Fotoğraf Gezgini TV programı çekimleri için Tayland’dayız. Dün başkent Bangkok’taki Kraliyet Sarayı ve tarihi bölgedeki tapınakları ziyaret etmiştik. Bugün ise yönümüzü kuzeye çeviriyoruz.

Chiang Rai’ya uçmak üzere, sabah erken saatte yola koyulduk. Havalimanına taksi ile gitmeyi planladık. Bangkok taksilerinde, taksimetre olmasına rağmen turist gördüklerinde pek de açmak istemiyorlar. Bu yüzden taksi kullanacaksanız eğer ya sıkı pazarlığa girmeniz veya taksimetreyi açmayı kabul edenleri bulmak gerekiyor. Bazen bunun için çok beklemeniz gerekebileceğini hatırlatalım. Bangkok’a yolunuz düşerse, sıklıkla taksi tercih edebilirsiniz, zira taksi ücretlerinin gayet makul.

Bangkok’ta 2 havaalanı bulunuyor. Büyük olanı Suvarnabhumi Uluslararası Havalimanı ve diğeri ise bizim gideceğimiz iç hat seferleri için kullanılan eski havaalanı Don Mueang Havaalanı. Otelden Don Mueang havaalanına gidişimiz, taksiyle 45 dakika sürdü. Bangkok trafiğinin İstanbul trafiği kadar kötü olduğu söylenebilir. Bunu akılda tutmakta fayda var.

Bangkok-Chiang Rai uçuşumuz 1,5 saat sürdü. Chiang Rai’ye sadece 1 gün ayıracağım için havalimanında bir taksi ile anlaştık. Taksi şoförümüz Dio bizi önce Chiang Rai’ın 13 km güneyinde bulunan Wat Rong Khun’a (Beyaz Tapınak) götürdü.

Wat Rong Khun
Wat Rong Khun (Beyaz Tapınak), Chiang Rai

Beyaz Tapınak’ın yapımına sadece 15 yıl önce başlanmış, oysa bu etkileyici tapınak, çok daha eskilerden kalmış hissi uyandırıyor. Adından da anlaşılacağı gibi bembeyaz olan tapınak, Alice Harikalar Diyar’ındaki şekerden yapılmış şatoları andırıyor. Budist mimarinin en son ve modern örneklerinden birisi olan bu sıra dışı tapınak, Taylandlı ressam-mimar Chalermchai Kositpipat tarafından tasarlanmış.

Wat Rong Khun, sonrası şoförümüz Dio’dan bizi turist rotalarının dışındaki köylere götürmesini istedik. Yol boyunca pirinç tarlalarında çalışan köylülerle karşılaştık. Şanslıydık, yağmur mevsimi yeni bitmiş ve pirinç hasat zamanıymış. Ben fotoğraf çekerken Talat bir köylünün çizmelerini ayağına geçirdiği gibi çeltik tarlasına daldı ve onlar gibi çalışmaya başladı. Bu sahne hem biz hem köylüler için keyifliydi.

Yol boyları yemyeşil, zümrüt misali. Ağaçlar, orman, pirinç tarlaları… doğa….

Chiang Rai Pirinç tarlaları, Tayland
Chiang Rai Pirinç tarlaları, Tayland

Eski bir evin önünde duruyoruz. Ev demeye bin şahit ister. Dökülüyor. Bahçesinde bir adam bıçakla bambu çubuklarını dikeyleşmesine onlarca parçaya ayırıyor ve kurumaları için yere seriyor. Avluda biri yaşlı biri genç iki erkek, bir yaşlı kadın, bir de bebek var. Masanın altında da bir köpek yatıyor.

Dio vasıtasıyla sohbete başlıyoruz. Bu fakir aile geçimini aile reisinin bambulardan hazırladığı ve pirinç filizlerini bağlayarak bir arada tutmaya yarayan parçalardan hazırlıyor. 1.500 parçanın geliri 100 Baht yani 7 TL. Köşede mutfak olarak kullandıkları bir bölüm var ama belli ki yiyecek pek bir şey yok.

Onlarla yarım saat kalıyoruz. Fotoğraf çekmek içimden gelmiyor. Zaten her seyahatimde bir öncekine göre daha az fotoğraf çekmeye başladım. Fotoğraftan soğuduğumdan değil. Milyonlarca insanın milyarlarca kez çektikleri kareleri bir kez daha çekmenin eskisi kadar anlamı yok benim için. Fotoğrafını çekeceğim insanlarla iletişim içinde bulunmak, onlara anlatmak ve onları anlamak için fotoğraf çekmek daha anlamlı geliyor. Belki bu kareler görsel anlamda mükemmel kareler olmuyor ama benim için daha değerliler. Bu fakir ailenin yanından biraz buruk bir şekilde ayrılıyoruz.

Yolumuz bizi bu sefer bir okula götürüyor. Bir köy okulu bu, ama ne okul! Öğrencileri neşe dolu, pırıl pırıl çocuklar. Öğretmenleriyle tanışıyoruz ve çocuklarla vakit geçirip film çekebilir miyiz diye soruyoruz. -Memnuniyetle! Diyor ve bize yolu gösteriyor. Çocuklar ders görüyorlar, şarkı söylüyorlar, okulun müzik grubu bize yerel müzik yapıyor. Dillerimiz ayrı, konuşamıyoruz belki ama çocukların gözleri parıldıyor, bizim de öyle… Aramızda öyle güçlü bir iletişim var ki ortak tek bir kelimeye bile ihtiyaç yok. Bu satırları yazarken bile içim coşkuyla doluyor. Onlardan çok zor ayrılıyoruz.

Kuzey-Tayland-Fotograf-gezgini
İkiz kardeşler Mo ve Me ile birlikte. Kuzey Tayland Kasım 2013
Bahçede okula gitmeyi bekleyen üç kız çocuğu vardı. May, Mo ve Me.

Fotoğraflarını göndereceğiz ve şunları düşünüyorum: Bir fotoğraf, tek bir fotoğraf ne kadar çok insana dokunuyor. Fotoğrafı çekilen çocuk, neler hissetti? Aklında nasıl bir anı kalacak? İleride bu fotoğrafı çocuklarına, torunlarına gösterdiğinde ne anlatacak? Fotoğrafı çeken ben, bu fotoğraf o an beni nasıl etkiledi ve nasıl bir etki bırakmaya devam edecek? Ve bu fotoğrafa bakanlar. Ne düşünecekler, ne hissedecekler? Bu fotoğraf zamanda yolculuk yapacak mı? Bakıldığı zamana göre ve bir bakandan diğerine ne gibi farklı hisler uyandıracak?

Kafamda bu sorularla dalıp gidiyorum. Arabanın durmasıyla uyandım. Otele gelmişiz. Saat 15:30 olmuş ve çok acıkmışız. Otel resepsiyonuna Tayland yemekleri yiyebileceğimiz bir restoran adı soruyoruz. Pou-lae restoranını öneriyorlar, biz de hemen restoranın yolunu tutuyoruz.

Chiang-Rai şehirden çok bir kasaba görüntüsünde. Her anlamda özellikle mimari anlamda kontrastlar, çarpık yapılaşma hemen dikkatimizi çekiyor. Hızlı adımlarla 20 dakikada restorana ulaşıyoruz ama maalesef öğle servisi kapanmış ve akşam servisi de 17:30’da başlayacak. Çok aç olmamıza rağmen beklemeye ve bu süreyi ayak masajı yaptırarak geçirmeye karar veriyoruz. İnanın yorgunluğa bu kadar iyi gelen başka bir şey olduğunu zannetmiyorum.

Chiang Rai, Tayland
Chiang Rai, Tayland

Uzakdoğu’da masaj binlerce yıldır sadece rahatlamak için değil, tıbbi tedavi maksatlı da uygulanıyor. Masajın ardından restorana dönerken bir meydanda halk için gerçekleşen aerobik seansına denk geliyoruz. Masajda topladığımız enerjiyi harcamak üzerine halkın arasına karışıyoruz ve sporumuzu yapıyoruz. Artık güzel bir yemeği hak ettik. Restoran dedikleri kadar varmış. Henüz açılalı 15 dakika olmuşken neredeyse dolmuş. Nefis Tayland lezzetlerinden oluşan akşam yemeğinden sonra soluğu dondurmacıda alıyoruz.

Dondurma ve kahve faslından sonra rota gece pazarı. Tayland ve Laos’un kuzeyinde bu gece pazarları çok meşhur. Şansımıza pazarın ortasındaki bir sahnede de dans ve müzik gösterileri var. Hem film çekiyoruz hem de fotoğraf. Çoğu kişinin hayalidir dünyayı dolaşarak belgesel çekmek. Bizimkisi pek belgesel sayılmasa da çocukken belgesel izlediğimde kurduğum hayalleri biraz olsun gerçekleştirmenin mutluluğu içindeyim. Bu mutluluk içinde otele dönüyor ve uykuya dalıyoruz.

Niko Guido

Day 4: 21 Kasım 2013, Bangkok-Chiang Rai, Tayland

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!