Ne uzun bir gündü! Sabah 4:30’da üç tekerlekli motosiklet olan “becak”’a atlayıp havalimanına geçtik. Air Asia uçağımız saat 06:05’de havalandığında gün doğumu başlamıştı. Gökyüzünde yine inanılmaz güzellikleri seyrede seyrede gidiyorduk. Güneş ışığıyla parıldayan bulutların görüntüsü enfesti.

Kuala Lumpur havalimanına varınca havalimanında kahvaltımızı yaptıktan sonra şehre ulaşım sağlayan en ucuz otobüslerden birine 8 Ringit (RM) ödeyip şehire vardık. Otobüsten indiğimiz yerin üst katında bulunan metro sistemini kullanarak Chinatown bölgesindeki Peser Senan istasyonunda indik. Hemen yakındaki Matahari adlı bir hostelde RM30 karşılığı, 6 kişilik dorm odasına yerleştik. Farid hemen uyudu, ben ise şehri keşfe çıktım.

Chinatown’daki alışveriş sokağı çok kalabalık. Her çeşit yüze rastlayabiliyorsunuz.Kimin Malay kimin yabancı olduğunu anlamak zor. Bütün bildik popüler markaların taklitelerini bulabilirsiniz. Fiyatlar da makul görünüyor. Kendime sim kart almak ve aynı zamanda çamaşırhane bulmak için sokakları altına üstüne getirdim. Nihayet Malezya mobil iletişim şirketlerinden Digi’nin ofisini bulup da simkart almak istediğimde pasaportumu istediler. Yanımda olmadığından tekrar otele dönüp pasaportumu alıp ofise geri gittim. RM8,5 karşılığında sim kartı alıp tekrar dışarı çıkmıştım ki ani bir yağmur bastırdı.

Yağmurun  dinmesini bekleyip sonra hostelime döndüm. Günü akşamında Sumatra’da Lake Toba’da iken tanıştığımız İsveçli Valentine ile buluşup üçümüz birlikte Chinatown’u gezdik. Farid arkadaşımız salsa dansçısı. Seyahatte salsa ayakkabısını kaybettiğinden burada kendisine spor ayakkabı aldı. Yemek sonrası metroya atlayıp, Farid’in internetten adresini bulduğu, şehrin Golden Tringle olarak adlandırılan popüler noktasındaki salsa bara gittik.

Ben her ne kadar 1 yıla kadar salsa kursu almış olsam da, pratik yoksunluğundan her şeyi unuttuğumdan, Valentine ile birlikte seyirci olarak orada bulunduk. Valentine 22 yaşında İsviçreli DJ. Lake Toba’da saçları var iken, Kuala Lumpur’da kazıtmış. Hayatında bir ilki denemek istemiş. Ben de aynı niyetteyim ve bunu sanırım Hindistan’da yapacağım.

Seyahatimin bu 401. gününde, sabah saat 4:30’da üç tekerlekli bisiklette sıkışık halde Endonezya’nın Sumatra adasındaki karmaşık ve kalabalık Medan şehrindeyken, şu an sabahın 02’sinde Güney Doğu Asya ülkesi Malezya’nın başkenti modern Kuala Lumpur şehrinde bir salsa bardaydım. Garip hissetmemek elde değil. Yolda olmak böyle bir şey işte. Güzel bir şey.

Day 401, Malezya:1, Kuala Lumpur, Malaysia. 9 Eylül 2011, Cuma

7 YORUMLAR

  1. Bir hayali gerçekleştirmek kadar güzel bir şey var mıdır? Biz Türkler olarak paramız olduğunda Batı’dan çok Doğu’ya doğru gitmek isteriz. Öyle değil mi?

  2. Merhaba Kemal Hocam öncelikle yazınızı severek okudum. Hocam bende 2014 Ağustos ayında Endonezya’ya gitmeyi planlıyorum. Oradan da Malezya’ya geçmeyi düşünüyorum. Endonezya’dan Malezya’ya uçakla gitmişsiniz sanırım. Uçak bileti fiyatları ne durumda veya başka gemi vb ulaşım araçları var mı?

  3. Güzel bir geçiş ve aklınızda güzel bir anı olarak yer almış 🙂 Hiç sıkılmadan okudum diyebilirim açıkcası…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!