Laos, Türkiye’nin üçte biri büyüklüğünde, denize kıyısı olmayan, altı milyon nüfuslu bir Güneydoğu Asya ülkesi. Ülkenin resmi adı  (People’s Democratic Republic- Laos Halkın Demokratik Cumhuriyeti). Ancak ülkeyi ziyaret edenler isminin aslında “Laos Please Don’t Rush” (acele etmeyin lütfen) anlamına geldiği konusunda ısrarlılar. Başka bir ülkede servisin yavaş olması ya da turistlerce aranılan çoğu hizmetin olmaması ziyaretçileri huzursuz ederken, Laos’a gelinmesinin ana sebepleri yavaşlık, geri kalmışlık ve devamlı gülen, yardımsever halkı.

Laos’un komşusu Tayland’ın turist broşürlerindeki sloganı Amazing Thailand (Şaşırtıcı Tayland), Laos’un sloganı için önerilen ise Laos, the Forgotten (Unutulmuş Laos).

Laos 1989 yılına kadar tüm ziyaretçilere kapalı bir ülke imiş. Sonra  sadece tur gruplarına izin verilmiş. Bireysel ziyaretçilerin ülkeye girmesine ise ancak 1995 yılında izin çıkmış.

Ülkenin uzun süre devam eden bu dışa kapalılık politikası  Laoların (Laos vatandaşlarına kısaca Lao deniyor) dış kültürlerden etkilenmelerini engellemiş. Laos halkı yeni yeni dışarı açılıyor, ama her şeyde olduğu gibi: yavaşça. Mesela hükümet halkın manevi olarak kirlenmesini engellemek için tedbirli davranıyor: 2002 yılına kadar yerli pop müzik grupları yasakmış. Bugün her otobüse bindiğinizde ünlü Lao gruplarının karaoke videolarını zorunlu olarak seyrediyorsunuz.

Sizinle Laos’ta geniş bir tur atmadan önce ülkeyi daha iyi anlayabilmek için biraz geriye dönelim. Amerika, Fransa’nın Hindiçin’deki sömürgelerini kaybetmesinden sonra,   Kamboçya, Laos ve Vietnam’ın komünist yönetimlere geçmesini engellemek için çalışmalara başlar. 1961 yılında Kennedy, Laos içinde filizlenmekte olan komünist akımlara karşı savaşmak üzere 11,000 kişilik bir ordunun gizlice kurulmasını onaylar. Bu ordu Laos’taki Hmong azınlığından seçilir. Bu gizli ordu önce ülkedeki komünist güçlere karşı (Pathet Lao Partisi) ve sonrada onlara yardımcı olan Vietnam’a karşı kullanılmaya başlanır. 1962 yılında imzalanan Cenevre Barış Anlaşmasına göre ABD’nin bu gizli orduyu dağıtıp geri çekilmesi gerekir. Ancak Amerikan haber alma örgütü CIA bu orduyu desteklemeye devam eder. Ordunun varlığı ABD kongresinden dahi gizlendiği için bütçeden kaynak doğrudan aktarılamaz. Asker sayısı otuz binlere varan bu orduyu beslemek için CIA bölgede uyuşturucu yetiştirilmesini ve satılmasını teşvik eder.

Gizli ordunun Hmong kökenli Generali Vang Pao’nun kendi laboratuarında ürettiği eroin Amerika’da satılan “ilk markalı uyuşturucu” dur (3 yıldız damgasıyla ABD’ye sevk edilir). Eroin’in üretim ve sevkinde Taylandlı gönüllüler ve Çan Kay Şek’in (dağılan Çin Kuvvetleri) askerleri de aktif rol alır. Burma, afyon yetiştirmek için ideal bir yer olduğu için CIA oradan da afyon satın alır. Burma, Laos, Çin ve Tayland’ın dağlık bölgeleri CIA’nin uyuşturucu üretim merkezi haline gelir, bölge Altın Üçgen olarak anılmaya başlanır (ee, ben dört ülke saydım, niye altın dörtgen değil diyenler, okumaya devam edin). CIA dünyanın en büyük gizli ordusunu  Amerikalılara uyuşturucu satarak finanse eder (Tarihe kısa not: Aynı ABD 1974’te Türkiye’ye afyon üretimini kontrol etmediği gerekçesiyle ambargo koyar). Bütün operasyonlara 1973 yılında ABD’nin Vietnam’dan çekilmesiyle son verilir. ABD, bölgeden çekilince geri kalan gizli ordu mensuplarının dayanacak hiçbir kaynakları kalmaz, küçük bir kısmı ABD’ye kaçmayı başarır. Geride kalanlar ise gelecek 30 seneyi mülteci kamplarında büyük zorluklarla geçirmek zorunda kalacaktır.

ABD, Laos’u bombalarken yüzlerce yeni bomba denemiş ve geliştirmiş. Bu bombaların çoğu “küme bombası”. Küme bombasında bir füzenin içine 600 kadar küçük bomba konuyor. Füzeyle uçaktan atılan bombalar cinsine göre ya yere değince ya da belli bir yükseklikte patlamaya ayarlanıyor. Patlasa dert; insanlar ölüyor, patlamasa dert; sonradan bölgede yaşayan sivil halk için çok büyük tehlike arz ediyor. ABD savaş zamanı attığı bombaların özelliklerini ve atılan yerleri 1997’ye kadar Laos’a vermeyi reddetmiş. Dolayısıyla gizli savaştan bittikten 20 sene sonra bile bombaların civarında yaşayan Laolar ölmeye devam etmiş. Bombaların teknik özellikleri ABD’den sonunda alındıktan sonra toprağı bombalardan temizleme çalışmaları hız kazanmış.

Bugün ülkede tahminen yarım milyon ton patlamamış bomba olduğu düşünülüyor. Bu bombalar çocuklar tarafından bulunduğunda, çiftçiler tarafından tarlada çalışırken rast gelindiğinde ya da metal parçalarını almak için ellendiğinde patlayabiliyor. 1970’lerde yılda 600 kişi bu şekilde hayatini kaybediyormuş, bugünlerde ölen insan sayısı yılda yüz kişiye inmiş. Bu tip patlamamış bombalara UXO (unexploded ordinance) adı veriliyor. Mayınların tasarlanma amacı yaralamak, UXO’lar ise öldürmeye yönelik tasarlanmış: bu bakımdan sonuçları çok daha acı oluyor. Laos’ta UXO temizleyen iki kuruluş var: Uxolao ve MAG. Her ikisi de yabancı kuruluşlar tarafından destekleniyor. Bomba temizlemek çok zaman alıcı bir iş: ülkenin %95’inin temizlenmesi için 60 seneye daha ihtiyaç olduğu düşünülüyor. Yani 1965’te atılan bir bomba 2065’te can almaya devam edecek.

Ağır silahlar, tanklar ve bombalarla sarsılan bu coğrafyanın kanlı tarihinden arta kalan izler, yeni kuşaklar için farklı anlamlar taşımakta. 1964 ile 1973 yılları arasında her sekiz dakikada bir ABD tarafından bombalanan ülkede yaşanan cehennemden geriye kalanlar, bugün geri dönüşüme tabi tutuluyor. Laoslular hayatlarını savaşın üzerine inşa ediyor. Zıtların ülkesi Laos, yıllarca kapalı kalan kapılarının ardında belki de gerçek Güneydoğu Asya’yı saklıyor.

Yazı: Başar Kurtbayram
www.simdigezelim.com

10 YORUMLAR

  1. İnşallah kolay vize alır ve ülkeye girebiliriz. Çok merak ediyorum. Tayland’ı ve Vietnam ile Kamboçya’yı görmek nasip oldu. Bekliyoruz ayın beşini.

    • İlginç olan Laos savaşa girmediği halde dünyanın en çok bombalanan ülkesi olması ve hala da çocukların o dönemden konmuş mayınlar yüzünde ölmesi. Asya’da ortadoğu gibi acılar ülkesi. Çok az şey biliyoruz.

  2. Abi, dunyada CIA’nin girip cikmadigi yer kalmamis. Daha fazla yazacagim da ben de bu adamlarin ulkesinde yasiyorum 🙂

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!