Dünyanın en küçük aktif volkanı Taal, bir zamanlar dünyanın en büyük volkanlarından biri olduğuna inanmak çok zor. 1572’den şimdiye kadar tutulmuş kayıtlara göre 33 defa püskürmüş. Dünyanın en çok tektonik faaliyetlerinin olduğu volkanlarından birisi aynı zamanda. En son 1977 yılında faaliyet görülmüş, 1991’de de biraz kıpırdanıvermiş.

Taal Kaldera’sı 20×30 km genişliğinde ve bu alan içerisinde bulunan krater gölünde yoğun balıkçılık faaliyetleri yapılıyor. Her yanda balık havuzları bulunuyor.

Manila’nın 60 km güney batısında dünyanın en küçük aktif volkanı olan Taal Volkanı’na gitmek için sabah bir Koreli Sohye ve Filipinli Romeo ile yola çıktık. Sohye Filipinlerin Baguio şehrinde 2 ay dil eğitimi almış. Dil eğitiminin fiyatları da oldukça uygun. Yeme, içme, konaklama yanında eğitim dahil olmak üzere dil okuluma aylık 1.800 TL ödemiş. Gayet makul bir rakam. Romeo ise Norveç’de gemide çalışıyormuş ve yıllık iznini geçirmek için memleketine dönmüş.  Dün hostelde tanıştık ve onların da gitmek istediğini öğrenince birlikte gidebileceğimiz konusunda anlaştık.

Oysaki son 4 gündür her sabah bu volkana gitmek için plan yapıyordum ama yerimden kımıldamayım tüm zamanımı hostelde geçiriyordum. Taal Volkanı’na ulaşacağımız Tagatay Kasabası’na gitmek için Taft Avenue’ye yürüdük. Oraya varmamızla otobüsün kapısından içeri o karmaşık trafikte atlamamız bir oldu (87 Peso). Yoğun trafikten dolayı 2 saatlik yolu 3 saatte gittik.

Taal Volcano, Luzon
Dünyanın Aktif En Küçük Mağarasında Koreli ve Filipinli Arkadaşlarla

Otobüs şoförü bizi indirmesi gereken yerde indirmeyi unuttuğundan indiğimiz yerden bir jeepney beklerken gözlerimizi manzaradan da ayıramıyorduk. Manila’nın sıcak ve nemli havasına göre Tagatay serin ve bulutluydu Yoldan geçen bir jeepneyi durdurup şehir içi jeepney terminaline geçtik. Terminalde bulunan jeepneyler 250P karşılığında sizi Talisay’a ulaştırıyor (200P). Hareket etmeden tamamen dolması bekleniyor.

O arada ben de yakınlardaki küçük lokantalardan, içerisinde soya ve sebze olan spring roll denen böreklerinden atıştırırken bir yandan da hemen yanımdaki 3 tekerlekli bisiklet (trycycle) sürücüleriyle konuşmaya daldım. Talisay’a 150P karşılığında gidebileceğini söyleyince anlaştık, ancak jeepney sahibiyle kavga etmemesi için bizi yol üstünden alacağını söyledi. Atladık trycycla. 3 kişi için biraz küçüktü. Koreli Sohye ve ben içeriye sıkış sıkış yerleştik, Filipinli genç Romeo ise motosiklet sürücüsünün arkasına oturdu.

Tagatay’dan aşağıdaki kasaba olan Talisay’a giden çok virajlı olsa da betondan yapılmış yol ve manzarası şahane. Havada çok güzel toprak ve yosun kokusu var, ormanın kokusu bu. Karşımızdaki volkanik krater gölü üzerindeki adaya bakan manzaralı bir yerde durup fotoğraf çekerken 2 Almanla tanıştım. Köye inince onlarla karşılaşırsak birlikte gidebileceğimiz konusunda anlaştık. Yarım saat sonra Talisay kasabasına ulaştık. Hafta sonu olması nedeniyle çok kalabalık ve sıkışık bir trafiği vardı. Oysa tek caddeli küçücük bir kasaba. O kalabalıkta Alman çifte göz attım ama bulamadım.

Şimdiki işimiz ise krater gölü üzerindeki adaya geçmek için bot ayarlamak. Önce adam başı 2000P fiyatı verildi, teşekkür edip sırtımı dönmemle fiks fiyat olduğu söylenen 1500P fiyatı bize hemen sunuldu. Saat  öğleden sonra 4’e varmaktaydı ve kendimizi bir an önce adaya atmalıydık. Ben Romeo’ya gidip bir çevreyi araştıracağımı söyledim. Bu yöntem hiçbir şey yapmazsanız da genelde işe yarıyor. O arada geride kalan kişi hizmeti sunacaklarla arkadaşlığı ilerletip indirim için pazarlık yapma fırsatı da buluyor. Alman çifti bulamayıp geri döndüğümde 1200P fiyatı bize veriliyordu. Tamam diyip bota atladığımızda, henüz karşıdan gelen 2 İngiliz kız botu 8000’e kiraladıklarını söylediler. Ada’da da volkana gitmek için at kiralamış ve bunun için 800P ödemişler. Oysaki ben yarım saat sonra bunun için 250P ödeyecektim.

Krater gölünde yarım saatlik tekne yolculuğu ile adaya vardık. Aslında yol hızlı botlar olsa 10 dakika sürmez, normal balıkçı tekneleriyle bu süre uzuyor. Adaya vardığımızda turistler için geçerli olan 30P giriş ücretini turizm ofisine ödedik. Etrafımızda bize at kiralamaya çalışan onlarca kişi vardı.

Ben 2 kilometrelik yolu yürümeye kararlıydım. Sohye ve Romeo ise ata binme taraftarı olunca ben de onlara katıldım. Aslında gezimde birçok ulaşım aracı kullanmıştım. Eksik kalan ise neredeyse bir ata binmekti, ben de bu fırsatı bulunca onlara hayır diyemedim.

Tabi sıkı pazarlık sürüyordu. Sonundan Romeo ve Suhe 300P ödemeye razı olurken ve benim için de 250P fiyatında anlaştık. Her at için bir kılavuz veriliyor. Kılavuz atın ipinden tutup size yürüyerek eşlik ediyor. Her ne kadar kiraladığımıza at dense de bence at denmesi gerçek atlara saygısızlık olurdu.

Yarım saat sonra zirvedeydik. Yol üzerinde yine sülfür dumanının çıktığı yerlerin yakınından hoş manzaralı yoldan tırmanıp zirveye ulaşmıştık. Yürüyerek keyif alınarak tırmanılabilecek güzel bir yolu var. Kuru mevsimde maske takılması uygun olur. Atın hızlı yürümesinden dolayı kılavuzum ise çok yorulmuştu. Haftada 2-3 defa iş çıkınca bu işi yapan kılavuzum, yürüyüş başına 50P (2 TL) ücret alıyormuş.  24 yaşında ve 2 çocuk annesi.

Zirvede epeyce kalabalık bir öğrenci grubu vardı. Sormadım ama ya Japon veya Çinliydiler sanki. Alında en büyük eski krater alanının içerisinde krater gölü ve onuzun üzerinde volkanı ada ve bu volkanik adanın içerisinde ise yine bir krater gölü var. Rengi yeşil ve mavi karışımı. Şahane manzarada epeyce fotoğraf çektik. Atla zirveye tırmanırken yolda Alman çifti yürüyorlarken gördüm. Onlar zirvede tekrar buluşunca birlikte, batı yönüne doğru uzanan patikayı takip edip sülfür dumanının çıktığı asıl volkana ulaştık.

Taal Volcano

Burada asıl volkanın hemen üzerinde duruyorduk. Herhangi bir ciddi volkanik faaliyette kendimizi herhalde onlarca metre aşağıdaki asitli gölde yüzerken bulabilirdik. Heyecan verici olurdu değil mi! Toprak sıcaktı, bazı noktalar ise daha sıcak. Havada sülfür gazı kokusu var. Kız Jakarta’da çalışıyormuş, oğlansa Almanya’dan tatile gelmiş. Çok tatlıydılar doğrusu. Manila’da zamanımı manasız bir şekilde geçirmektense buraya gelip 2 gün kalsaymışım daha doğru iş yapmış olurdum.

Artık hava kararmaya başlayınca Alman arkadaşlarla vedalaşıp kılavuzumun yanına döndüm. Atıma atlayıp yola düştük. Kalabalıktan kimse kalmamıştı. Gün batımı kızıllığı her yanı kaplamaya başlamıştı. Asıl şimdi zirvede kalıp uzun uzun seyretmek vardı aslında.

Aşağıdaki köye varınca kılavuzuma teşekkür edip bir miktar bahşiş verip teknemize geçtik. Hava iyice serinlemişti. Gökyüzünü muazzam bir kızıllık kaplamıştı. Talisay’a geri döndüğümüzde artık hava tamamen kararmıştı.

Biz kıyıya varmadan yoldayken, bizi buraya getiren trycycle şoförünü Romeo telefonla aramıştı ve vardığımızda bizi bekliyordu. Tekrar trycycle sıkışıp bu defa 40 dakika sonra ana yoldaydık. Tırmanış daha çok vakit alıyordu. Ana yola varmamızla Manila’ya gidecek otobüsün gelmesi arasında 30 ancak geçmişti. Bugünkü gezimizde otobüs bekleyerek hiç zaman kaybetmemiş olduk.

Bazı turizm şirketleri bizim kişi başı 850P (36TL) harcadığımız bu aktiviteyi 11000 (464 TL) fiyatlarında satıyor. Bu fiyatı ödeyip satan alan çok sayıda turist var. Endonezya’nın volkanları kadar heyecan verici olmasa da Taal Volkanı vakti olanlar için görülesi bir yer. Doğa severler için 2 gün konaklamak yeterli olacaktır.

 Day 473: Filipinler:20. Malate, Manila, 19 Kasım 2011

Paylaş
Önceki makale44 Gün
Sonraki makaleBusuanga Adası: Coron

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!