Alımlı bir Alman kenti olan Dresden, Elbe Nehri’nin Floransa’sı olarak adlandırılıyor. Almanya‘nın doğusunda, Çek Cumhuriyeti sınırına yakın konumdaki Dresden’in her bir köşesini etkileyici birçok anıt, tarihi bina ve önemli köprüler süslüyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasına kadar Doğu Almanya sınırları içinde kalmış şehrin sarı ve solgun yeşil cepheleri muhteşem bir görüntü veriyor ve çok sade olmaları da atmosferi çok daha çekici hale getiriyor.

Barok saltanatının en güzel örneklerini gözler önüne seren Dresden, 15. yüzyıldan bu yana Almanya’nın Saksonya Eyaletinin başkenti olmuş ve yüzyıllarca Saksonya krallarını ağırlamış. Şehrin göz kamaştırıcı başyapıtlarının bir çoğu 18. yüzyılda yaşamış Augustus ve oğlu Frederick Agustus II zamanından kalma. Şehrin sokakları, insanlarının samimiyeti, şehrin dinginliği size Almanya da bulunduğunuzu unutturuyor. Berlin ve Leipzig ile birleştirilerek harika bir rota olabilir.

dresden city

Doğu Almanya sınırları içinde kalan ve II. Dünya Savaşının son günlerine kadar tek bir saldırı almayan Dresden, Almanya’nın teslim olmasına rağmen savaşının son günlerinde (13-14 Şubat) tarihin en acı savaş sahnelerinden birine maruz kaldı. Müttefik devletler bombalanan İngiliz şehirlerinin intikamı için tarihte Dresden Bombardımanı olarak geçen saldırı sonucu Alman kaynaklarına göre 230.000 kişi öldü.

Bombardımanda eski şehrin tamamı yıkılmış ve bir masal şehri olarak isimlendirilen Dresden harabeye dönmüş. Bu sayının o zamanki gündemi sarsmak için bilerek bir sıfır fazladan yazılarak verildiği şu anda biliniyor. Bu konuyla ilgili özellikle Berlin duvarının yıkılması sonrasında yapılan birkaç adet film de var.

Beni instagramdan takip edin @yoldaolmak

149,7k Takipçiler
Takip et
   
 

dresden germany

Dresden küllerinde doğan bir şehir. Şehir, zaman içinde kaybettiği anıtlarını şaşırtıcı şekilde birer birer yeniden inşa etti. İkinci Dünya Savaşında gerçekleşen ağır hasarlara rağmen Eski Şehir en güzel yapılarını korudu veya yeniden geri kazandı. Frauenkirche, Zwinger, Semper Operası, Elbe sarayları veya Hellerau Bahçe Şehri. Dresden’de şimdi nereye bakarsanız sizi heyecanlandıracak tarihi yapılarıyla Almanya’nın gözde şehirlerinden biri. Şehirde halen süren bir çok restorasyon çalışması var.

Kentin en ünlü manzara seyir noktası Brühl Terrace, şehrin dünya çapında neden bir kültür şehri olduğunu anlatmaya yetiyor. Zarif Elbe Nehri‘nin tepesinde, nehri süsleyen köprülere bir bakış atabileceğiniz terasın arkasında Rönesans, Barok ve Klasisizm tarzlarındaki muhteşem binalarıyla Dresden’in merkezi yer alıyor.

Elbe Nehri ile şehir Alstadt ve Neustadt olmak üzere ikiye ayrılmış. Bu iki yakayı ihtişamlı Augustus Köprüsü birleştiriyor. Dresden’in tarihi merkezi zarif bir şekilde Elbe Nehri’nin sol kıyısında yer alıyor. Rönesans, barok ve 19. yüzyıldan kalan binalar kentin karakterini belirliyor. Altmarkt Meydanı ve Prager Caddesi mağazalar, restoranlar, kahveler ve sanat merkezleriyle çevrili.

dresden blog
Brühl Terrace’tan Elbe Nehri

Hemen yanında bulunan ve hiç de çekici bir yer olmayan Kulturpalast’a (Kültür Sarayı) rağmen Altmarkt, dev kare şekli ve onu çevreleyen sokaklar tam anlamıyla Dresden’in gerçek merkezi dedirtiyor. 1950’lerin Stalinist döneminden etkilenmiş kolonlu yapıları şehir planlamacılarının amansız bir şekilde burayı otoparka dönüştürme çabalarından sağ olarak çıkmayı başarmış.

Tekrar yapılan Rathaus (Belediye Binası) burada bulunuyor. Dresdenliler arabanızı buraya park etmemeniz konusunda çokça dalga geçmekteler çünkü sürekli bir inşaat halinde olduğundan dolayı döndüğünüzde arabanızı bulamayabilirsiniz.

Dresden’in olağanüstü barok başyaptı, Kale Avlusu olarak bilinen Zwinger‘e görkemli kapı Kronentor’dan giriliyor. Augustus bu başyapıtı yaratmak için, mimar Matthaus Daniel Pöppelmann’ın önderliğinde sanatçılardan ufak bir ordu kurmuş. Çalışmalar 1707’de başlanan çalışmalar 1728’de tamamlanmış. Devasa avlu içerisinde etkileyici bahçeler, nefis havuzlar, çeşmeler ve birbirine bağlı görkemli 5 köşk bulunuyor.

dresden gezi
Zwinger, Dresden, Almanya

Almanya’nın en meşhur opera binalarından Semperoper, Elbe Nehri’nin kıyısında, Tiyatro Meydanında (Theatherplatz) bulunuyor. Richard Wagner’in muhteşem operası Rienzi, Der Fliegende Hollander ve Tannhause ile Richard Strauss’un Salome, Elektra ve Der Rosenkavalier gibi eserlerin gösterildiği bina kültürel açıdan çok büyük bir öneme sahip.

Dresden’i Almanya’nın müzik ve kültür merkezi yapmak için çok fazla uğraşan bir başka sanatçı Weber’in hemen operanın dışında Zwinger’in gölgesinde bir heykeli bulunuyor. Opera seven biri olmasanız bile Semper’in o iç tasarımına hayran olacağınıza eminim. Muhteşem renkler, kusursuz işlenmiş mermer ve mobilyalar baştan çıkarıcı bir havaya sahip.

dresden hakkinda
Küllerinden doğan Frauenkirche Kilisesi

Elbe nehrinin hemen yakınında kurulmuş Frauenkirche Kilisesi, şehrin yine diğer bir barok mimari başyapıtı. Dresden’in eski kent merkezinin önemli bir bileşeni olarak 1743’te tamamlandı. II. Dünya Savaşındaki Dresden bombalanmasında kilisenin görkemli duvarları tamamen yanmış ve izleyen 50 yıl boyunca da bir moloz yığını halinde meydanda kaldı.

1990’ların başlarında Dresdenlilerin girişimleri ve Saksonya Lutheran Kilisesinin de desteğiyle, Barışın simgesi Kadınlar Kilisesi olarak bilinen Frauenkirche, İkinci Dünya Savaşında yıkılmasından 60 yıl sonra 2005’te yeniden açıldı. Bugün şehir merkezinde rekonstrüksiyonun en ünlü sembolü olarak, kente hâkim barok kubbesinin görkemiyle ziyaretçileri selamlıyor.

kemal kaya dresden

Ülkenin sanat hazineleri Alman şehirlerine dağıtıldığında görünen o ki çok da adil olunmamış. Dresden’de toplanan kültür hazineleri o kadar çok ki, bugün ziyaretçileri bu zengin kültür hazinelerinin ihtişam karşısında şaşırtabiliyor. Saksonya hazineleri ve mücevherlerinin sergilendiği Kraliyet Sarayı Residenzschloss ve Saray Müzesi gezilecek yerler arasında. Sakson düklerinin yüzyıllar boyunca topladıkları Osmanlı koleksiyonu sergisi Türckische Cammer (Türk Odası) görmeye değer.

Saraylardan sonra biraz daha şehrin içine doğru sokulduğumuzda ilk olarak 1738’de yapılmış Barok-Roman stili Hofkirche çıkıyor karşınıza. Barok eserin dış yüzünü süsleyen heykeller ile pek bir görkemli. 102 mt uzunluğunda 24000 parça porselenden yapılmış, Saksonya hanedanlığına hükümdarlık yapmış 35 Saksonya Kralı’nın hikayelerini betimleyen Dük Alayı isimli duvar resmi, Dresden’in en gösterişli eserleri arasında.

Elbe Nehrinin romantik kıyısı, huzur verici Grosser Garten (Büyük Bahçe) ve yakında bulunan, sınırsız serbest zaman değerlendirme ve spor yapma olanakları sunan Sächsische Schweiz (Saksonya İsviçresi) diğer görülecek yerler arasında Almanya’nın on beş büyük şehri arasında yer alan şehrin sakinleri burada spor yaparken izlemek iyi fikir olabilir.

almanya dresden
Yağmurdan sonra gezdiğim Dresden sokakları

Hem Federal Almanya, hem de Demokratik Alman Cumhuriyeti için sınır bölgesi olduğundan bakir kalmış Elbe Vadisi, resmen Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştı. Ancak Dresden merkezde nehrin üzerine yapılan Waldschlößchen Köprüsü, 2009’da UNESCO’nun unvanı geri çekmesine neden oldu. Böylece kültür kategorisinde ilk kez bir UNESCO unvanı geri çekilmiş oldu.

Almanya’nın yeniden birleşmesinin yirmi beşinci yılında açılan Elbe Bisiklet Yolu, 40 yıl boyunca Doğu ve Batı Almanya arasındaki sınırın bir parçası Elbe Nehri boyunca ilerliyor. Sürükleyici filmlere konu olmuş güzergah boyunca Dessau’daki Bauhaus gibi kült mekanların yanı sıra, çevrenin etkileyiciliği keşfedilebiliyor.

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın