Gece soğuktu, sabah uyandığımızda da soğuktu, ama güzel uyumuşum. Sabah 8 gibi uyandığımızda köy sisler içerisindeydi. İçerisinde ginger kökleri olan kaynar suya kırılan yumurta ve domates sosu yapışkan pirinçle servis edildi. Dün akşam yediğimiz yemeğin aynısıydı. Burada kahvaltı da, öğlen yemeği de akşam yemeği de birbirine benziyor. Her öğünde yenilen sticky rice, ya yumurtayla ya da köri soslu çorbalarla tüketiliyormuş.

Hazırlanıp tekrar yola düştük. Nehre paralel tamamen toprak olan yolu yürüdük. Hemen yakında iş makinaları yeni yol çalışmaları yapıyordu. Yürürken 2 gruba bölünmüştük. Biz öndeki grup geçerken çalışmayı durdurdular, çünkü yukarıdan geçtiğimiz yere kayalar düşüyordu. Diğer grubu görmemiş olmalıydılar ki, tam onlar geçerken çalışmaya devam  ettiler. Yukarıdan aşağı taşlar ve kayalar savrulurken 2. Grup ciddi bir tehlike atlatıp geri kaçtılar. Neyse ki kimseye bir şey olmadı. Çalışma durduruldu ve diğer gurup da yığılmış taş ve toprağı aşıp bize katıldılar.

Yoldan sapıp ormanın içerisine daldık. Dünkü geçtiğimiz yerler nasıl tamamen bambu ormanıysa burası da neredeyse tamamen muz ormanıydı. Koca koca muz ağaçlarının arasından geçiyorduk. Daha sonra bambu, muz ve diğer orman ağaçları arasından geçerken şahane doğa ve orman manzaralarına şahit oluyorduk. Kuru mevsimde olmamızdan dolayı güçlü suyu olmayan bir şelalede mola verdikten sonra öğlen bir nehir kenarında mola verdik.

Dün bize akşam yemeği hazırlayan kızlar bizden önce buraya gelmiş ve topladıkları mantar ve bitkileri pişirmeye hazırlanıyordu. Rehberimiz Sanpet yine dünkü gibi ormana dalıp kucağında bambu ağaçlarıyla döndü. Onları kesip yemek pişirmek için kullanılacak şekilde hazırladı. Çayda akan su bambulara konup kaynatılarak, dünkü gibi içerisine mantar, değişik bitkiler ve yumurtalar eklendi. Yine muz yaprakları üzerine kırılan yumurta ateşte pişirilip omlet hazırlandı.

         

Yemek hazırlanırken biz kamelyanın altında iskambil oyunları oynuyorduk. Yemek sonrası bize yemek hazırlayan kızla ve bize yine köyden bu yana kılavuzluk eden rehbere Sanpet ücretlerini ödeyip gönderdi. Geçilen köylerden kılavuz alınma zorunluluğu varmış. Yolumuza devam edip ormanın derinliklerinden geçtik. Yolumuzdaki patikalar kurmuş ağaç yapraklarıyla dolu olduğundan yürümesi bazen riskli olabiliyor. Yokuş aşağı inişlerde bazen bu yapraklar ayaklarımızın altından kaydığından düşenlerimiz oluyordu. Yıllar önce Londra’da bir ayakkabı mağazasında kalan son Clark ayakkabısını oldukça ucuza aldığımda, onu bu uzak ülkede ormanda trekking yaparken giyeceğimi kim bilebilirdi. Sağlam ayakkabılarmış.

Akşama doğru, gece konaklayacağımız Namkhon köyüne vardık. Varır varmaz köyde kurulu küçük sahada sadece başınız ve ayaklarınızla oynanan bir voleybol oyunu oynayan çocuklara karıştık. Bizim altmışlı yıllardaki köy çocukları gibiydi hepsi. Elleri yüzleri kirli, yırtık elbiseler ve kendilerine özgü pantolonlarıyla her biri oldukça sevimli ve bizimle de oldukça eğlenen köy çocukları. Bu köyler ve köy hayatı aslında başlı başına bir yazıyı fazlasıyla hak ediyor.

Kadınların giysileri ise tek tip. Altı dizlerinde biten dar bir pantolonun üzerinde koyu renkli bir entari bulunuyor. Ayaklarında da dizlerine kadar uzanan çorap veya diz bağları bulunuyor. Tarif etmesi zor, ancak fotoğraflardan anlaşılması sanırım daha kolay.  Halkın kökeni Moğolistan’dan gelme. Budist olmayıp spritüal inanca sahipler.

Biri iyi, diğer ikisi kötü olan üç adet ruha inanıyorlar. Orman ve nehir ruhları kötü ve ölümcül olabilirken ev ruhunu iyi olarak kabul ediyorlarmış. Köye giriş yapmadan ormanla köy sınırı arasında dikilmiş bir objeyi kılavuzumuz bize tanıtmıştı. Uzun bir sırığın ucunda birbirine geçirilmiş baklava dilimi şeklindeki köşegen obje orman ruhlarının köye girmesini engelliyormuş.

Bu defa farklı farklı evlere yerleştik. Banyo yapmak için bu defa 20 dakika yürüyüş mesafesindeki nehre gittik. Köy çocukları da peşimiz sıra takılıp, nehre kadar bizimle geldiler. Burada banyomuzu yaparken bazılarımızın vücuduna sülük yapıştı. Nereye gitsem böcekler beni bulur, ısırır ama henüz hiçbir sülük kanımı tadamadı, bu açıdan şanslı olsam gerek. Köy içerisinde biraz gezip dolaştıktan sonra akşam yemeği için toplandık.

Benim kaldığım evde bir karı koca ve onların oğlu, gelini ve henüz yeni doğmuş olan bebekleri yaşıyordu. Gelin henüz 17 yaşında olmasına rağmen kucağında bebeğini taşıyordu. Her öğünde yediğimiz yemeğin aynısı, evin hemen girişinde yer alan alanda hazırlandı. Evde kurulu olan ocağın bacası olmadığından tüm duman evin içerisine yayıldığından nefes alması bile zordu. Ocak var ama baca yok!

Bugünkü yürüyüşümüz biraz daha zorlu olduğundan hepimiz erkenden uyumaya geçtik. Daha saat 9 olmamıştı. Bir yandan bebek ağlaması, bir yandan durmadan havlayan evin köpeği, bir yandan da susmak bilmeyen vakitsiz öten horoz sesleri arasında uykuya dalmışım. Hava yine soğuktu.

Day 580: Laos:13 Namkhon Village, Luang Nam Tha, 5 Mart 2012

6 YORUMLAR

  1. Buraya ışınlanmak istiyorum, kalabalıktan, iki yüzlülükten sıkıldım İstanbul’da. Huzur orada olsa gerek.

  2. Yazdıkların ve fotoğraflar oradaki yaşamı ve insanları oldukça iyi yansıtıyor… Ev ruhu seni korumuş olmalı sülüklerden… Çocukların çıplak ve doğal halleri de gayet güzel… Basit ama hayatlarından memnun görünüyor insanlar… En çok baca olmayışına ve aynı yemeğin yapılmasına şaşırdım.. Kendileri de devamlı aynı yemeği mi yiyorlar misafir yemeği mi merak ettim doğrusu?

    • Asya’da en güzel şeylerden biri çocuklar ve onaların o harikulade gülümsemesi.
      hani bazen deriz insanlar …. şunu nasıl düşünemez diye, neden bu çileyi çekerler deriz. Ben de orada yemek hazırlanırken oturduğum ateşin başında bunu düşünüyordum duman solurken. Evler ahşap ve çok yağmur yağan bölgeler buralar. Bu düşünmelerinin önündeki engel sanırım.

      Doğrusu sormadım her gün aynı yemeği mi yiyorlar. Haşlama pirinç ana yemek.

  3. Kemal bey, bu turlari nasil programliyorsunuz? Gezdiğiniz yerlerde öneriyorlar mi? Yoksa siz mi buluyorsunuz Gerçekten ilginç ve farkli bir gezi proğramlari. Bu tür gezi düzenlemeleri için ön araştirma yapmiş miydiniz? Aşi oluyor musunuz ? Sivri sinek için ne yapiyorsunuz ? Gerçekten mükemmelin ötesindeki gezi programlari. Yazi ve fotoğraflariniz için sizi tebrik ederim. Iyi gezmeler.

    • Laos’taki eko trekking, gezginlerin ve doğa yürüyüşü tutkunlarının listesinde yer alır. Detaylı bir araştırma yapmıyorum. Her nereye gittiysem oradaki turizm acenetelerinden veya otel çalışanlarından, ne tür aktiviteler yapılabileceğim hakkında bilgi alıyorum. Yine yollarda ve otellerde karşılaştığım diğer gezginler de önemli bilgi kaynağı.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!