Tam 2 haftalık bekleyişten sonra yepyeni, süresi 2021 yılına kadar olan pasaportumu, yağmurlu ve fırtınalı bir günde  son saniyesine kadar yine stres içerisinde kalarak nihayet almıştım. Tüm gezim boyunca en uzun süre kalmış olduğum, bu en pahallı hostel ve yine pahallı ülke Singapur’dan aynı gece ayrılmak istemiştim, ancak 2 günlük peşin ödeme yapmış olduğumdan sadece 1 geceyi iade edince, 1 gece daha kalmak zorunda kaldım.

Singapur’dan Kuala Lumpur’a yolcu taşıyan profesyonel otobüs şirketlerinden yer baktım hepsi de doluydu. Ben de yakınlardaki otobüs terminaline gidip bilgi aldım. Meğer her 15 dakikada bir Malezya şehri Johor Bahru’ya otobüs varmış. Oradan da KL’e geçmek zaten kolay.

Bu rahatlıkla otele dönüp uyudum ve ertesi sabah kamera almak hevesi ile Sim Lim Square elektronik cihazlar alışveriş merkezine gittim. Kendime 500. Gün hediyesi olarak almayı düşündüğüm kamera için saatlerce dükkan dükkan gezdim, sıkı pazarlıklar yaptım. Nihayet biriyle sonun kadar anlaşmış olduk. Stoklarına bakınca istediğim Canon 60D 18-135 lensli modelinden olmadığını, başka bir lens verebileceklerini söylediler. Bu mide bulandırıcı bir pazarlık stratejisidir Singapur’da.

Ellerinde olmayan ürün için size makul fiyat verirler, sizinle sıkı pazarlığa girer ufak ufak fiyat kırarlar, sonunda  siz de harcadığınız o kadar emek ve zaman sonrasın almaya karar verirsiniz. Yalandan stok kontrolü yapıp, “aa bizde kalmamış” diyerek üzgün olduklarını ve başka bir model veya alternatif size sunarlar. Bu durumda içinizdeki heves ve hayalle, harcadığınız emek ve zamana karşılık sizin başka ürün alacağınız umarlar. Evet, benim için mide bulandırıcıydı. Saat 3 olmuştu ve çok zaman kaybetmiştim, üstelik yağmur başlamıştı. O an sırt çantamı alıp koşar adımlarla otobüs terminaline yürüdüm ve birkaç dakika sonrasında JB’ya giden otobüsteydim (2,5 SGD)

Sınırdan Singapur çıkışı için yeni pasaportuma ilk defa bir çıkış kaşesi ve Malezya sınırında da 90 günlük vize kaşesi basıldı. JB’dan Kuala Lumpur’a giden otobüs için biletimi aldım (31Ringit). Gece yarısı Kuala Lumpur otobüs terminaline vardıktan sonra şehre shuttle hizmeti sunan otobüsleri bekledim. Son otobüs kalkmış olduğundan beklemelerim boşunaydı. Oradaki taksi ofisinden kalacağım China Town için bilet kestirip (39MYR) taksiyle daha önce kaldığım Matahari Lodge yerleştim (72MYR). Pasaport meselesi bana hep zaman kaybetmenin yanında para da kaybettiriyordu.

Pasaportu ne zaman alabileceğimi bilemediğimden gideceğim tarihleri de bilmiyordum. O nedenle hostelde yer ayırtamadığımdan, Christmas dolayısı ile her yer doluydu, ancak tek kişilik boş olduğundan onu kiralamak zorunda kalmıştım. Buraya gelmeden maille yer ayırtmıştım. Kapıdan girdiğimde Ashley güler yüzle karşıladı, ilk sorusu arkadaşın nerede oldu. 3 ay birlikte gezdiğim ve yine 3 ay önce yollarımız Borneo’da ayrıldığı Hollandalı Farid’i soruyordu. O Borneo’dan ayrılıp Kuala Lumpur’a gelince aynı soruyu ona da sormuş.

Christmas Day olduğundan hostelde ücretsiz yemek vardı. Gece geç saat olduğundan hem çok acıkmış, hem de yol yorgunluğum vardı. Niyetim dışarı çıkmak, Petronas İkiz Kuleleri’ni gece görmekti ama gözüm kesmedi. Saat geç olmuştu, uyudum.

Ertesi sabah kaldığım yere yakın olan Pudu Central otobüs terminaline gidip Penang için bilet aldım (35 MYR). Yine buradan Tayland’a gitmek için de bilet alınabiliyor. Bilet aldığım ofisteki kadının elindeki hayvan ise çok ilgimi çekti. Plaza Rakyat’taki MRT’den biletimi alıp (1.4MYR) Popüler merkez Bukit Bintang’taki Low Yat adında, elektronik ürünler satan plazayı bulup Singapur’da alamadığım kamerayı almak için dükkan dükkan gezmeye başladım.

Singapur’la kıyaslarsak daha nazik ve hoş sohbetler. Bana verilen fiyatlar aşağı yukarı aynı. Pazarlık konusunda çok da esnek değiller.  Sonunda Sadece Canon fotoğraf makinesi satan birinde karar kıldım. Fiyat olarak da makul indirimler verince kendime Canon EOS 60D DSLR kamera aldım. Lens olarak 18-135mm ve 50mm’de karar kıldım. Şahane bir UV filtre, çekeceğim HD videoları kaydedebilecek yeteneğe sahip 2 adet 8GB ultra hızlı SD kartta listeye eklendi. Tripod ve çanta ise fiyata dahildi. Orijinal çantayı hiç beğenmediğimden ücretsiz olarak başka bir çanta ile değiştirdim.

Tümü için 2.700 TL ödedim. Çekeceğim fotoğraflar için laptopumun hardiski yetersiz geleceğinden Western Digital 1Tb taşınabilir minik hard disk de alışveriş listesine eklendi (390MYR). Nihayet gezimde daha iyi fotoğraflar çekebilecektim. Bütçemi altüst etse de, şimdiye kadar almamış olmam hataydı. Sadece 18-135mm lensli 60D’nin fiyatı Türkiye fiyatlarına baktığımda 2.750TL civarında dolaşıyordu. Çantam ağırlaştıkça ağırlaşıyor ama buna değeceği kesin.

Alışverişimi tamamladıktan sonra kendimi dünyanın en yüksek ikiz kuleleri olan Petronas Kulesi’nin olduğu bölgeye attım. Gündüz gözüyle çok etkileyici olan Petronas’ı gece de görmek için oyalanmak için, yine Petronas binasında olan Suria KLCC adındaki dev alışveriş mağazasına girdim. 1998 yılında açılan, adı eski Sanskritçe’de gün ışığı anlamına gelen Suria KLCC’de Gucci’den, Versace’ye, DKNY’den, Burberry’e kadar yüzlerce dünya markasının mağazası var.

Üçüncü kattaki, 12 salonlu TGV Sinema’sında Sherlock Holmes 2 için biletimi aldım (14MYR). Böylece Borneo’da  3 defa ve KL’de 1 defa olmak üzere 4 defa sinemaya gitmiş oldum. Bu da benim için bir rekor. Bilet fiyatları Borneo’da 6-9MYR iken burada 2 katı tabi. Film sonrası kendimi dışarı attığımda Petronas İkiz Kuleleri’nin ışıltısının keyfini çıkardım. Çevrede yüzlerce insan fotoğraf çekiyordu.

Şu an Kuala Lumpur’da olmamın tek sebebi aslında Petronas’ı gece görmekti. KL’de 3 ay önce 2 gün kalmış, uzaktan görünse de, hava yağmurlu olduğundan yakınına gidememiştim. Hiç planda yokken burada fotoğraf makinemi almış, sinemaya gitmiş ve keyifli, unutulmaz bir gün geçirmiştim. Asıl unutulmaz yerleri ve anları artık gönlümce fotoğraflayabilecektim.

Day 509: MY:2, Kuala Lumpur, 25 Aralık 2011

3 YORUMLAR

  1. Gerçekten etkileyici bir seyahat. Petronas Towers özellikle… Bu arada Canon 60D iyi bir tercih olmuş… Gezi notlarını takipteyiz 🙂

    • Sayfadaki fotoğraflar iphone 4 ile çekilenlerdir. Cameramı kullanma fırsatı Georgtown’a kısmet oldu. Camera çok iyi ama onu anlamam bayağı zaman alacak sanırım. Teşekkürler.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!