Tarihin o vakte kadar gördüğü en büyük imparatorluğun kurucusu olan Pers kralı “Büyük” Kiros, duvar yazılarında kendisini fethettiği ülkelerin adları üzerinden tanıtır. Perslerin, Medlerin, Sümerlerin, Akadların, Babil’in kralıdır o. Fazla uzatmaya gerek duymaz, “dünyanın dört bir köşesinin kralıdır”. Bu görkemli imparatorluğun başkenti efsanevi kent Persepolis‘tir. Persepolis, Büyük İskender tarafından yakılıp yıkıldıktan sonra asırlar boyunca unutuluşa terk edilir. Rüzgâr, güneş, yağmur, deprem. Her biri bir parçasını götürür. Ama geri kalan harabeleri bile bir zamanlarki görkemini tahayyül etmeye yeter.

Muhammed-Rıza-Pehlevi
İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi

Efsanevi kent 1971’de görkemine beklenmedik bir parıltı katar. Muhammed Rıza Pehlevi‘nin emri üzre, Pers İmparatorluğu’nun kuruluşunun 2500. yılı kutlamaları burada yapılır. İhtişam üstü ihtişamdır. Fakat aldatıcı bir alev, yalancı bir ışıktır bu defa tutuşturulan. İçi boş, vaadleri asılsızdır. Bir cilâ telâşı taşımaktadır hepi topu. Üstelik o cilâyı vuranların başını yiyecek bir sürecin de dönüm noktasına yol açacaktır.

İran Şahı, Persepolis’in temsil ettiği monarşik değerleri ve uygarlık seviyesini sahiplendiğini, o geçmişi memnuniyetle kabullendiğini göstermek istemektedir. Bir tür boy gösterisidir bu, hem batıya ve doğuya, hem de kendi halkına. Ama bir yandan da batmakta olan masal gemisinin içinde, o ezeli yanılgıyla alâyişin ve debdebenin kulakları sağır eden gürültüsüne teslim etmektedir kendisini. İhtişam, saltanatların hakkıdır doğru, ama onun haklılık değeri halkına sağladığı mutluluk payıyla ölçülür ancak ve sadece. Halkını ısıtamamış her parıltının hükümsüz kaldığını Şah anlamamakta mıdır?

Akıl almaz bir bütçeye mal olan hazırlıklar aylar öncesinden başlar. Organizasyon batılı “uzmanlarca” gerçekleştirilir. Persepolis’in çöl toprağı üzerine geleneksel İran çadırları biçiminde olsa da lüksü sınırsız modern çadırlar kurulur. Kullanılacak her şey altı ay boyunca uçaklarla Fransa’dan getirtilir. Dünyanın dört bir yanından krallar, kraliçeler, devlet başkanları davete icabet eder. 250 kırmızı limuzin bu emperyal davetlilerin emrindedir.

Persepolis-Kral

Şah, mavi halılarla döşettiği çöl toprağı üzerinde Büyük Kirus’un anıt mezarı önünde XX. asrın bu en görkemli töreninin açılışını yapar. Dünyanın en uzun yemeği olarak rekorlar kitabına geçen bir gala ziyafeti verilir. Mönü dudak uçuklatacak cinstendir. Pers ordusu dönemsel kıyafetleri içinde geçit resmi yapar. Onu İran tarihi boyunca hükmetmiş bütün hanedanların orduları izler. Tarih, kendi mekânında canlanmıştır âdeta. Törenin son günü Şah, bütün emperyal konuklarıyla birlikte babası Rıza Pehlevi’nin anıt mezarını ziyaret eder.

Şah, sırtını yasladığı sarayın önünde, Persepolis’in taşlar üzerine kazınmış “ebedi bekçileri” ile aynı hizada geçit resmi yapan kendi çağdaş askerlerini izlerken kendi saltanatının da bu kadar kalıcı olabileceğini samimiyetle düşünmüş müdür bilinmez ama bu israf halkın nicedir yaralı bilincine ciddi bir kırılma daha ekler. Kutlamaların logosu eşitlik ve adaleti vurgulamasıyla meşhur bir metin olan “Kirus’un silindiri” olsa bile Şah, kendi halkının sefaletini görmemektedir. Tıpkı asırlar boyu İran halkının sefaletini görmezden gelen diğer şahlar gibi. Peki, onlara ne olduğunu hiç düşünmemekte midir?

Persepolis-Iran
Persepolis, Şiraz, İran

İran ihtilâller ülkesidir. Her saltanat gibi her devrim de kendi hesabını verir eninde sonunda ama Muhammed Rıza Pehlevi ülkesinden çok uzakta ölürken Büyük Kiros’un anıt mezarı kendisini her dönemde bağrına basan İran toprağında sapasağlam ayakta durmaktadır. 79’da Rıza Pehlevi’nin (Şah’ın babası) anıt mezarına bile uzanan öfke Kirus’un mezarı önünde durur. Bu kalıcılığı sadece taşlarının sağlamlığına bağlamak büyük yanılgı olur.

Tarih, katmanlı bir defter. Tarihe yaslandığını varsayanlar da tarihe gömülür neticede. Geriye kalan sadece hayırla yâd edilen bir isim ve taş yığını bir mezardır. Persepolis’te ben bir yanım Kirus’un anıt mezarı, diğer yanım Şah’ın festivalinden geri kalan paslı izler, her defasında aynı derecede yorgun olacağım.

Nazan Bekiroğlu (zaman.com.tr)

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!