun süresini uzatmaya çalıştım ama ne kadar uzun uzun hikaye anlatsam da olmadı. Neden yeni pasaport istediğimi uzun uzun dilekçeyle analtmak zorunda kaldım. Bir fotoğrafla birlikte Ankara’ya fakslayacakmış. Cevabın 2-3 ayı bulabileceğini söyledi. Oysa ki benim sadece 1 aydan biraz fazla bir zamanım kaldı. 1 ay sonra son 6 aylık süre dilimine giriyorum ki, bir çok ülke bu süreye sahip pasaportlara vize vermiyor. Asya belki bu konuda daha esnektir diye ümit ediyorum. Bu gidişle 2 yıl daha olan gezi planımı 1 içerisinde sonlandırmak zorunda kalabilirim. Şansımı deneyebileceğim Singapur ve Kuala Lumpur kaldı. Stresli günlerim başladı.

Filipinlere girişte kapıda size ücretsiz 21 gün vize veriyorlar. Benim planım ise 38 günlük olduğundan, Türkiye Konsolosluğu’ndan çıkışta, Manila’nın tarihi bölgesi Ermita yakınlarındaki Intramuros’taki Imigration ofisine geçtim. 1 saat içerisinde yıl sonuna kadar geçerli Filipinler vizesi aldım. 3000 Peso (126 TL) fiyatıyla oldukça pahalı bir vize oldu. Pasaport sorunum olmasa Filipinler’de yıl sonuna kadar kalmayı düşünebilirdim. Filipinler bir çoğumuzun bildiğinden çok daha ilginç ve güzel bir ülke. Görülesi çok yeri var, ancak gezimde ilk defa hissettiğim zaman baskısı altında ne kadar yeri görebileceğimi bilmiyorum.

Bu sabah saat 9’da Leslie ile vedalaşıp yine Makati’deki vaktimin büyük bir bölümünü geçirdiğim Al Batra adındaki Arap restoranına geçtim. Hayatımın da bir rekorunu kırdım. 23 saatimi laptopumun başında geçirdim. Nargile dumanları, yüksek sesli Arap müzikleri arasında ben robot gibi ekrana odaklanmıştım. Restoranın 24 saat açık olduğunu öğrenmiştim. Geç saate kadar da işlerimi bitiremeyince ben de geceyi restoranda geçirmeye karar verdim.  Şimdiye kadar birçok ilginç yerde uyumuştum ama bu ilkti. Sabaha doğru 45 dakika kadar restorandaki koltukta uyudum. Kim bilir gezim boyunca daha nerelerde uyuyacaktım.

Day 469: Filipinler:16, Makati, Manila, 15 Kasım 2011

Paylaş
Önceki makalePasaportumun Süresi
Sonraki makale44 Gün

2 YORUMLAR

  1. Birkaç haftadır aklıma birşey takılıyor ama bu akşam siteyi açıp notlarınızı okumaya başlayınca kısmet bu başlık altına oldu.
    Wordpress acaba kendi kendine ana sayfada bir sıralama yapıyor olabilirmi? Çünkü bazen tarihler bazen konu başlıkları farklı sıralar ile çıkıyor. Geçen hafta okuduğum bir yazınız bu hafta okumadığım bir yazının üstünde çıkıyor mesela. Bunu bir türlü çözemedim.Tarih sırası uyuyor gibi şu anda kasım ayı notları var ekranda.

    Yoksa ben yanlış bir yerden mi bakıyorum? Direk yoldaolmak linkinden giriyorum, gün yada mekan ayrımı yapmadan. İşin içinden çıkamadım.

    Pasaport için acaba DHL vs gibi bir şirketle konsolosluktan alabileceğiniz noter tasdikli bir vekaletnameyi Türkiyeye gönderip buradan birisine uzattırma şansınız varmı? Bunu bence konsolosluğa bir sorun ve ilk fırsatta bunu ciddi ciddi dış işleri bakanlığına yazın çünkü gerçekten ciddi bir problem. Burada da her türlü sorgulama online olarak yapıldığına göre, herhangi bir konsolosluktan, konsolosluk iç hizmetleri ile Türkiye’deki EGM sicil bilglerine doğrudan ulaşmasa bile herhalde özel bir birim aracılığı ile bir gün içinde alınabilecek bir onay ile uzatma işlemi rahatlıkla yapılabilir. Düşününce çözümden bol birşey yok aslında ama bunu düşünecek bürokratların olmaması problem. 1990’lı yıllarda pasaportlar Ankara’ya gider oradan onaylanır gelirdi. 10 yılda epeyce bir yol gittik ama hala çok gerideyiz.

    • WordPress’te yapışkan yap diye bir seçenek var. Bunu kliklediğiniz sayfalar tarih sırası gözetmeksizin ilk olarak sıralanıyor. Sonrasındaki yazılar ise normal tarih sırasına göre listelenmektedir. Bazı yazılarımı olayın olduğu gün yayınlarken, bazı yazıları yaşandığı günden sonra yayınladığımda bu şekilde işaretleyip en üstte tuttuğumdan bu karmaşıklık görünebilir. Daha sonra eklediğim günlüklerim bu yapışkan yazıların altında yayınlanırlar. Şaşırtmasın sizi.

      Pasaport başvurularında bildiğim kadarıyla şahsen başvurulması gerekiyor. Vekaletin işe yarayacağını sanmıyorum. Memleketten ayrılmadan önce abime vekalet vermiştim. Bu düşünceniz de benim aklımda. Ancak bunun için pasaportu da göndermem gerekiyor. Bunu yapabilecek vakit de kalmadı. Yeni çipli pasaportların İzmir veya İstanbul’da ne kadar sürede verildiğini bilmiyorum. Malatya’daki arkadaşım bu işler için pasaportun Ankara’ya gönderildiğini söylemişti.

      Singapur Konsolosluğu’muzdan bir sonuç alamazsam bir de sizin dediğinizi deneyebilirim. Geriye 20 günlük bir zaman kalıyor. O süre içerisinde böyle bir yöntem var mıdır veya uygulanabilir mi diye araştırmam gerekiyor. Yoksa istemediğim halde bana dönüş yolu görünüyor olacak. oysa ki 2 yıla kadar gezi planım daha vardı.

      Teşekkürler ilginize Hakan Bey.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!