Kuala Lumpur‘da Mado Cafe’de baklava yemekle başladı diyalogumuz. Gördüğüm en harika işi yapan, en harika çiftlerden biri.

Gerek dünyaya, insana ve tabiata bakış açıları, gerekse yolculuklarının misyonu ve süreci açısından örnek olabilecek bir çift. Duygu ve düşünceleri yanında oldukça bilgilendirici konuları kaleme aldıkları, oldukça da güzel bir blogları var.

Onlar Melis ve Emre…

Melis-Emre

2 yıl kadar önce çıktılar yola. Kendine yeterlilik ve sürdürülebilirlik hakkında mümkün olduğu kadar pratik uygulamaları gözlemlemek ve topluluk hayatı deneyimleyip, paranın ötesinde bir zenginlik oluşturacak vasıfları edinmeyi amaçladılar.

Biz 30 yaşında hem kendimizi arıyoruz, hem bu yaşa kadar neden öğrenmediğimiz belli olmayan çok basit hayatta kalma teknikleri, kendi gıdanı üretme teknikleri, kendini zihinsel olarak iyileştirme teknikleri, yok şiddetsiz  iletişim, yok spiral dinamikleri, hediye ekonomisi gibi şeyler öğrenmeye çalışıyoruz…

Hayallerinde, kendi tasarladıkları evi yapmak vardı. Yolculuklarında da kendilerini yeniden keşfettiler.

Yollarının kesiştiği insanlardan, ormanlardan ve şehirlerden öğrendiklerini, duyduklarını ve hissettiklerini web sitelerine taşıdılar. Bu bazen çiftçilik deneyimleri, bazen yol önerileri, bazen de yemek tarifleri ve kuş sesleri oldu.

Morminor-Melis-Emre

Uzak Doğu’ya kapsayan, bilgi ve deneyim dolu  yolculuklarından yarın dönüyorlar.

Mola vermek iyidir, yaşadıklarınızı, öğrendiklerinizi ve yolda edindiğiniz deneyimleri anlamayı kolaylaştırıyor. Yalnız sürece uzun süre kapılınca edinilen deneyimler sanki bir rüyaymış gibi gelmeye başlıyor. Buradaki atmosfer ve sistem insanı hemencecik içerisine alıp eritmeye çalışıyor.

Yol insanı evirirken en çok eski alışkanlıkları silip süpürüyor. Bir zamanlar hayatın olmazsa olmazları, onsuz yapılamazlar, hayatta olmazları tarihe karışıyor.

Ankara’nın pis havası ve apartman dairesine sıkışık hayatımızda deneyimlememiz mümkün olmayan bir çok oluşumda bulunduk, muhteşem çiçeklerle, ormanlarla, acayip hayvanlarla, bir çok harika insan ile tanıştık. Her şeyi ile seçimlerimizden hiç pişman değilim, iyi ki denedik şansımızı. Geri dönüşü olmayacak kadar çok değiştik, değişiyoruz, nefis.

Ancak asla kaybedilmeyen bir şey var ki o da daha önce tadılmış lezzetlere olan özlem. Her şeye katlanabiliyoruz yolda, hemen her türlü eski alışkanlıklarımızın üstesinden gelebiliyoruz, ancak tek bir şey var ki bu uzaklaştıkça özlemi artan bir şey: yemekler.

Tüm bu edinimlerin güzellikleri dışında ağırlıkları da var. Bünyenin bir süre oturup, devamlı değişen mekan ve zihinsel durumları sindirmeye ihtiyacı var, belki de yok, ama bugünlerde varmış gibi hissediyoruz. Özellikle eş, dost, yemek özlemi bir fena basıyor bazen.

Emre-Melis-Morminor

Yakında aile sıcaklığında nefis yemeklerin tadını çıkaracaklarına eminim. Onlar gezmek tozmak değil, öğrenmek ve kendilerine bir gelecek kurmak için seyahat ettiler. Edindikleri deneyimler çok değerli. Yazmaları konusunda onları motive etmemiz şart.

Web sitelerini ziyaret edip yorum yazalım lütfen. Melis ve Emre’nin daha önce 2 yazısı YoldaOlmak’ta yayınlanmıştı, onlara da göz atmayı unutmayın: Melis ve Emre ile Yolda Olmak ve Tayland  ve Tay Kültürü Hakkında.

Kendilerine kocaman bir hoşgeldin diyip, o bilgi dolu ve öğretici yeni yazılarını merakla bekliyor olacağız.

10 YORUMLAR

  1. Ne kadar güzel bir deneyim yaşamışsınız. İyi ki gitmişsiniz gezmişsiniz. Yolculuk insanı “hep ben” yanılsamasından kurtarıyor hakikaten. Hoşgörü ve toleransı öğretiyor.

    Gerçekten gülümseyerek okudum. Hoşgeldiniz

  2. Çok guzel bir çiftsiniz…Hoooşşgelldinizz…İyiki varsınız.. Anılarınızı heyecanle bekliyorruumm…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!